Gazete Kritik Siyaset Ahmet Davutoğlu’ndan Tom Barrack tepkisi: “Ulusal egemenlik Washington’dan alınmaz”

Ahmet Davutoğlu’ndan Tom Barrack tepkisi: “Ulusal egemenlik Washington’dan alınmaz”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’de yaptığı açıklamalarda ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın sözlerine sert tepki gösterdi. Davutoğlu, ulusal egemenlik, okul saldırıları, Gülistan Doku dosyası ve gözaltına alınan maden işçileri üzerinden iktidara dikkat çeken mesajlar verdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’de Yeni Yol grup toplantısında yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Davutoğlu, bu özel günün hem çocuklar hem de ulusal egemenlik açısından güçlü bir anlam taşıdığını ifade etti.

Ulusal egemenliğin yalnızca sözle değil, güçlü bir milli iradeyle ayakta tutulabileceğini vurgulayan Davutoğlu, bu iradeyi temsil edenlerin milleti temsil etme hakkına sahip olduğunu söyledi. Bu konuda sessiz kalanların ve taviz verenlerin ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ruhuna zarar vereceğini savundu.

Davutoğlu’nun açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Orta Doğu ve Türkiye’ye ilişkin sözlerine gösterdiği tepki oldu. Barrack’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meşruiyet aradığı ve bu meşruiyetin ABD Başkanı Donald Trump tarafından verildiği yönündeki ifadelerine sert çıkan Davutoğlu, Türkiye’de meşruiyetin adresinin TBMM ve Türk milleti olduğunu vurguladı.

“Bu küstah sözlere sessiz kalınmamalı”

Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da doğrudan seslenerek, Tom Barrack’ın açıklamalarına karşı sessiz kalınmaması gerektiğini söyledi. Bu sessizliğin, şehitlerin aziz hatırasına zarar verdiğini ifade eden Davutoğlu, büyükelçinin önce yaptığı açıklamaların yanlışlığını anlaması, ardından da Washington’a gönderilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’de devletin güçle değil adaletle yürüdüğünü vurgulayan Davutoğlu, meşruiyetin dışarıdan değil, milletten alındığını belirtti. Ulusal Egemenlik Bayramı’nın yalnızca sloganlarla değil, ulusal onurla kutlanabileceğini ifade eden Davutoğlu, iktidardan bu konuda açık ve güçlü bir duruş beklediğini söyledi.

Tom Barrack’a yönelik sözlerinde tarihsel göndermelerde de bulunan Davutoğlu, bu toprakların köklü devlet geleneğine dikkat çekti. Türkiye’nin siyasal meşruiyet anlayışının dış etkilerle şekillenmeyeceğini ifade eden Davutoğlu, bu konuda herhangi bir ima ya da yönlendirmeyi kabul etmediklerini ortaya koydu.

Okul saldırıları sonrası 10 maddelik çağrı

Davutoğlu, konuşmasında Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarına da değindi. Bu tür acı olaylar üzerinden siyaset yapmayacaklarını ancak sorumluların da hesap vermesi gerektiğini söyledi. Seçilmiş yöneticilerin görevlerinin, yaşanan trajediler karşısında çözüm üretmek olduğunu belirten Davutoğlu, olayların ardından atılması gereken acil adımları da sıraladı.

Bireysel silahlanmanın önlenmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, başta okullar olmak üzere kamu alanlarında güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulundu. Tüm okullarda belirli bir takvim çerçevesinde psikolojik taramalar yapılmasını isteyen Davutoğlu, gençlerin yaşadığı sorunların kaynağının tespit edilmesi gerektiğini kaydetti.

Okullarda psikolojik rehberlik çalışmalarının yoğunlaştırılması gerektiğini belirten Davutoğlu, gençleri hedef alan sokak çetelerine karşı da kararlı mücadele çağrısı yaptı. Mafyatik kültürün gençlere bir kariyer alanı gibi sunulmasına izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, şiddet kültürünü yaygınlaştıran yapımlara karşı da net tedbirler alınmasını istedi.

Uyuşturucu çeteleriyle mücadelenin yalnızca söylem düzeyinde kalmaması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, gençleri umutsuzluğa sürükleyen ekonomik şartların da iyileştirilmesini talep etti. Her okulda veliler, öğretmenler, yöneticiler ve lise düzeyinde öğrencilerden oluşan kurullar kurulmasını önerdi.

Gülistan Doku dosyasında sert sözler

Davutoğlu’nun gündeme taşıdığı bir diğer başlık ise Gülistan Doku dosyası oldu. Bu olayın yalnızca tek bir dosya olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Davutoğlu, hukuk düzeninin temel görevinin canı, aklı, inancı, nesli ve mülkü korumak olduğunu ifade etti. Bu değerlerin korunamadığı yerde ne hukukun ne de devletin anlam taşıyacağını savundu.

Gülistan Doku’nun devlete emanet bir genç olduğunu söyleyen Davutoğlu, olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen tatmin edici bir sonuca ulaşılamamasını sert sözlerle eleştirdi. Dosyanın yeniden açılmasını önemli bulduğunu belirten Davutoğlu, geçmişte sorumluluğu bulunan isimlerin de hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

Kadınların güvenliğinin ve onurunun devletin sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Davutoğlu, kadını koruyamayan bir anlayışın aileyi de koruyamayacağını söyledi. İktidarın toplumun temel değerlerini korumak yerine koltuk, makam ve maaşlarını koruduğunu savundu.

Maden işçileri için Meclis çağrısı yaptı

Davutoğlu, konuşmasının son bölümünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem yapan ve daha sonra gözaltına alınan Bağımsız Maden İş Sendikası üyelerine de değindi. Maden işçilerini ziyaret etmek istediğini belirten Davutoğlu, 110 madencinin sabah saatlerinde gözaltına alındığını hatırlattı.

Sendika temsilcisi Gökay Çakır’ın Meclis’e girişinin yasaklandığını belirten Davutoğlu, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının derdini Meclis’e anlatamamasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Grup başkanları ve grup başkanvekillerine seslenen Davutoğlu, maden işçilerinin Meclis’e alınmasının bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Kim maden işçilerinin Meclis’e girişini engellerse ya da buna sessiz kalırsa, bu tavrın suça ortak olmak anlamına geleceğini savunan Davutoğlu, konuşmasını mücadele ve hesap sorma vurgusuyla tamamladı. Açıklamalarında ulusal egemenlikten güvenliğe, adaletten toplumsal sorumluluğa kadar birçok başlıkta sert ve net mesajlar veren Davutoğlu, iktidarı sessizlik ve sorumsuzlukla eleştirdi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *