Gazete Kritik Siyaset Ahmet Davutoğlu’ndan Hürmüz Boğazı çıkışı: Türkiye merkezli dört ülkelik diplomasi önerisi

Ahmet Davutoğlu’ndan Hürmüz Boğazı çıkışı: Türkiye merkezli dört ülkelik diplomasi önerisi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin çözümü için Türkiye’nin öncülüğünde Pakistan, Malezya ve Endonezya ile ortak bir diplomatik ve güvenlik girişimi başlatılmasını önerdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı “günün sorusu” videoları kapsamında bu kez Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizi değerlendirdi. “Hürmüz Boğazı düğümü nasıl açılır? Cumhurbaşkanı ne gibi bir diplomasi yürütmeli” başlıklı açıklamasında Davutoğlu, yaklaşık 35 gündür Körfez’de yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, tüm dünyayı etkileyebilecek sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Davutoğlu, bölgede yaşanan sürecin taşıdığı risklere dikkat çekerek, ortaya çıkan tablonun çok daha geniş çaplı sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Krizin mevcut seyrinin, küresel etkileri bakımından son derece hassas bir noktaya ulaştığını vurgulayan Davutoğlu, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin sadece bölge ülkelerini değil, uluslararası ticaret ve güvenlik dengelerini de doğrudan etkilediğini dile getirdi.

“Süreç stratejik planlama ve etki analizinden yoksun başladı”

Davutoğlu, Amerika-İsrail koalisyonunun İran’a yönelik başlattığı sürecin stratejik planlama ve etki analizi bakımından eksik olduğunu savundu. Kısa sürede rejim değişikliği hedeflendiğini ancak beklenen sonucun alınamadığını belirten Davutoğlu, gelinen aşamada bölgede büyük bir yıkım tablosunun ortaya çıktığını söyledi.

En ağır sonucun ise İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimin büyümesi olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu gelişmenin bölgede kırılganlığı daha da artırdığını vurguladı. Mevcut denklemde üç temel taraf bulunduğunu belirten Davutoğlu, bunların Amerika-İsrail koalisyonu, İran ve başta Suudi Arabistan olmak üzere Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu kaydetti.

Son dönemde yapılan açıklamaların özellikle Hürmüz Boğazı’na yoğunlaştığını belirten Davutoğlu, Donald Trump’ın söylemlerinin de bu başlık etrafında şekillendiğini söyledi. Trump’ın açıklamalarında askeri güç vurgusunun öne çıktığını ancak aynı zamanda boğazın açık tutulmasına özel önem verildiğini ifade etti.

“Mevcut seçenekler yeni sorunlar doğurabilir”

ABD’de üst düzey askeri görev değişikliklerine de işaret eden Davutoğlu, NATO’nun sürece dahil edilmeye çalışıldığını ancak üye ülkelerin temkinli davrandığını ve bu yöntemin beklenen sonucu vermediğini söyledi. Bunun ardından ikinci bir seçenek olarak Körfez’den geçen ticari hatlarda çıkarı bulunan ülkelerin devreye çağrıldığını aktaran Davutoğlu, Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin olası rollerinin tartışıldığını ifade etti.

Ancak Davutoğlu’na göre bu ülkelerin sahaya dahil olması yeni jeopolitik sorunları da beraberinde getirebilir. Hindistan’ın İsrail ile ilişkileri nedeniyle İran tarafından kabul edilmeyebileceğini belirten Davutoğlu, Çin’in devreye girmesinin ise ABD ile rekabeti daha görünür hale getirebileceğini söyledi. Japonya ve Güney Kore’nin de tek başına yeterli kapasiteye sahip olmadığını belirten Davutoğlu, bu nedenle daha dengeli ve kabul edilebilir bir formüle ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Türkiye, Pakistan, Malezya ve Endonezya önerisi

Davutoğlu, hem İran’ın hem de Körfez ülkelerinin güven duyabileceği, aynı zamanda ABD’nin de itiraz etmeyeceği bir ülke grubunun oluşturulması gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede Türkiye, Pakistan, Malezya ve Endonezya’dan oluşacak bir koalisyonun Hürmüz Boğazı’nda askeri denetim ve geçiş güvenliğini sağlayabileceğini söyledi.

Söz konusu dört ülkenin hem İran hem de Körfez ülkeleriyle iyi ilişkilere sahip olduğunu belirten Davutoğlu, aynı zamanda ABD ile diyalog kanallarının da açık olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle önerdiği yapının kriz yönetiminde daha işlevsel bir rol oynayabileceğini savundu.

Davutoğlu’na göre öncelikle bu dört ülkenin liderleri bir araya gelmeli ve ortak bir harekât planı hazırlamalı. Ardından ABD nezdinde girişimlerde bulunularak operasyonların durdurulması sağlanmalı ve geçici ateşkes için uygun müzakere zemini oluşturulmalı.

Ateşkes, Tahran temasları ve saldırmazlık zemini

Davutoğlu, bir sonraki aşamada İran ile doğrudan temas kurulmasını ve Tahran’da görüşmeler yapılmasını önerdi. İlk hedefin, ateşkes süresince Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanması olması gerektiğini belirten Davutoğlu, bu adımın ardından kalıcı ateşkesin temel unsurlarının konuşulabileceğini söyledi.

Bu çerçevede İran’ın nükleer programı, balistik füze kapasitesi, Körfez ülkeleriyle ilişkileri ve vekâlet savaşlarının ele alınabileceğini belirten Davutoğlu, nihai aşamada ise bir saldırmazlık paktına zemin hazırlanabileceğini ifade etti.

“Daha büyük çatışma riski önlenebilir”

Davutoğlu, önerdiği diplomatik girişimin İsrail’in bölgedeki etkisini sınırlayabileceğini ve daha geniş çaplı bir çatışmanın önüne geçebileceğini söyledi. Türkiye’nin öncülüğünde Pakistan, Malezya ve Endonezya ile birlikte yürütülecek bir girişimin Hürmüz Boğazı’ndaki krizin çözümünde önemli bir rol oynayabileceğini vurgulayan Davutoğlu, önceliğin bu düğümün çözülmesi olduğunu kaydetti.

Açıklamasının sonunda, böyle bir girişimin karşılık bulması halinde bölgede daha büyük bir çatışma riskinin önüne geçilebileceğini belirten Davutoğlu, diplomatik inisiyatifin gecikmeden hayata geçirilmesinin önemine işaret etti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *