Gazete Kritik Meclis Selçuk Özdağ'dan fon krizi yorumu: Af dileyenler ceza almaktan kurtuluyor!

Selçuk Özdağ'dan fon krizi yorumu: Af dileyenler ceza almaktan kurtuluyor!

Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, kamuoyundaki "fon krizi" üzerine yaptığı açıklamada yolsuzluk iddialarını eleştirerek, iktidarın şeffaf olmaktan uzak olduğunu ve yolsuzluk yapanların adalet önüne çıkarılmadığını belirtti. Özdağ, olayın büyük zararlar doğurduğunu vurguladı.

Selçuk Özdağ'dan fon krizi yorumu: Af dileyenler ceza almaktan kurtuluyor!

Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen gelişmelere ilişkin, "Yolsuzun, hırsızın, milletin parasına göz dikenin partisi olmaz. Kim hazinenin bir kuruşunu çalmışsa gereken mutlaka yapılmalıdır. Yolsuzluk var algısıyla rakiplerini yargı sopasıyla döven iktidar kendi yolsuzuna, hırsızına sıra gelince merhamet abidesi kesilmektedir. Af dileyen yoldan çıkmışların adalet önüne çıkarılmasına bile mani olmaktadır. Belli ki Cumhurbaşkanı'ndan affını dileyenler işledikleri cürmün hesabını hukuka vermekten de kurtulmuş oluyorlar" dedi.

Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İktidar mensuplarının da işin içinde olduğunu öne süren Özdağ, fon skandalının kitlesel dolandırıcılığın ve halk soygunculuğunun son örneği olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti. Özdağ, Sermaye Piyasası Kurulu'nun açıklamasına göre 455 bin 758 tekil yatırımcıyı ilgilendiren gelişmelerin 20 milyar ile 25 milyar dolar arasındaki bir rakamdan bahsedildiğini aktardı. Türkiye şeffaf bir ülke olmadığı için rakamların bilinmediğini savunan Özdağ, rakamın TL bazında 1 trilyon liraya tekabül ettiğini söyledi.

Türkiye'nin 2026 yılı için ödeyeceği faizin yıl sonuna kadar 1 trilyon 700 milyar lira olduğunu ifade eden Özdağ, "Bunun 1 trilyon lirasını yaklaşık 130'a yakın kişi hiç ettiler ve 455 bin kişinin parasını da hiç ettiler. Diğer bir deyişle 14 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir dolandırıcılık vakasıyla karşı karşıyayız. 11 ilimizi kapsayan 6 Şubat deprem felaketinin ülkemize maliyetine yakın bir maliyet yüklendi" diye konuştu.

"HER ŞEY TESADÜFEN ORTAYA ÇIKIYOR"

Konunun sadece 455 bin 758 tekil kişiyi değil, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşını ilgilendirdiğini dile getiren Özdağ, milyar dolarlar konuşulduğunda siyasi, ahlaki ve toplumsal bir depremin yıkıntılarının görüldüğünü kaydetti.

Avrupa'nın söz konusu gelişmelere ilişkin Türkiye'yi bilgilendirmemesi veya YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin kamuoyuna duyurmaması halinde konunun ortaya çıkmayacağını savunan Özdağ, "Zaten Türkiye'de bütün yolsuzluklar, bütün hırsızlıklar, bütün rüşvetler, bütün iltimaslar ve irtikaplar tesadüfen ortaya çıkıyor. Bu spekülasyon dolandırıcılığı tam anlamıyla iktidarın ekonomik vizyonunu ve şimdiye dek yürüttüğü icraatları yansıtan türden bir olaydır. Önümüzdeki günlerde bu spekülatif soyguna iktidar kanadından birçok kişinin daha bulaştığının ortaya çıkması sürpriz olmayacaktır. Atalarımızın sözü mevcut manzarayı veciz bir şekilde özetlemektedir: 'Su testisi su yolunda kırılır' diyorlardı. Evet, su testisi su yolunda kırılmıştır" değerlendirmesinde bulundu.

"131 FON HAKKINDA TASFİYE KARARI ALINDI"

Olayın vatandaşın devlete olan güvenini yıktığını kaydeden Özdağ, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon hakkında tasfiye kararı alındığını hatırlattı. Özdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Organize şekilde piyasaları manipüle edip dolandırıcılık yaptıkları aşikar olan bu şebekenin verdiği zarar nasıl karşılanacaktır? Birikimi çalınan 500 bine yakın vatandaşın kaybı nasıl giderilecektir? Bu zarar diğer yolsuzluklarda olduğu gibi hazineden karşılanıp 86 milyonun yani milletimizin sırtına mı yıkılacaktır? İktidar partisi bu organize soygunu tüm yönleriyle açığa çıkarmalı, çalanların çaldıklarını gırtlaklarından söküp hak sahiplerine iade etmeli, bu soygunun faturasını millete ödetmeden bir çözüm yolu bulmasını aramalıdır.

İktidar partisi belediye seçimlerini kaybettiğinden beri maalesef dengesini kaybetmiştir. Muhalif belediye başkanlarını yolsuzluk gerekçesiyle gözaltına alıp tutuklarken, boyun eğmeyenleri de şantaj ve baskılarla istifa ettirirken, bünyesine katarak alışkanlık haline getirmeyi, geçmişte siyasi ahlaksızlık olarak nitelediği ne varsa bugün kendisi yapmakta, bunu da topluma başarı olarak takdim etmektedir.

"YOLSUZLUKLAR, İKTİDARDAN OLUNCA KENDİLERİNİ KURTARMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Yolsuzun, hırsızın, bilmem kimin malına göz dikenin partisi olmaz. Kim hazinenin bir kuruşunu çalmışsa gereken mutlaka yapılmalıdır. Lakin iktidar partisinin niyetinin milletin malını korumak olmadığı da ortadadır. Yolsuzluk var algısıyla rakiplerini yargı sopasıyla döven iktidar kendi yolsuzuna, kendi hırsızına sıra gelince birdenbire merhamet abidesi kesilmektedir. Affına sığınan, af dileyen yoldan çıkmışların adalet önüne çıkarılmasına bile mani olmaktadır. Yani yolsuz kendilerinden olunca mevcut görevinden istifa etti mi iş bitiyor. Veyahut da partilerinden ayrıldı mı iş bitiyor. Belli ki Cumhurbaşkanı'ndan affını dileyenler işledikleri cürmün hesabını hukuka vermekten de kurtulmuş oluyorlar.

Anayasaya göre Cumhurbaşkanı'nın herhangi bir şahsın yargılanmasını engelleyebilecek bir af yetkisi yoktur. Ancak yargılanıp hüküm giymiş birisini affedebilir Sayın Cumhurbaşkanı. Böyle bir hakkı vardır ama sözlü olarak 'Affettim seni' dediği kişileri yargılanmaktan kurtaracak bir yetkisi bulunmamaktadır. Muhalefetteki isimlerden birileri bir yolsuzluğa bulaştığında hukuk gereğini yapıyor. Hatta onların pirelerini deve yapıyor. Ama yolsuzluklar iktidardan olunca istifa ederek kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanı'nın affına sığınıp hayatlarına devam ediyorlar. Böyle bir hukuk, böyle bir adalet olur mu?"

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız