Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Rıfat Turuntay Nalbantoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2027 Yılı Bütçesi üzerindeki tartışmalara katıldı. Nalbantoğlu, konuşmasında kamuoyunu derinden etkileyen fon krizini "asrın soygunu" olarak nitelendirdi ve bütçe hakkının tarihsel önemine işaret eden Magna Carta'ya referans verdi.
Bütçe Hakkının Önemi ve Sorunları
Nalbantoğlu, bütçe hakkının yalnızca rakamların değerlendirilmesi ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda harcamaların şeffaf bir şekilde denetlenmesi gerektiğini vurguladı. "Magna Carta, bütçe hakkını güvence altına alan bir belge olduğu kadar, kralın yetkilerini de sınırlayarak anayasal demokrasilerin ve parlamenter sistemlerin temellerini oluşturmuştur" diyen Nalbantoğlu, günümüzde ise bu değerlerin kaybolduğuna dikkat çekti. Bütçe hakkının, planların ve programların uygulanma durumunu incelemek, ihmal veya suistimallerin engellenmesi için caydırıcı önlemlerin alınması sürecini kapsadığını belirtti. Bu bağlamda, mevcut durumda anayasal demokrasinin ve bütçe hakkının ciddi bir tehdit altında olduğunu ifade etti.
Fon Krizinin Nedenleri ve Boyutları
Nalbantoğlu, Eylül ayı başında açıklanan Orta Vadeli Program sonrasında ortaya çıkan fon krizinin kamu mali denetimindeki çöküşü ortaya koyduğunu belirterek, “Devlet ve sistem tamamen çökmüş durumda. Kaçırılan rakam ise 187 milyar 653 milyon lira olarak öne çıkıyor” dedi. Bu durumun, borsa, siyaset, denetim ve kamu yönetimi açısından pek çok farklı boyutu olduğunu aktaran Nalbantoğlu, sürecin, çok yönlü bir organize iş ve örgütlü suç olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu karmaşık ve büyük finansal kaynağın, güçlü bir yetki ve denetim mekanizmasının oluşturulmasıyla önlenmesi gerektiğini ifade etti.
Mali Denetim Sorunları ve Çözüm Önerileri
Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde, kamusal mali denetim kurumlarının özerkliğini sorgulayan Nalbantoğlu, yüksek denetim organları ve iç denetim birimlerinin üzerindeki siyasi baskılara dikkat çekti. Bu noktada kendisinin de üyesi olduğu 150 bin serbest muhasebeci ve yeminli mali müşavirlerin yaşadığı uzun süredir çözüm bekleyen sorunlara değindi. Nalbantoğlu, bu sorunların çözülmesi için gereken yasaların bir an önce yürürlüğe girmesi gerektiğine vurgu yaptı. Mali denetim alanındaki bu aksaklıkların giderilmesi, kamuda şeffaflığın azaltılması anlamına geldiği için son derece elzem olduğunun altını çizen Nalbantoğlu, halkın güvenini yeniden inşa etmenin yollarını aramak zorunda olduklarını ifade etti.
