Köklü bir geçmişe ve köklü bir tıp geleneğine sahip olan İstanbul Üniversitesi ile Gazi Üniversitesi başta olmak üzere üniversitelerin kurumsal aidiyetlerinin, hazırlanan bir tasarı ile ortadan kaldırılması kabul edilemez. Bu durum, eğitim sisteminin ve akademik yapının derinlemesine sorgulanmasına yol açmaktadır.
Bilimsel Eğitime Yönelik Tehditler
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının, Türkiye'deki bilimsel, çağdaş ve laik eğitime karşı açık bir savaş başlattığı yenilenen bir bölünmüşlük olarak ortaya çıkıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”, bu durumu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu tasarı, üniversitelerin köklü geçmişini, kültürlerini ve geleneklerini tehdit etmekte, bilimsel ve özerk eğitimi tehlikeye atmaktadır. Yeni düzenlemelerle, üniversitelerin kimlikleri ciddi anlamda zedelenmekte, akademik özgürlükler kısıtlanmaktadır.
Kurumsal Değişikliklerin Olumsuz Etkileri
TBMM Başkanlığına sunulan bu tasarı, üniversitelerin kurumsal yapısını zayıflatmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Yeni üniversitelere aktarılacak akademik kadroların, mevcut yapıların tasfiyesine neden olabileceği endişesi oldukça yüksektir. Eğitim çalışanlarının özlük hakları, saygınlıkları ve gelecekleri açısından bu durum son derece etkileyici bir tehdit oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra, geçmişte mezun olan öğrencilerin diplomalarının da değerini yitirmesi, Türkiye’nin saygın tıp kurumlarını etkisiz hale getirecektir. Bu durum, halk sağlığı üzerinde çok olumsuz etkilere yol açacaktır.
Doktorlar Arasında İntihar Vakaları ve Eğitim Sorunları
Mevcut tıp fakültelerinde öğretim görevlisi açığı bulunmakta ve bu durum, sağlık alanındaki ciddi endişeleri artırmaktadır. Doktorların arasında intihar vakalarının artması, yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda sağlık sisteminin derin bir krizde olduğunun göstergesidir. Seçim döneminde atılan bu yeni adım, sağlık haklarına yönelik bir tehdit oluşturmakla kalmayıp, Türkiye’nin tıp eğitiminin kalitesini de ciddi şekilde tehdit eder niteliktedir. Eğitimde yapılacak radikal değişiklikler, yalnızca öğrenciler değil, tüm sağlık sistemi için yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Diş Hekimliği Mesleğine ve Eğitimine Yönelik Endişeler
Bir diş hekimi olarak, Türkiye'deki Diş Hekimliği Fakülteleri başta olmak üzere tıp fakültelerinin köklü geçmişinin ve değerinin yok sayılmasını kabul edemem. Öğrenci kontenjanlarıyla oynamak, diş hekimliği mesleğini itibarsızlaştırma çabaları beni derinden endişelendiriyor. Eğitim kalitesinin düşürülmesi, gelecekteki sağlık profesyonellerinin yeterliliğini ve topluma sunacakları hizmetleri tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle, sağlık alanındaki tüm aktörlerin, bu tehlikeli düzenlemelere karşı seslerinin yükseltilmesi gerekmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Gamze AKKUŞ İLGEZDİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı
