Aile Bakanlığı: 1.912 Çocuk Kayıt Altına Alındı, 1.877’si Ailelerine Teslim Edildi
Adnan Şefik Çirkin, deprem sonrası ailesinden ayrı düşen çocuklara ilişkin verilerde tutarsızlık olduğunu belirtti. Çirkin’in aktardığına göre, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı daha önce verdiği yanıtta, deprem nedeniyle refakatçisi olmayan 1.912 çocuğun Afet Yönetim Çocuk Modülü üzerinden kayıt altına alındığını bildirdi.
Bakanlığın açıklamasında; DNA eşleşmeleri, kimlik kontrolleri ve TÜBİTAK tarafından geliştirilen Deringörü yüz tanıma sistemi sayesinde 1.877 çocuğun ailesine veya yakınlarına teslim edildiği ifade edildi. Ayrıca:
1 çocuğun tedavisinin sürdüğü,
6 çocuğun aile odaklı hizmetlerden yararlandığı,
12 çocuğun bakım ve koruma altında olduğu,
16 çocuğun ise hayatını kaybettiği,
Kimliği belirlenemeyen çocuk bulunmadığı belirtildi.
İçişleri Bakanı: “30 Kayıp Çocuk Halen Aranıyor”
Buna karşın, Çirkin’in dikkat çektiği diğer açıklama ise Ali Yerlikaya’nın 13 Kasım 2024’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı değerlendirme oldu. Yerlikaya burada, 6 Şubat depremlerinde kayıp olduğu belirtilen 75 kişiden 30’unun çocuk olduğunu ve arama çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı 3 Şubat 2026 tarihli açıklamasında, kamu kurumları tarafından “kayıp ve bulunamayan çocuk sayısı” başlığı altında yayımlanmış resmi bir istatistik bulunmadığını duyurdu.
Çirkin’in İçişleri Bakanlığı’na Yönelttiği Sorular
Çirkin, iki açıklama arasındaki farkın açıklığa kavuşturulması için İçişleri Bakanlığı’na şu soruları yöneltti:
“Kimliği belirlenemeyen çocuk bulunmamaktadır” ifadesi ile “30 kayıp çocuk aranıyor” açıklaması arasındaki çelişkinin nedeni nedir?
Kayıp olduğu belirtilen 30 çocuk, daha önce kayıt altına alınan 1.912 çocuk arasında mıdır?
İçişleri Bakanlığı’nın kayıp çocuklara ilişkin resmi bir veri tabanı var mıdır?
Diğer bakanlıklarla veri paylaşımı yapılmakta mıdır?
Türkiye’de kayıp çocuklara ilişkin resmi istatistik neden tutulmamaktadır?
Aile Bakanlığı’na Yöneltilen Sorular
Çirkin, aynı soruların benzerini Mahinur Özdemir Göktaş’a da yöneltti. Özellikle şu noktaların yanıtlanmasını istedi:
Deringörü yüz tanıma sistemi ve DNA eşleşmelerine rağmen eşleşme sağlanamayan çocuk vakası bulunup bulunmadığı, varsa sayısı
İçişleri Bakanlığı ile veri paylaşımı yapılıp yapılmadığı
Kayıp çocuklara dair resmi istatistik neden oluşturulmadığı
Kayıplara ilişkin envanter çalışmasının olup olmadığı
“Kayıp Çocuklar İçin Neden Ulusal Envanter Yok?”
Çirkin, 1999 depreminden bu yana Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşadığına dikkat çekerek, kayıp çocuklar ve kayıplara ilişkin merkezi bir envanterin neden oluşturulmadığını da gündeme taşıdı.