Gazete Kritik Meclis CHP’li Türeli iş cinayetlerini Meclis’e taşıdı: “Güvenli çalışma ortamı anayasal zorunluluktur”

CHP’li Türeli iş cinayetlerini Meclis’e taşıdı: “Güvenli çalışma ortamı anayasal zorunluluktur”

CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, iş cinayetlerine ilişkin hazırladığı soru önergesini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sundu. Türeli, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’na rağmen işçi ölümlerinin önlenemediğini belirterek sistemin köklü biçimde yenilenmesi gerektiğini söyledi.

CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, Türkiye’de çalışma yaşamının en ağır sorunlarından biri olan iş cinayetlerini Meclis gündemine taşıdı. Türeli, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin mevcut haliyle işçi ölümlerini önleyemediğini vurguladı.

Türeli, yaptığı açıklamada Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sorununun yalnızca bürokratik bir aksaklık olarak görülemeyeceğini belirtti. Her yıl binlerce işçinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Türeli, bu tablonun kronik bir toplumsal yara haline geldiğini söyledi.

30 Haziran 2012 tarihinde büyük iddialarla yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın aradan geçen 13 yıla rağmen can kayıplarını engelleyemediğini kaydeden Türeli, ölümlerin artarak sürdüğünü dile getirdi. Kamuoyunda artık “iş cinayetleri” olarak adlandırılan bu durumun, yasal düzenlemelerin sahada yeterli karşılık bulmadığını gösterdiğini ifade etti.

“İstatistiklerin ötesinde ağır bir bilanço var”

Rahmi Aşkın Türeli, iş cinayetlerine ilişkin verilerin yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, her bir ölümün büyük bir toplumsal kayıp anlamına geldiğini belirtti. İSİG Meclisi verilerine dikkat çeken Türeli, 2013-2026 Nisan döneminde toplam 25 bin 49 işçinin iş cinayetleri nedeniyle hayatını kaybettiğini aktardı.

Verilere göre 2013 yılında 1.235, 2014 yılında 1.886, 2015 yılında 1.730, 2016 yılında 1.970, 2017 yılında 2.006, 2018 yılında 1.923, 2019 yılında 1.736, 2020 yılında 2.427, 2021 yılında 2.170, 2022 yılında 1.843, 2023 yılında 1.932, 2024 yılında 1.897, 2025 yılında 2.105 ve 2026 yılının ilk dört ayında 189 işçi yaşamını yitirdi.

Türeli’ye göre bu tablo, 6331 sayılı yasanın iş cinayetlerini azaltmada etkili olmadığını ortaya koyuyor. Yüksek ölümlü iş kazalarının devam etmesi, kağıt üzerinde var olan mevzuatın sahadaki denetimsizlik ve kâr odaklı çalışma düzenini engelleyemediğini gösteriyor.

“Piyasa yönelimli denetim sistemi iflas etti”

CHP’li Türeli, mevcut iş sağlığı ve güvenliği modeline de sert eleştiriler yöneltti. Sistemin en temel sorunlarından birinin iş sağlığı ve güvenliğinin piyasa koşullarına bırakılması olduğunu belirten Türeli, iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimlerinin ücretlerini doğrudan işverenden almasının ciddi bir çıkar çatışması yarattığını söyledi.

Türeli, denetimin özel şirketler eliyle yürütüldüğü “işyeri eksenli” modelin işlemediğini savundu. Kendi maaşını ödeyen işvereni denetlemek zorunda kalan profesyonellerin, sistemin koruyucu unsuru olmaktan uzaklaştığını ifade etti.

Bu yapının cezasızlık algısını güçlendirdiğini belirten Türeli, işçinin yaşam hakkını öncelemeyen piyasacı yaklaşımların yeni iş cinayetlerine zemin hazırladığını söyledi.

Kamu denetiminin ertelenmesine tepki

Rahmi Aşkın Türeli, iş sağlığı ve güvenliği sistemine kamu kurumlarının etkin şekilde dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak bu yöndeki düzenlemelerin yasal değişikliklerle sürekli ertelendiğini belirten Türeli, bunun siyasi iradenin sorunu çözme konusundaki kararsızlığını gösterdiğini ifade etti.

Kamu ayağı eksik, denetimi özel sektöre bırakılmış ve bedeli işçinin canıyla ödenen bir modelin sürdürülemez hale geldiğini söyleyen Türeli, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği sistemini vakit kaybetmeden yeniden ele alması gerektiğini belirtti.

“Radikal dönüşüm artık zorunlu”

Türeli, iş cinayetlerinin önlenmesi için mevcut sistemde küçük değişikliklerin yeterli olmayacağını, köklü bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Bu kapsamda iş güvenliği profesyonellerinin işverenden ekonomik olarak tamamen bağımsız hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

CHP’li Türeli’ye göre iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin ücretleri kamu tarafından finanse edilen bir havuzdan ödenmeli. Böylece denetim mekanizması işveren baskısından uzak, bağımsız ve etkili bir yapıya kavuşturulmalı.

Türeli ayrıca iş cinayetlerinin yoğunlaştığı inşaat, tarım ve madencilik işkolları için özel düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı. Uluslararası Çalışma Örgütü normlarına uygun, yaşam hakkını merkeze alan ve kamusal denetimi esas alan özerk bir otorite kurulması çağrısında bulundu.

Bakan Işıkhan’a 8 soru yöneltti

Rahmi Aşkın Türeli, soru önergesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a iş kazalarının nedenlerinden mevcut sistemin işleyişine kadar birçok başlıkta sorular yöneltti.

Türeli, yüksek ölümlü iş kazalarının nedenlerinin açıklanmasını istedi. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın bugüne kadar işçi sağlığı ve güvenliği açısından katkı sağlayıp sağlamadığını sordu.

Önergede, iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin işverenle ücret ilişkisi içinde olmasının yarattığı sorunlar da gündeme getirildi. Türeli, piyasa yönelimli özel şirketlerce yürütülen işyeri eksenli denetim sisteminin işlemediği yönündeki tespitlere Bakanlığın katılıp katılmadığını sordu.

Kamu kurumlarının sisteme dahil edilmesine ilişkin yürürlük tarihlerinin sürekli ertelenmesini de gündeme getiren Türeli, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği sistemini yeniden gözden geçirmesi gerektiği konusundaki Bakanlık görüşünü talep etti.

İnşaat, tarım ve madencilik için özel düzenleme çağrısı

Türeli’nin önergesinde, iş kazalarının en yoğun görüldüğü inşaat, tarım ve madencilik işkolları için özel düzenlemelerin gündemde olup olmadığı da soruldu. Ayrıca iş kazalarının önlenmesi amacıyla giderleri kamu tarafından karşılanan, özerk bir düzenleme ve denetleme otoritesine dayalı model kurulmasına ilişkin Bakanlığın yaklaşımı öğrenilmek istendi.

CHP’li Türeli, çalışma hayatında iş kazalarının önlenmesi ve azaltılması için ikincil yasal ve kurumsal adımların ne zaman atılacağını da sordu.

Türeli, güvenli çalışma ortamının bir lütuf değil anayasal zorunluluk olduğunu vurgulayarak, işçinin yaşam hakkını koruyamayan mevcut anlayışın yeni iş cinayetlerine davetiye çıkardığını ifade etti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *