AKP milletvekillerinin imzasıyla hazırlanan Türkiye'nin ilk "İklim Kanunu Teklifi", TBMM Başkanlığı’na sunuldu. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, kanun teklifi hakkında önemli eleştirilerde bulundu. Sarıbal, teklifi "çiftçiyi, üreticiyi, tarımı ve gıda güvencesini yok sayan bir anlayışın ürünü" olarak tanımladı. Ayrıca, kanunun ülkenin doğal kaynaklarının sömürülmesinin yasal bir dayanağı olacağını vurguladı. Sarıbal, Chavez’in iklim krizi konusundaki bir söylemini hatırlatarak, hükümetin iklim sorununu çözmedeki sorumluluğunu eleştirdi. Kanun metninde bazı terimlerin sıklığına dikkat çeken Sarıbal, sermaye kelimesinin 21 kere yer aldığını, çevre ve ekoloji temalarının ise çok az kullanıldığını belirtti. Bu durumun, teklifin temel amacının küresel kapitalizmle uyum sağlamak olduğunu ortaya koyduğunu savundu.
İklim Krizi ve Tarım İlişkisi
Orhan Sarıbal, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, aynı zamanda gıda üretimi ve su kaynaklarının yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu açıkladı. Kanun teklifinin öncesinde Tarım Komisyonu’nda değerlendirilmemesinin büyük bir eksiklik olduğunu söyleyen Sarıbal, çiftçilerin, tarım uzmanlarının ve meslek odalarının görüşlerinin alınmamış olmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti. Bu durum, tarımsal üretim ve gıda güvenliğinin ciddi anlamda ihmal edildiği bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Yanlış Politikalar ve Gıda Güvencesi
CHP’li vekil, yıllardır uygulanan yanlış politikalar sonucunda çiftçilerin yoksullaştığını ve bu teklifin tarıma büyük zarar vereceğini ifade etti. Sarıbal, iklim krizinin tarımı olumsuz etkilediğini, iktidarın ise bu durumu görmezden geldiğini söyledi. Kuraklık, su kaynaklarının azalması ve gıda fiyatlarındaki artış gibi sorunların yanında, hükümetin düzenlemelerinin sadece büyük şirketleri zengin ettiğine dikkat çekti. Sarıbal, mevcut iklim yasasının, karbon emisyonu ticareti üzerine kurulu olduğunu belirten eleştirilerde bulundu.
Gelecek İçin Alternatif Bir Yol
Orhan Sarıbal, iklim kanunu taslağının geri çekilmesi gerektiğini ifade etti. Eğer gerçekten çevre dostu bir İklim Kanunu hazırlanacaksa, bunun halkın sesi olan çiftçiler, bilim insanları ve üreticilerin görüşleriyle yapılmasının gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, tarımsal üretimin ve çevrenin korunması adına alternatif bir yol yaratma çabası olarak öne çıkıyor. Sarıbal, bu süreçte açık ve şeffaf bir tartışmanın gerekliliğini vurgulayarak, gerçek anlamda sivil toplumun ve uzmanların bu yasal süreçlere dahil edilmesi gerektiğini belirtti.