CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” üzerine CHP Grubu adına konuştu. Geçmişte terör örgütlerinden ölüm tehditleri aldığını ve devlet koruması altında bulunduğunu anlatan Erol, buna rağmen düzenlemeye kişisel yaşanmışlıkları üzerinden değil, Türkiye’nin geleceği açısından baktığını söyledi.
CHP’li Gürsel Erol’dan çerçeve yasaya “evet” açıklaması: Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti. Erol, teklifin bir siyasi parti meselesi değil, devlet politikası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kanuna “evet” oyu kullanacağını duyurdu.
Konuşmasında 2017 yılında Tunceli Milletvekili olduğu dönemde yaşadığı olaylara değinen Erol, öğretmen Necmettin Yılmaz’ın terör örgütü tarafından öldürülmesinin ardından örgüte karşı gerçekleştirdiği yürüyüş nedeniyle ölüm tehdidi aldığını anlattı.
Terör örgütlerinin kendisi hakkında “infaz kararı” verdiğini söyleyen Erol, 2017’den bu yana devletin yakın koruması altında olduğunu ifade etti. Munzur Gözeleri’nde mescit yapılmasına ilişkin tartışmalar sırasında da sosyal medya üzerinden kendisine yönelik çok sayıda ölüm tehdidi gönderildiğini belirten Erol, bütün bunların kişisel meseleler olduğunu söyledi.
“Bugün görüştüğümüz kanun ülkenin sorunudur”
Gürsel Erol, yaşadığı tehditlere rağmen TBMM’de görüşülen düzenlemenin kişisel tepkilerle değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Bunlar benim kişisel sorunum ama bugün görüştüğümüz kanun ülkenin sorunu ve bir millî meseledir” diyen Erol, devlet geleneğinden gelen bir aileye mensup olduğunu da söyledi.
Erol, Birinci Meclis milletvekillerinden büyük dedesi Diyab Ağa’nın 1922 yılında yaptığı konuşmayı hatırlatarak birlik ve kardeşlik mesajı verdi.
Diyab Ağa’nın Türkler ve Kürtler arasında ayrılık oluşturulmaması yönündeki sözlerini aktaran CHP’li Erol, “Bugün Diyab Ağa hangi noktadaysa ben de o noktadayım” ifadelerini kullandı.
“Terörle mücadele güvenlik güçlerinin, terörizmle mücadele Meclis’in işidir”
Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden birinde Gürsel Erol, terörle mücadele ile terörizmle mücadele arasında ayrım yaptı.
Erol, “Terörle mücadele güvenlik güçlerinin işidir ama terörizmle mücadele Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de bugüne kadar farklı hükümetler döneminde çok sayıda güvenlik politikası uygulandığını belirten Erol; OHAL, askeri ve polisiye tedbirler, koruculuk sistemi, köylerin boşaltılması ve farklı güvenlik uygulamalarını hatırlattı.
Bu politikaların terörle mücadelede kullanıldığını ancak sorunun tamamen sona erdirilemediğini belirten Erol, terörizmi ortaya çıkaran gerekçelerin de ortadan kaldırılması gerektiğini savundu.
Erol, “Bugün Mecliste görüşülen bu kanun terörizmle mücadeledir, teröristle değildir. Ben öyle algılıyorum, öyle değerlendiriyorum” dedi.
“Güvenlik politikası parti politikası olmamalı”
CHP’li Erol, Türkiye’nin güvenlik politikasının iktidarlara göre değişmemesi gerektiğini de vurguladı.
Geçmişte Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, SHP, CHP, Refah Partisi ve AK Parti dönemlerinde farklı yöntemlerin uygulandığını söyleyen Erol, Türkiye’nin güvenlik meselesinin “millî dava” ve “devlet politikası” haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Finlandiya’nın eğitim, Almanya’nın sanayi, Japonya’nın kültür ve Hollanda’nın tarım politikalarını örnek gösteren Erol, Türkiye’de de güvenlik politikasının hükümetlerden bağımsız bir devlet politikası olması gerektiğini söyledi.
Bölgesel risklere dikkat çekti
Türkiye’nin çevresindeki gelişmeleri de değerlendiren Gürsel Erol, Orta Doğu’daki çatışmalar, sınırların değişme ihtimali, İsrail’in bölgesel politikaları, Rusya-Ukrayna savaşı, Kıbrıs meselesi ve Ege’de yaşanan gelişmelerin uzun vadeli güvenlik riskleri oluşturduğunu dile getirdi.
Devletin bu riskleri önceden analiz ederek tedbir almak zorunda olduğunu belirten Erol, siyasetçilerin her konuyu yalnızca seçmen tepkisi veya parti çıkarı üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini söyledi.
Elazığ’ın milliyetçi hassasiyetleri yüksek bir kent olduğunu hatırlatan Erol, kendi siyasi geleceğinden önce devletin çıkarlarını düşündüğünü ifade etti.
“AK Parti devlet değildir, hükümettir”
Gürsel Erol’un konuşmasında öne çıkan ifadelerden biri de iktidar ve devlet ayrımına ilişkin sözleri oldu.
Erol, Türkiye’de hükümetlerin gelip geçici, devletin ise kalıcı olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Bu ülke hepimizin, bu ülke AK Parti’nin değil, AK Parti devlet de değil. Bugün AK Parti yalnızca hükümet; devletler kalıcıdır, hükümetler gelip geçicidir. Bu vatan hepimizin, bu bayrak hepimizin, bu millet hepimizin.”
Etnik kökenler ve inançlar farklı olsa da ortak kimliğin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı olduğunu ifade eden Erol; Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Zaza, Çerkez, Laz ve Gürcü yurttaşların ortak bir devlet çatısı altında yaşadığı mesajını verdi.
Gürsel Erol: Evet oyu kullanacağım
Konuşmasının sonunda kanun teklifine ilişkin oy tercihini açıkça duyuran Gürsel Erol, düzenlemeyi “devlet bekası ve devlet meselesi” olarak değerlendirdiğini söyledi.
Erol, geçmişte terör örgütlerine karşı aldığı tavrı hatırlatarak, “Bu kadar riskleri alan, bölgede devletçi diye tanınan, terör örgütlerine meydan okuyan bir milletvekili olarak, devlet bekası ve devlet meselesi olarak gördüğüm için ‘evet’ oyu kullanacağımı bilgilerinize sunarım” dedi.
Erol’un bu sözleri CHP ve AK Parti sıralarından alkış aldı.
Devlet Bahçeli’ye dikkat çeken teşekkür
Gürsel Erol konuşmasının ardından yeniden söz alarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti.
Sürecin başlatılması konusunda Bahçeli’nin rolüne dikkat çeken Erol, Meclis kulislerinde bu konunun milletvekilleri arasında sık sık değerlendirildiğini ifade etti.
Erol, Bahçeli’ye hitaben, “Sizin dışınızda kimse bu süreci başlatamazdı, kimse cesaret edemezdi, gündeme getiremezdi” dedi.
Bahçeli’nin sürece verdiği katkı nedeniyle teşekkür eden Gürsel Erol’un açıklamaları CHP ve MHP sıralarından alkışlandı.
Gürsel Erol’un konuşmasıyla birlikte CHP cephesinden çerçeve yasaya yönelik destek mesajlarına bir yenisi daha eklenirken, “terörle mücadele-terörizmle mücadele” ayrımı, güvenliğin devlet politikası haline getirilmesi gerektiği yönündeki açıklamalar ve Devlet Bahçeli’ye yönelik teşekkür konuşmanın öne çıkan başlıkları oldu.