Gazete Kritik Siyaset CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı’dan çerçeve yasa mesajı

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı’dan çerçeve yasa mesajı

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerine CHP Grubu adına TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. Salıcı, “Biz bugün Kürt meselesini çözmüyoruz. Biz bugün Kürt meselesinin silahlardan arındırılması yönünde tarihi bir adım atıyoruz” dedi; demokratik siyasetin alanının genişletilmesi, AYM ve AİHM kararlarına uyulması ve kayyum uygulamalarına son verilmesi çağrısı yaptı.

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. Salıcı, silahların devreden çıkmasının Türkiye açısından önemli bir aşama olduğunu belirtirken, bundan sonraki sürecin demokratik siyasetin genişletilmesiyle sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

Oğuz Kaan Salıcı’dan çerçeve yasa mesajı: “Bugün Kürt meselesinin silahlardan arındırılması yönünde tarihi bir adım atıyoruz.”

Konuşmasına Adıyamanlı olduğunu hatırlatarak başlayan Salıcı, hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder’i andı. Önder’in bugün yaşanan süreci görmesini istediğini belirten Salıcı, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın uzun yıllardır savaşlar, rejim değişiklikleri ve siyasi kırılmalarla karşı karşıya olduğunu anlattı.

Salıcı, kendi çocukluğundan bugüne Suriye, Lübnan, İran, Irak, İsrail ve Filistin’de yaşanan gelişmeleri hatırlatarak, bölgedeki siyasi dengelerin sürekli değiştiğini ifade etti.

“EVLATLARIMIZ TERÖRÜN VE SAVAŞIN UĞRAMADIĞI TÜRKİYE’DE BÜYÜSÜN”

Salıcı, bugün 10 yaşında bir kızı ve 6 yaşında bir oğlu olduğunu belirterek en büyük dileğinin çocukların terörün, şiddetin ve savaşın olmadığı bir Türkiye’de yetişmesi olduğunu söyledi.

Sorunların konuşarak çözülmesi gerektiğini vurgulayan Salıcı, milletvekili olarak bu sorumluluğu taşıdığını ifade etti.

Türkiye’nin olağanüstü bir bölgesel kırılma döneminden geçtiğini söyleyen Salıcı; İran, Suriye, Irak, İsrail ve Filistin’de yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Orta Doğu’da yalnızca ekonomik ve siyasi güç ilişkilerinin değil, sınırların da değiştiğini savundu.

ATATÜRK’ÜN 1922’DEKİ SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Salıcı konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 Mart 1922’de TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmadan da söz etti.

Türkiye’nin iç işlerine yönelik dış müdahalelere karşı en güçlü savunmanın toplumsal barış olduğunu belirten Salıcı, milletin birbirine şüpheyle bakmamasının ve Meclis’in ortak iradeyi güçlü biçimde temsil etmesinin önemine vurgu yaptı.

Salıcı, askeri bir mücadelede kaybedilen zeminin daha sonra yeniden kazanılabileceğini ancak milletin ortak iradesinin zayıflamasının çok daha büyük bir tehlike olduğunu söyledi.

“BUGÜN KÜRT MESELESİNİ ÇÖZMÜYORUZ”

Salıcı’nın konuşmasında en dikkat çeken mesajlardan biri Kürt meselesine ilişkin oldu.

“Biz bugün Kürt meselesini çözmüyoruz” diyen Salıcı, yapılan düzenlemeyi Kürt meselesinin silahlardan arındırılması yönünde tarihi bir adım olarak değerlendirdi.

Silahların bulunduğu ortamda sözün etkisinin azaldığını ifade eden Salıcı, “Biz bugün, sözü başlatıyoruz” dedi.

SHP’NİN 1989 RAPORUNU HATIRLATTI

Salıcı, Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin 1989 yılında hazırladığı raporu da Genel Kurul’daki konuşmasına taşıdı.

CHP ve SHP geleneğinin geçmişten bu yana demokratik çözümün adresinin Meclis olduğunu savunduğunu belirten Salıcı, geçmişte bu yaklaşım nedeniyle partilerine yönelik “terörle işbirliği” suçlamaları yapıldığını söyledi.

Salıcı, iktidar sıralarına seslenerek geçmişte kullanılan siyasi söylemler nedeniyle Türkiye’ye bir özür borçları olup olmadığını sordu.

“Çözümün adresi Meclis’tir” görüşünü yıllardır savunduklarını belirten Salıcı, bugün meselenin TBMM çatısı altında ele alınmasını önemsediklerini dile getirdi.

“MECLİSİN İTİBARINI KORUMAK ÖNEMLİ”

Konuşmasında geçmiş dönemlerde milletvekillerinin Meclis’ten gözaltına alınmasına da değinen Salıcı, milletvekilleri hakkında fezleke bulunması durumunda yargılamanın milletvekilliği sona erdikten sonra yapılabileceğini savundu.

Salıcı, esas önemli olanın TBMM’nin itibarının korunması olduğunu söyledi.

“SÜRECİN BAŞARISI TESLİM EDİLEN SİLAH SAYISIYLA ÖLÇÜLMEMELİ”

Türkiye’de uzun yıllar birçok meselenin güvenlik ekseninden ele alındığını söyleyen Salıcı, siyasetin hemen her konuyu “milli güvenlik” başlığı altında değerlendirdiğini ifade etti.

Salıcı’ya göre sürecin gerçek başarısı teslim edilen silahların sayısıyla değil, demokratik siyasetin ne kadar genişlediğiyle ölçülmeli.

“Demokratik siyasetin alanı genişledikçe, şiddetin alanı daralacaktır” diyen Salıcı, Türkiye’nin geleceğinin yalnızca bölgesel gelişmeler nedeniyle ortaya çıkan güvenlik refleksleri üzerine inşa edilmemesi gerektiğini söyledi.

Jeopolitik koşulların değişken olduğunu ancak demokratik siyasetin kalıcı olduğunu belirten Salıcı, sürecin devlet politikasına dönüşmesini bu açıdan değerli bulduğunu dile getirdi.

“ARTIK DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR”

Salıcı, silahların devreden çıkmasının ardından demokratikleşme sürecinin hızlandırılması gerektiğini savundu.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması gerektiğini belirten Salıcı, kayyum uygulamalarının da sona erdirilmesini istedi.

İfade özgürlüğüne vurgu yapan CHP’li Salıcı, gazeteciler, sanatçılar ve komedyenler açısından özgürlük alanının genişletilmesi gerektiğini söyledi. Hukukun temel ilkelerinden olan masumiyet karinesinin de yeniden hatırlanması gerektiğini ifade etti.

“CUMHURİYETİMİZİ DEMOKRASİYLE TAÇLANDIRMALIYIZ”

Demokrasinin yalnızca seçimlerden ve kuvvetler ayrılığından ibaret olmadığını belirten Salıcı, konuşmasında yurttaşlık kavramına geniş yer verdi.

Her yurttaşın kökeni, kimliği, inancı, yaşam tarzı, ana dili ya da oy verdiği siyasi parti ne olursa olsun devlet tarafından eşit saygıya layık görülmesi gerektiğini söyledi.

Salıcı, güçlü devlet anlayışını ise “yurttaşından korkulan” değil, yurttaşına güven veren devlet olarak tarif etti.

Bir yurttaşın ismi, kimliği veya doğum yeri nedeniyle devlet karşısında endişe yaşamaması gerektiğini belirten Salıcı, eşitliğin yalnızca kanunlarda yazılı bir ilke olmaktan çıkarılıp günlük hayatın parçası haline gelmesi gerektiğini söyledi.

“Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmaktır” diyen Salıcı, yurttaşların kendilerini devlet karşısında eşit hissetmesinin önemini vurguladı.

“SADECE SAVAŞIRKEN DEĞİL, YAŞARKEN DE KARDEŞİZ”

Salıcı konuşmasında Türkiye’de farklı kimlikler arasındaki kardeşlik vurgusunu da öne çıkardı.

Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Boşnakların, Çerkeslerin, Gürcülerin, Arnavutların, Lazların ve diğer tüm toplulukların kardeş olduğunu belirten Salıcı, bu kardeşliğin yalnızca savaş ve savunma dönemlerinde hatırlanmaması gerektiğini söyledi.

“İşsizlikte de, yoksullukta da, adaletsizlikte de kardeşiz. Kredi kartının asgarisini yatırırken de kardeşiz” ifadelerini kullanan Salıcı, Türkiye’de yaşayanların ortak bir vatanı ve ortak bir hayatı bulunduğunun altını çizdi.

“SİLAHLARIN SUSMASI ÖNEMLİ AMA DEMOKRATİK SİYASET DAHA DA ÖNEMLİ”

Konuşmasının sonunda güçlü devlet ve demokrasi ilişkisine değinen Salıcı, yurttaşına büyüklenen değil, yurttaşını büyüten bir devlet istediklerini söyledi.

Silahların susmasının önemli olduğunu ancak insanların sorunlarını siyaset dışı yollarla çözebileceği düşüncesinin tamamen ortadan kaldırılmasının daha önemli olduğunu belirten Salıcı, güvenliğin demokrasiyle, devletin yurttaşla ve Cumhuriyet’in özgürlüklerle güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Salıcı, demokratik siyasetin genişletilmesi durumunda yalnızca terörün değil, terörün beslendiği siyasal zeminin de geride bırakılabileceğini savundu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *