Gazete Kritik Meclis CHP'li Aysu Bankoğlu: Cinsiyetçi bütçeler kadınların sorunlarını görmüyor

CHP'li Aysu Bankoğlu: Cinsiyetçi bütçeler kadınların sorunlarını görmüyor

CHP'li Aysu Bankoğlu, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin önemine dikkat çekti. Kadınların ekonomik bağımsızlık arayışlarında yeterli kaynak ayrılmadığını, mevcut bütçe anlayışının cinsiyetçi olduğunu vurguladı. Kadınların haklarının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

CHP'li Aysu Bankoğlu: Cinsiyetçi bütçeler kadınların sorunlarını görmüyor

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme konusunda yaptığı açıklamada, “İktidar kalkınma planlarına eşitlik yazıyor, Bakan rakamları sıralıyor; ancak kadınlar yoksullukla, güvencesizlikle, şiddetle ve karşılıksız bakım emeğiyle baş başa bırakılıyor. Kadınların hayatını değiştirmeyen eşitlik vaatleri, siyasi bir göz boyamadan ibarettir. Kadınların emeğini görünmez kılan, eşitsizliği yeniden üreten bütçe anlayışı cinsiyetçidir” dedi.


On İkinci Kalkınma Planı’nda (2024–2028) ve 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı bütçelemenin yaygınlaştırılması ve bütçeleme süreçlerine entegre edilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Bankoğlu, bu hedeflerin bağlayıcı, ölçülebilir ve denetlenebilir politikalara dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.


KALKINMA PLANLARINDA EŞİTLİK VAR, BÜTÇEDE NEREDE?
Bankoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“İktidarın kendi kalkınma planında, kendi yıllık programında kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı bütçelemenin yaygınlaştırılacağı yazıyor. On İkinci Kalkınma Planı’nın 726.2 numaralı tedbiri açık: ‘Kadın erkek fırsat eşitliğine duyarlı bütçeleme çalışmaları yaygınlaştırılarak bütçeleme süreçlerine entegre edilecektir.’ 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı da aynı hedefi sürdürüyor. Peki, bu sözlerin bütçedeki karşılığı nerede? Kadınların yaşamını değiştirecek kaynaklar nerede? Ücretsiz bakım emeğini azaltacak kamusal hizmetler, kadınları ekonomik bağımsızlığa kavuşturacak politikalar, şiddet karşısında kadınları yalnız bırakmayacak koruma mekanizmaları nerede? İktidar, kendi yazdığı planların gereğini yerine getirmek zorundadır. Kalkınma planına eşitlik yazıp bütçeyi kadınların ihtiyaçlarından bağımsız hazırlayamazsınız. Kadınların hayatında somut karşılığı olmayan hedeflerle eşitlik sağlanmaz. Kadınlar broşürlerde, sunumlarda ve bütçe göstergelerinde var; peki hayatın neresinde? Bütçe, iktidarın gerçek önceliklerini gösterir. Hangi hizmete kaynak ayırdığınız, hangi sorunu görmezden geldiğiniz ve hangi toplumsal eşitsizliği sürdürdüğünüz siyasi tercihinizdir. Eşitlik söyleminizin samimiyeti de tam burada sınanır.”


BAKAN RAKAMLARI ANLATIYOR, KADINLARIN SORUNLARI YERİNDE DURUYOR
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın 2026 yılı bütçe görüşmelerinde yaptığı açıklamaya değinen Bankoğlu, Bakanın kadın-erkek eşitliğine duyarlı gösterge sayısının 2022’de 39 iken 2026 bütçesi için 60’a çıkarıldığı sözlerini hatırlattı.
“Bakan rakamları sıralıyor. Kadınlar için ayrılan toplam tutarı açıklıyor, gösterge sayısındaki artışı anlatıyor. Peki, bu rakamlar kadınların hayatında neyi değiştirdi? Kadınların yoksulluğunu ne kadar azalttı? Kaç kadın ekonomik bağımsızlığına kavuştu? Kaç kadın güvenceli bir işe erişti? Kaç kadın bakım yükünü paylaşabildiği için çalışmaya devam edebildi? Şiddete maruz kalan kaç kadın, ihtiyaç duyduğu korumaya ve desteğe zamanında erişebildi? Biz bütçenin yani kaynakların kadınların haklarını, özgürlüğünü ve ekonomik bağımsızlığını nasıl etkilediğini soruyoruz. Ayrılan kaynağın ne kadarı yapısal eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya, ne kadarı kadınları şiddetten korumaya, ne kadarı kamusal bakım hizmetlerini yaygınlaştırmaya gidiyor? 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi’ni görüşürken de aynı soruları soruyoruz. Kamu kaynakları kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek mi? Çocuk, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri kamusal bir sorumluluk olarak ele alınacak mı? Kadınların istihdama katılımı ve eşit işe eşit ücret ilkesi güvence altına alınacak mı? Kadına yönelik şiddetle mücadele için yeterli kaynak ayrılacak mı? Bakan göstergelerden söz ediyor; biz kadınların hayatında görmek istediğimiz değişimin hesabını soruyoruz.”


KADINLARIN EMEĞİNİ GÖRMEZDEN GELEN BÜTÇE CİNSİYETÇİDİR
“Bu ülkede kadınlar yalnızca ücretli işlerde değil, evlerinde de çalışıyor. Çocuk yetiştiriyor, yaşlılara bakıyor, hasta yakınlarının sorumluluğunu üstleniyor, evin bütün yükünü taşıyor. Üstelik bu emeğin büyük bölümü karşılıksız. Ekonominin ve toplumsal yaşamın devamlılığını sağlayan kadınların emeği, bütçe hazırlanırken çoğu zaman hesaba bile katılmıyor. Kamusal bakım hizmetleri yetersiz bırakıldığında, kreşler yaygınlaştırılmadığında, yaşlı ve engelli bakımının sorumluluğu ailelerin üzerine yıkıldığında bu yükü en çok kadınlar taşıyor. Kadınlar işlerinden ayrılmak, çalışma hayatından uzaklaşmak ve ekonomik bağımsızlıklarından vazgeçmek zorunda kalıyor. Devletin üstlenmesi gereken sorumluluk, kadınların karşılıksız emeği üzerinden yürütülüyor. Kadınların omuzlarına yüklenen emeği görünmez kılan, eşitsizliği aile içindeki roller üzerinden yeniden üreten bütçe anlayışı cinsiyetçidir. Bu bütçe de mevcut eşitsiz güç ilişkilerini yeniden üreten siyasi bir tercihtir. Üstelik iktidarın ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ adı altında şekillendirdiği politikalar, kadınları bağımsız bireyler ve eşit yurttaşlar olarak güçlendirmek yerine aile içindeki geleneksel rollerine hapsetme riskini büyüten oldukça ideolojik politik metinler olarak ortada. 
Kadınlar kendi hayatlarının öznesidir. Bedenleri, emekleri, zamanları ve gelecekleri üzerinde söz sahibidir. Devletin görevi kadınları belirli rollere yönlendirmek değil, eşit ve özgür bir hayat kurabilmelerinin koşullarını sağlamaktır. Biz kadınları yoksulluğa, güvencesizliğe ve ekonomik bağımlılığa mahkum eden bir düzeni kabul etmiyoruz. Kadınların haklarını sosyal yardım kalemlerine indirgeyemezsiniz. Kadınlar lütuf değil, haklarını istiyor. Eşit yurttaşlık Anayasal bir haktır; hiçbir siyasi iktidarın takdirine bırakılamaz.”


EŞİTLİK BİR VAAT DEĞİL, HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜK OLMALI
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyi güvence altına almayı amaçlayan kanun tekliflerinin bulunduğunu hatırlatan Bankoğlu, açıklamasını şöyle tamamladı:
“İktidara çağrımız açık: Kendi kalkınma planınızda ve yıllık programınızda yer verdiğiniz eşitlik hedeflerinin arkasında durun. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyi sunumlarda sıralanan göstergelerden ibaret olmaktan çıkarın. Bütçenin hazırlanmasından uygulanmasına, performans göstergelerinden kesin hesap ve denetim süreçlerine kadar her aşamada eşitliği esas alın. Kadınların ücretsiz bakım emeğini azaltacak kamusal hizmetleri yaygınlaştırın. Kadınların istihdamını, güvenceli çalışmasını ve ekonomik bağımsızlığını güçlendirin. Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi gerçek bir bütçe önceliği haline getirin. Kamu kurumları, harcamalarının kadınların yaşamına etkisini açıklasın ve hedefler ile sonuçlar kamuoyunun denetimine açık olsun. Bizim mücadelemiz, kadınların yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe ve karşılıksız emeğe mahkum edilmediği bir ülke içindir.”
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız