Gazete Kritik Gündem Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu: “Vatandaş yaz meyvesi yiyemeden mevsimi bitirdi”

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu: “Vatandaş yaz meyvesi yiyemeden mevsimi bitirdi”

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, Türkiye'nin yaşadığı ekonomik zorluklar ve kıyı işgalleri hakkında eleştirilerde bulunarak, demografik değişimlerin milli güvenlik sorunu haline geldiğini belirtti. Ayrıca, partinin Türk milliyetçiliğini temsil ettiğini vurguladı.

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, "Adalet ve Kalkınma Partisi 2002’de demokrasi sayesinde iktidara gelmiştir. Demokrasi sayesinde iktidara gelenler, demokrasiyi korumakla da yükümlüdür. Demokrasi, sadece seçimle gelmek değil, seçimle gitmeyi de kabul etmektir" dedi.

Karamahmutoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, yazın sonlarına yaklaşıldığına dikkati çekti.

Ancak son iki haftası kalan yaz mevsiminin getirmesi beklenen fiyatlardaki azalmanın, bolluğun ve bereketin görülmediğini belirten Karamahmutoğlu, "Fiyatlar hiç ucuzlamadığı için yaz meyvelerini yiyemeden mevsimi bitirdik. Tatil mevsimi olmasına rağmen, ülkenin içine düşürüldüğü fukaralık ve yoksulluk sebebiyle vatandaşlarımız tatil yapamadan yazı tamamladı. Deniz mevsimi olmasına rağmen sahillerimiz, kumsallarımız ve kıyı şeritlerimiz işgalci ve harami işletmelerin eliyle kuşatıldı. Vatandaşa kanunen açık olması gereken bu yerler, ödeme yapamayanlara kapatıldı. Üstelik bu durum tamamen kanunsuz bir şekilde gerçekleşti” dedi.

Karamahmutoğlu, partisinin yaz başında gündeme getirdiği kıyı işgali sorununda ne belediyelerin ne de AK Parti hükümetinin gerekli adımları attığını ifade etti.

"Türkiye hızla yaşlanan bir toplum haline gelmektedir"

Karamahmutoğlu, yaz mevsimi olmasına rağmen meyve ve sebze fiyatlarının düşmemesinin en önemli sebeplerinden birinin köylerin boşalması ve tarımla uğraşan nüfusun giderek azalması olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:

"Tarımdan geçinen köylü ve çiftçi nüfusun kentlere göç etmesi, bu alandaki üretimi ciddi biçimde azaltmıştır. Ayrıca bu göç olgusu, ülkemizin doğurganlık oranlarını da olumsuz yönde etkilemiştir. Kırsalda doğum oranları kentlere kıyasla daha yüksek olmuştur hep. Ancak şimdi kırsal nüfusun azalmasıyla birlikte bu oran yüzde 6’ya kadar düşmüştür. Türkiye genelinde doğurganlık oranında ciddi bir azalma yaşanmıştır. Çocuk nüfus oranı yüzde 48,5’tan yüzde 25’e gerilemiştir. Türkiye’miz hızla yaşlanan bir toplum haline gelmektedir.

Bu kaygı verici tablo bugün için sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsamaktadır. Çünkü bizimle birlikte Türkiye’de yaşamı paylaşan, doğurganlık oranı Türk vatandaşlarının çok üzerinde olan milyonlarca insan da vardır. Sayıları 13 milyonu bulan yasa dışı kaçak nüfus ile geçici koruma altındaki kişilerin demografik etkisi, artık sadece bir göç sorunu değil; bir milli güvenlik sorunudur. Geçici koruma altındaki kişiler ve düzensiz göçle gelen yasa dışı nüfusun Türk milletinden gizlenmesine, gerçek sayıların saklanmasına, doğurduğu ekonomik, sosyolojik, kültürel, demografik ve asayişe ilişkin sorunların unutturulmasına Zafer Partisi olarak izin vermeyeceğiz. Türkiye, dünyanın göçmen kampı değildir. Demografik işgale yol açan göçmen politikalarını reddediyoruz.

"Bu zihniyetle işçinin, memurun, halkın ekmeğiyle oynanmakta, rızkı gasbedilmektedir"

Diyarbakır vilayetindeki DEM Parti yönetimindeki belediyelerde, özellikle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde, çalışanlara karşı uygulanan partizanlık ve ayrımcılık büyüyen bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Sayısı bini aşan belediye çalışanı işten çıkarılmıştır. DEM Partili Belediye Başkanı Serra Bucak bu işten çıkarmaları 'bizimle çalışmayan, anlayışı bize uymayan' kişiler olarak gerekçelendirmiştir. Temizlik işçisinden memur kadrosuna kadar birçok insanın 'anlayışı' size uymadığı için işsiz kalması kabul edilemez. Bu insanlar bir yıldır belediyenin önünde çadır kurarak haklarını arıyor. PKK’nın siyasi uzantısı olan DEM Parti, kendi bölücü politikalarını paylaşmayan yurttaşlara, hemşehrilerine, hatta aynı etnisiteye mensup olsa dahi düşmanca davranabilmektedir. Bu zihniyetle işçinin, memurun, halkın ekmeğiyle oynanmakta, rızkı gasp edilmektedir.

İşte bu partiyle Cumhur İttifakı’nın aynı masaya oturmuş olması büyük bir çelişkidir. Mecliste kurulan ve hiçbir hukuki temeli olmayan, PKK taleplerinin meşrulaştırılması amacıyla oluşturulmuş 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' adlandırması, teröre karşı mücadelede geri adım anlamına gelmektedir. Henüz daha dün, DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İstiklal Marşı'na karşı saygısız bir tavır sergilemiştir. PKK’nın 15 Ağustos 1984'te Eruh ve Şemdinli'de yaptığı ilk terör saldırısının yıl dönümünde havai fişeklerle kutlama yapılmıştır. Kardeşlik değil, kalleşlik kutlanmıştır

"Bahçeli ve ekibi, siyasal İslamcıların dümen suyuna kapılmıştır"

Cumhur İttifakı’nın bu komisyonu 'Milli Dayanışma' olarak adlandırmasıyla gerçekler değişmiyor. Bal demekle ağız tatlanmıyor. CHP’nin bu masada ne işi vardır? 'Ne konuşulduğunu kamuoyuna aktarmak için katıldık' diyen CHP, ilk oturumda müzakerelerin 10 yıl boyunca gizlenmesine onay vermiştir. CHP'nin bu gerekçesi çökmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi de tabanını hayal kırıklığına uğratmıştır. 'Yeni nesil ülkücülük' tanımıyla yola çıkan Devlet Bahçeli ve ekibi, siyasal İslamcıların dümen suyuna kapılmış, ümmetçi politikalara hizmet eden bir çizgiye savrulmuştur. Ancak artık otantik Türk milliyetçilerinin, vatanseverlerin bir seçeneği var: Zafer Partisi. Bu parti, tertemiz bir Türk milliyetçiliğini temsil ediyor. MHP çatısı altında kalıp sabreden her dava arkadaşımız için artık bir çıkış yolu vardır.

Adalet ve Kalkınma Partisi 2002’de demokrasi sayesinde iktidara gelmiştir. Demokrasi sayesinde iktidara gelenler, demokrasiyi korumakla da yükümlüdür. Demokrasi, sadece seçimle gelmek değil, seçimle gitmeyi de kabul etmektir.

Biz Zafer Partisi olarak Türk demokrasisini güçlendirerek yaşatacağız. Kaçtığınız, korktuğunuz o sandık gelecek. Ve o seçimler yapılacak."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *