Avrupa Komisyonu 1’inci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliklere sert bir yanıt verdi. Timmermans, AKP’nin siyasileri Nazi benzetmesi yaparak gündem yaratmasına karşı ‘tarihi’ bir uyarıda bulunarak, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nı tecrübe etmemiş olmasının bu tür ifadelerin ağırlığını anlamakta zorluk yaşamasına neden olabileceğini ifade etti.
İkinci Dünya Savaşı ve Tarihsel Acılar
Timmermans, İtalya'nın La Stampa gazetesine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hollandalılara yönelik Nazi benzetmelerini acı verici bulduğunu belirtti. Bu ifadelerin arkasında yatan tarihsel acılara dikkat çekerek, "Türkler İkinci Dünya Savaşı'nı yaşamadılar, belki bu nedenle bu kelimenin ağırlığını anlamadılar," dedi. Hollanda halkının bu savaş sırasında neler yaşadığını hatırlatırken, Rotterdam’ın Nazi saldırılarında büyük yıkıma uğradığını ve çok sayıda Hollandalının toplama kamplarına götürüldüğünü anlattı. Bu durumu göz önünde bulundurulduğunda, Erdoğan’ın sarf ettiği ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Seçimler ve Türkiye ile İlişkiler
Timmermans, yaklaşan Hollanda seçimleri çerçevesinde Türkiye'nin bir kampanya malzemesi haline getirilmesine dikkat çekti. Başbakan Mark Rutte’nin partisinin (VVD) bu yarışı kazanmasını sağlayan unsurlar arasında Türkiye ile yaşanan gerginliklerin yer aldığını belirten Timmermans, seçim süreçlerinin gündeminde Türkiye ile ilgili konuların olmaması gerektiğini ifade etti. Türkiye meselesinin seçim kampanyasında bilinçli bir şekilde öne çıkarıldığını ve böyle bir yaklaşımın, siyasette daha sağlıklı bir platform oluşmasına engel teşkil ettiğini düşündüğünü dile getirdi.
Karşılıklı Güvensizlik Sorunu
Timmermans, Türkiye ile Hollanda arasında geri kabul anlaşması üzerine de önemli gözlemlerde bulundu. İki ülke arasında var olan güvensizlikten bahsederken, bu durumun genel göçmen politikaları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. "Zenginler, fakirlere güvenmiyor; fakirler de zenginlere güvenmiyor," diyerek toplumsal dinamiklerin karmaşasını vurguladı. Hollandalıların Türklere karşı bir güvensizlik beslediğini ifade ederken, Almanya ve İtalya’nın göçmen politikalarına yönelik inançsızlık durumunu örnek gösterdi. Bu tarz karşılıklı güvensizliklerin Avrupa’da daha geniş bir etki yaratabileceğini savundu.
Juncker'dan Türkiye'ye Eleştiri
Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, özellikle Türkiye’nin iç politikalarındaki gelişmelere dikkat çekti. İdam cezasının yeniden getirilmesinin Avrupa Birliği için kabul edilemez olduğunu ifade eden Juncker, bu durumun müzakerelerin kesilmesi anlamına geleceğini belirtti. Juncker, Hollandalı politikacılara yönelik giriş yasağının da haklı bir adım olduğunu savundu. Avrupa’da yaşayan Türk nüfusunun uyum sağladığını, ancak Türkiye’nin hükümeti ile halkı arasındaki farkların belirgin olduğunu vurguladı. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mülteci anlaşmasının fesh edilmesinin mümkün olmadığını da ekleyerek, bu tür tehditlerin etkisiz olduğunu ifade etti. Ayrıca müzakerelerin durdurulmasının gösterişli bir tartışma olduğunu savunarak, mevcut şartlarda böyle bir adımın mantıksız olduğunu söyledi.
