Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, anayasa değişikliği teklifi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, bu teklifteki en temel özelliklerden birinin ‘darbesavar’ niteliği olduğunu ifade ederek, yeni düzenlemenin darbe tehdidini ortadan kaldıracağını vurguladı. 16 Nisan referandumu ile ilgili olumlu değerlendirmeler yapan Kurtulmuş, kararsız seçmenlerin 'evet' yönünde eğilim göstermeye başlayacağına inandığını söyledi. Ayrıca, CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gitmeme kararını da olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.
Demirören Medya’da Önemli Mesajlar
Numan Kurtulmuş, Demirören Medya’yı ziyaretinin ardından, medya yöneticileriyle bir araya gelerek Türkiye gündemindeki konulara dair önemli mesajlar verdi. Ziyareti sırasında Meltem Demirören Oktay ve Sinan Oktay gibi önemli isimlerle toplantılar gerçekleştiren Kurtulmuş, El Bab’daki gelişmeleri de değerlendirdi. Kurtulmuş, Suriye'deki çatışmaların sadece bir ülkenin tek başına çözebileceği bir sorun olmadığını belirterek, uluslararası işbirliğinin önemine vurgu yaptı.
El Bab'daki Durum ve Stratejik Önemi
Kurtulmuş, Suriye'nin El Bab bölgesinde Türkiye'nin önemli ilerlemeler kaydettiğini açıkladı. Bölgedeki militanların varlığının hala tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, Türk güçlerinin çok dikkatli bir şekilde ilerlediğini ve şehrin büyük oranda temizlendiğini dile getirdi. El Bab ve çevresi, Fırat Kalkanı operasyonunun temel hedeflerinden biri olup, Türkiye'nin ulusal güvenlik stratejisi açısından büyük önem taşıyor. Türkiye, burada terörist tehditleri ortadan kaldırmayı ve bölge halkının güvenli bir şekilde geri dönüşünü sağlamayı amaçlıyor.
Siyasi Sistem ve Darbe Tehdidi
Kurtulmuş, Türkiye’de geçmişte yaşanan siyasi krizlerin nedenlerine de değindi. Tarihteki birçok darbenin, siyasi iktidarların karar alma noktasına gelmemesinden kaynaklandığını ifade eden Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tıkanıklıkları aşabileceğine inandığını söyledi. Yeni anayasa teklifi sayesinde, kararların tek bir odaktan alınarak, ileride darbelere yol açacak durumların engelleneceğini belirtti. Bu bağlamda, Türkiye'nin siyasi istikrarını sağlamak için gerekli adımların atılmasını savundu.
Trump Yönetiminden Beklentiler
Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetime gelmesi ile birlikte Türkiye'nin beklentilerini de gündeme getirdi. Trump’ın PYD ile olan ilişkileri gözden geçirerek, Türkiye ile işbirliğine yönelmesini bekleyen Kurtulmuş, bunun hem Türkiye hem de bölge için istikrar sağlayıcı bir adım olacağını dile getirdi. Ayrıca, FETÖ meselesinin de değerlendirileceğini ve Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetinin dikkate alınmasını umduğunu ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlar karşısında kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğinin altını çizdi.
CHP, Anayasa Mahkemesi'ne gitmemesiyle hepimizi şaşırttı. Siyasi arenada bu tür bir yaklaşım sergilemiş olmaları, onların daha olgun bir duruş sergilediklerini gösteriyor. Kendi halkına gitmeyi tercih ederek, “Burada 80 milyon var, millete gidiyoruz, yargıçlara gitmiyoruz” dediler. Bu tavır, milletin iradesinin öncelikli olduğunu vurgulayan bir ifade. Herkes ne derse başımız gözümüz üzerine, yaklaşımı hem siyaset açısından hem de topluma duyulan güven açısından önemlidir.
Batı’nın Sığınmacı Meselesine Yaklaşımı
Batı ile aramızda önemli bir fark var. Batı, Suriye ve Irak merkezli mülteci krizini Doğu'nun bir sorunu olarak görmeye devam ediyor. Bu durum, askeri müdahaleler ve ekonomik sıkıntılar neticesinde oluşan sosyal adaletsizliklerin bir sonucudur. Batı, Ortadoğu'daki insanlar için ciddi bir sıkıntıları olduğunu görmezden geliyor ve bu durumun kaynağına inmeden çözümler arıyor. Gelen göçmenlerin yaşadığı zorluklar, tarihsel nedenlere dayanmaktadır. Bunun altında yatan, tarih boyunca meydana gelen askeri işgaller ve siyasi katılım eksikliklerinin yarattığı sosyo-ekonomik sorunlardır.
Batılı ülkeler, kendi sınırlarını çelikten duvarlarla korumaya çalışsa da, göç dalgalarını ve terörü bununla engelleyemeyeceklerini bilmelidirler. Bu durumu eleştiriyoruz, fakat çoğu zaman bu gerçeği görmediklerini düşünüyoruz. Özellikle Batı'da yaşayan Müslüman ailelerin yaşadığı değişim, terör olgusu ve göç dalgası üzerinde yeterince tartışılmamaktadır. Ailelerin, geçmişten gelen inanç etkilerinin kaybolduğuna dikkat çekmek gerekir. Buna rağmen, Avrupa şehirlerinde terör olaylarının artması ciddi bir sorun olarak önümüzde duruyor. Bu sebeplerin ortadan kaldırılması için sağlam bir siyasi planlamaya ihtiyaç vardır.
FETÖ Tehdidi ve Türkiye’nin Durumu
FETÖ'nün Türkiye'de bir darbe tehdidi oluşturma kapasitesi neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. Mevcut durum, bu örgütün etkisinin büyük oranda kırıldığını gösteriyor. Ancak geçmişte devletin içine sızmış olan bu yapının kalıntıları hala mevcuttur. Uzun yıllar boyunca, 40 yılı aşkın bir süredir devletin kollarında varlık gösteren bu grup, çok sayıda insanın tutuklanmasına ve hakkında soruşturma yapılmasına sebep olmuştur. Zamanla bu yapılanmanın nasıl devlete sızdığını görmek mümkün. İnsanların hâlâ fark edilmeyen birçok izni vardır.
Büyük ölçekli bir örgüt ve yapılara sahip olan FETÖ'nün, durumu kabul etmeyeceği aşikârdır. Bu durum, toplumsal bir kenetlenmeye sebep oldu. Türk insanının iradesi, bu ihanet karşısında daha da güçlü hale geldi. Tarihlerinde belki de en büyük ihaneti yaşamış bir millet olarak, 15 Temmuz'un başarısız olmasının getirdiği sonuçlarla Türkiye, uçurumun kenarından dönmüştür. Eğer o geceki darbe başarılı olsaydı, Türkiye’nin farklı bir coğrafyaya dönüşmesine sebep olabilirdi. Milletin devlete olan bağlılığı, gün geçtikçe daha da güçlenmiştir.
Seçim Sürecinde Beklentiler
Şu anda ‘Evet’ oyu konusunda herhangi bir olumsuz gelişme görünmüyor. Bu seçimde ‘evet’ sonucunu almak için umutlu bir perspektife sahibiz. Kararsız seçmen kitleleri, kampanyanın başında olmakla beraber, zaman geçtikçe bu kitlenin ‘evet’ yönünde hareket edileceğini düşünüyorum. Kararsız kitlelerin kararlarını değiştirmek, genellikle daha kolaydır. İlk günlerde önemli bir hareketlenme yaşayacağız ve buna göre hazırlığımızı yapmalıyız. Seçim sürecinin güvenli bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm önlemleri alıyoruz, çünkü terör örgütlerinin bu süreçte aktif hale gelmesi muhtemel görünüyor.
Seçim süreçlerinde, halkın iradesinin bu kadar güçlü olduğu bir konumdayken anayasa değişikliği yapmak kolay değildir. Tarihimize baktığımızda, darbe girişimlerine rağmen halkın iradesinin her daim önemini koruduğunu görebiliriz. Seçimlerin güvenli bir zemin içerisinde geçebilmesi için dikkatli bir yaklaşım sergilemekteyiz. Eğitimli ve akıllı bir vatandaş toplumu oluşturmalıyız ki geleceği daha iyi bir şekilde inşa edebilelim. Bu süreçte, terör örgütlerinin halkın iradesine karşı durması bekleniyor. Ancak bu durum, demokrasiye olan bağlılıkla aşılacaktır.
