İstanbul merkezli 14 ilde yasa dışı doku ve üreme hücresi ticaretine yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda, suç örgütünün lideri olduğu iddia edilen Hacer T. gözaltına alındı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, kadınların maddi kazanç karşılığında yurt dışındaki tüp bebek merkezlerine yönlendirildiği öne sürüldü.
19 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltı sayısı, ilk açıklanan 36'dan 39'a yükseldi. Soruşturma kapsamında toplam 53 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.
Örgüt Lideri Olduğu İddia Edilen Hacer T. Yakalandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda, uluslararası bağlantıları bulunduğu değerlendirilen bir organizasyon mercek altına alındı.
Soruşturmada örgütün lideri olduğu ileri sürülen Hacer T.'nin, başlangıçta organizasyona yumurta donörü olarak katıldığı, daha sonra yönetici konumuna yükseldiği iddia edildi.
Hacer T.'nin kadınlarla iletişime geçerek onları maddi kazanç karşılığında yumurta bağışçısı olmaya yönlendirdiği ve yurt dışındaki merkezlerle bağlantı kurulmasını sağladığı öne sürüldü.
Eşinin İhbarı Soruşturmayı Başlattı
Operasyonun en dikkat çeken ayrıntılarından biri de soruşturmanın başlamasına neden olan ihbar oldu.
Basına yansıyan bilgilere göre, Hacer T.'nin eşinin CİMER'e yaptığı ihbar, yasa dışı faaliyetlerin araştırılmasında etkili oldu.
İddiaya göre eşinin başka biriyle ilişkisi olduğunu öğrenen kişi, Hacer T. ve birlikte hareket ettiği öne sürülen kişinin yasa dışı üreme hücresi ticareti yaptığını bildirdi.
İhbarın ardından başlatılan incelemelerde telefon kayıtları, finansal hareketler, yurt dışı seyahat bilgileri ve dijital materyaller değerlendirildi.
41 Kadının 811 Kez Yumurta Satışı Yaptığı Açıklandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in paylaştığı bilgilere göre, soruşturma kapsamında 41 kadının maddi menfaat karşılığında toplam 811 kez yumurta satışı yaptığı tespit edildiği bildirildi.
Kadınların Türkiye'den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı merkezlere yönlendirildiği belirtildi.
Soruşturma dosyasına yansıyan iddialara göre, organizasyon içerisinde kadınların fiziksel özelliklerine göre kataloglar hazırlandı.
Bu kataloglarda kadınların fotoğrafları, videoları, saç renkleri ve göz renkleri gibi bilgilerin yer aldığı ileri sürüldü.
Çocuk sahibi olmak isteyen kişilerin taleplerine göre donör seçimi yapıldığı iddiaları da araştırılıyor.
Yaklaşık 2 Milyon Euroluk Para Trafiği
Operasyona ilişkin basına yansıyan bilgilerde, yasa dışı üreme hücresi ticareti kapsamında yaklaşık 2 milyon euroluk para trafiğinin tespit edildiği belirtildi.
Şüphelilerin kadınları yurt dışındaki kliniklere yönlendirdiği ve bu işlemler üzerinden maddi kazanç elde ettiği iddia edildi.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) kayıtlarının da incelendiği soruşturmada, para hareketlerinin ve organizasyonun uluslararası bağlantılarının araştırıldığı bildirildi.
14 İlde Operasyon: 39 Şüpheli Gözaltında
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 14 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Hakkında adli işlem başlatılan 53 şüpheli arasında örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen kişiler, donör kadınlar, doktorlar ve seyahat organizatörleri bulunuyor.
İlk aşamada 36 olarak açıklanan gözaltı sayısı, ilerleyen saatlerde 39'a yükseldi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, henüz yakalanamayan kişilere yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.
Adalet Bakanı Gürlek'ten Açıklama
Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonla ilgili yaptığı açıklamada insan bedeni üzerinden haksız kazanç sağlayan suç yapılanmalarıyla mücadelenin sürdürüleceğini belirtti.
Gürlek, kadınların yasa dışı üreme hücresi ticaretine yönlendirilmesinin insan onuru ve beden bütünlüğü açısından ciddi bir mesele olduğunu vurguladı.
Soruşturma kapsamında şüphelilerin örgütlü suç faaliyetleri ve organ-doku ticaretine ilişkin mevzuat çerçevesinde hukuki durumları değerlendiriliyor.
Operasyonla ilgili adli süreç devam ederken, şüpheliler hakkındaki suçlamaların kesinleşmiş mahkeme kararı anlamına gelmediği belirtiliyor.