“Adaletin hızlı olmasını hepimiz isteriz” ifadesiyle başlayan Erdem Gül, duruşmaya geldiklerinde savcının aceleci bir tavırla ve usul kurallarını hiçe sayarak cezalandırılmaları talep ettiğini aktardı. Gül, kendileri hakkında yöneltilen suçlamaların daha önce tutuklu gazetecilerle bağlantılı olduğunu vurgulayarak, bahsedilen iddiaların yalnızca gazetecilik faaliyetlerine dayandığını ifade etti. Gül, “Bizim yalnızca gazetecilik örgütünün üyesi olabileceğimizin altını çiziyorum. Bunun dışında hiçbir örgütle bağlantımız yoktur” dedi. Gül, Türkiye'nin gerçeküstü bir durum içerisinde olduğunu belirterek, gazetecilerin cezaevlerinden bir an önce salıverilmesi gerektiğini dile getirdi. "Bu oyun son bulsun" diyen Gül, yaşananları eleştirerek, hepimizin yalansız bir yaşam sürmemiz gerektiğini hatırlattı.
Mahkeme Heyetindeki Değişiklikler
Enis Berberoğlu, siyasete adım attıktan sonra kendini gazeteci olarak göremediğini belirterek, duruşmalardaki gelişmelere dikkat çekti. Berberoğlu, Erdem Gül’le birlikte sanık olarak yargılandıklarını ifade etti ve asıl dikkate değer olan durumun işlemlerdeki değişiklikler olduğunu vurguladı. İlk duruşma ile ikinci duruşma arasındaki 55 günlük süreçte, mahkeme heyetinin tamamen değiştiğini ve bu durumun kendisine güven vermediğini dile getirdi. Berberoğlu, savcının mütalaasını okumaya bile gerek görmediğini belirterek, mahkeme heyetinin tarafsız ve adil bir değerlendirme yapmayacağından endişe duyduğunu ifade etti. Meclise gönderilen fezlekenin, kendisinin yargılandığı maddelerdeki değişimlerin substratını oluşturduğunu vurgulayan Berberoğlu, bu durumu bir hukuk garabeti olarak tanımladı.
Türkiye'deki Adalet Sistemi Üzerine Eleştiriler
Berberoğlu, “Bir incelik var” diyerek, yargı sürecinin nasıl manipüle edildiğini gözler önüne serdi. Gerçekten de adaletin sağlanması için beklenen şeffaflık ve tarafsızlığın eksikliği, adalet sistemine duyulan güveni sarsmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Cumhuriyet Halk Partisi olarak, otoriterleşme çabalarına karşı durduklarını ifade eden Berberoğlu, hukukun temel ilkelerine bağlı kalmadan yapılan bu işlemlerin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Mahkeme heyetinin, kendi çağırdığı tanıkları dinlemek yerine, savunmanın sunduğu delillere kulak vermemesi ve müebbet hapis istemiyle davayı sürdürmesi ise, yargı sisteminin ne denli sorunlu bir boyutta olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Türkiye'nin hukuk sisteminin gidişatına dair ciddi endişeleri beraberinde getiriyor.