CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutuklu yargılandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında konuşma yaptı. İmamoğlu, 15.5 milyon insanın oy kullanarak Türkiye'nin en büyük partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak kabul ettiğini belirtti ve 25 milyondan fazla kişinin kendisi için imza verdiğini hatırlattı. "Burada görülen dava bir siyasi davadır. Sürecin kökeni çok daha geriye, 2019 yılına uzanmaktadır" diyen İmamoğlu, duruşmaların televizyonlardan canlı yayınlanmasını talep etmelerine rağmen, duruma ilişkin yaşanan zorlukları dile getirdi. "Adil yargılanma benim en doğal hakkımdır" ifadesini kullandı.
Davanın İkinci Gününde İmamoğlu
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde İBB davasının ikinci gün duruşması başladı. Duruşmada, Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıkların yanı sıra, pek çok önemli isim de jandarma eşliğinde salonda yer aldı. Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu gibi kişilerin de bulunduğu duruşmada, bazı tutuksuz sanıklarla birlikte İmamoğlu'nun ailesi de salonda hazır bulundu. Duruşmanın, kamuoyunda dikkatle takip edilmesi, davaya olan ilginin ne kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
İddianame Özeti ve İmamoğlu'nun Yanıtı
Duruşmada iddianamenin özeti 33 dakika boyunca okundu. Ardından söz alan İmamoğlu, iddianamenin içeriğinin kendisi hakkında çok sayıda suçlamada bulunduğunu ifade etti. "Burada Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi davalarından birinin başlatıldığını düşünüyorum" diyen İmamoğlu, mahkeme heyetinin siyasi bir karar verdiğini öne sürdü. Ayrıca, duruşmaya katılan tüm tarafların dinlenmesi gerektiğini belirterek, "Savunma hakkım elimden alındı" vurgusunu yaptı. İmamoğlu, mahkeme ceza kanunu gereğince bağımsız ve tarafsız bir şekilde karar vermelidir diye de ekledi.
İmamoğlu'nun Mahkeme Heyetine Yönelik Eleştirileri
İmamoğlu, mahkeme heyetinin kendisine sunduğu süreyi yeterli bulmadığını ve bu sürede savunmasını sağlıklı yapamayacağını belirtti. "Savunmayı yalnızca birkaç cümleyle geçiştiremeyiz. Her cümlem benim savunmamın bir parçasıdır" diyen İmamoğlu, böyle bir durumu adaletin gerçekleşmesi adına olumsuz olarak değerlendirdi. İddianamenin incelediğinde, siyasi bir yönlendirme ve kurgulanmış bir anlatım olduğunu ifade ederek, hukuk devletinin işleyişine dikkat çekti. "Adalet mülkün temelidir" ifadesiyle, yürütme organının ve siyasi gücün yargı üzerindeki etkisine işaret etti.
Adalet Talebi ve Yaşanan Baskılar
İmamoğlu, duruşmalara katılanların nasıl bir zorluk içinde geldiklerini dile getirerek, insanların adalet arayışının engellendiğini savundu. Duruşmaların canlı yayınlanması yönündeki talebinin, devletin en yüksek makamlardan da olumlu karşılandığını anımsatarak, ancak şu an gelinen noktada halkın mahkemeye girmek için çeşitli zorluklar yaşadığını belirtti. Salonda yaşanan kalabalık ve jandarma güçlerinin arasında sıkışmanın, adil bir yargılama ve insan hakları açısından sorun oluşturduğuna dikkat çekti.
2024 Seçimleri ve Siyasi İşlem Yıldızları
İmamoğlu, davanın 2019'a kadar giden siyasi bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayarak, mevcut sürecin 2024 seçimleriyle bağlantılı bir siyasi hesaplaşma olduğunu ifade etti. "13-14 bin oyla seçimin kazanıldığını söylemek, demokrasiye yakışmaz" diyerek, geçmişte iptal edilen seçimler sonrasındaki gelişmeleri değerlendirdi. Savunma sürecinde karşılaştığı zorlukların ve iddiaların, siyasi bir operasyonun parçası olduğunu ileri sürdü. “Süreçte 'başarılı olursan bakan olursun' şeklinde yönlendirilen kişi, şimdi hükümet içinde yer almakta” diyerek, davanın arka planında yatan siyasi dinamikleri gözler önüne serdi.