Gazete Kritik Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan, Savunma Fuarı'nda Türkiye'nin 180 ülkeye ihracatını ve Gazze'ye yardımı vurguladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Savunma Fuarı'nda Türkiye'nin 180 ülkeye ihracatını ve Gazze'ye yardımı vurguladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nda Türkiye'nin savunma ihracatındaki başarısını vurgulayarak, 180 ülkeye ürün gönderildiğini açıkladı. Ayrıca, Gazze'deki insani krize dikkat çekerek, uluslararası yardımlara izin verilmesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye bugün dünyadaki en büyük 11’inci savunma ihracatçısı durumuna gelmiştir. İnsansız hava araçlarımız, milli gemi projelerimiz, elektronik sistemlerimiz, kara araçlarımız, silah ve mühimmatlarımız gıptayla takip ve talep ediliyor. Savunma sanayi şirketlerimiz, geçtiğimiz sene tam 180 farklı ülkeye ürün ihraç ederek ciddi bir başarıya imza attı" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17’inci Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'na katıldı. Fuarın açılışında konuşan Erdoğan, kendi alanında dünyanın en büyük ve en etkili ilk üç fuarından biri olan Uluslararası Savunma Sanayi Fuarının, bu yıl 17'ncisinin düzenlendiğini söyledi.

Bugün burada, sadece Türk Savunma Sanayi’nin gelişimine değil; aynı zamanda bir milletin bağımsızlık yürüyüşüne de şahitlik edildiğini belirten Erdoğan, "Bugün burada, kendi gök kubbesinde, kendi kanatlarıyla yükselen bir ülkenin hikayesini görüyoruz" diye konuştu.

Erdoğan, bu yılki organizasyonda 99 ülke ve uluslararası kuruluştan 219 heyeti temsilen 937 heyet üyesini misafir ettiklerini, bine yakın yerli ve 400'ün üzerinde yabancı firmanın, kara, hava, deniz, uzay ve siber güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünleri 6 gün boyunca fuarda sergileyeceklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazar gününe kadar 120 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin fuara katılımının beklendiğini ifade ederek, 
"Bu değerli buluşmayı, salt ticari bir faaliyet savunma sanayi alanındaki ürünlerin tanıtım ve satışının yapıldığı uluslararası çapta bir pazar olarak görmediğimizi özellikle bilmenizi rica ediyorum. Hep söylediğim gibi mesele alışveriş yapmak değildir. Asıl mesele kazan- kazan temelinde uzun vadeli ortaklıklar tesis edebilmektir. Mesele ticaretle birlikte kalıcı işbirlikleri geliştirebilmektir. Türkiye olarak biz buna hazırız ve çok yönlü iş birliklerine açığız. Bir de 2025'de ürün ve ekipmanlarıyla yer alan firmalarımızın tamamına başarılar diliyorum. Misafir heyetlerimizin her birine şükranlarımı iletiyorum. Savunma alanı başta olmak üzere IDEF 2025'in sektör ve firmalarımız arasındaki ilişkiler önemli katkılar yapmasını, yeni işbirliklerine kapı aralamasını, dostluk ve kardeşliğimizi güçlendirmesini temenni ediyorum" diye konuştu. 

"Bir deri bir kemik kalmış çocukların derdi, bizim derdimizdir"

Dünyanın ve Türkiye’nin, "güç dengelerinin yeniden belirlendiği, küresel ağırlık merkezlerinin yer değiştirdiği uluslararası rekabetin giderek kızıştığı bir süreçten geçtiğinin" altını çizen Erdoğan, Gazze'de 22 aydır katmerlenen devam eden soykırımın, İsrail'in, coğrafyayı istikrarsızlaştırmaya dönük saldırılarının, Rusya ile Ukrayna arasında 3 buçuk yılı geride bırakan savaşın, Güney Asya'dan Kuzey Afrika'ya, Balkanlar'dan Güney Kafkasya'ya kadar geniş bir bölgede nükseden sıcak gerilimlerin tamamının bir şekilde Türkiye'yi ilgilendirdiğini aktardı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’de insani yardım malzemesi girişine izin verilmediği için açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların derdi, bizim derdimizdir. 13 buçuk yıllık zulmün ardından 8 Aralık Devrimi ile umutların yeniden yeşerdiği Suriye'ye yönelik saldırılar bizim sorunumuzdur" dedi.

"Netanyahu ve katliam şebekesi barbarlıkta Hitler'i çoktan geride bıraktı”

Gazze’de yaşanan katliamlara ve İsrail’in saldırgan politikasına yönelik tepkisini yineleyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Tüm kalbimizde bölgemizde huzur, barış, dayanışma istiyoruz. Bunu isterken gereklerini de yerine getirmekten çekinmiyoruz. Nerede bir haksızlık, adaletsizlik ve zulüm görsek sesimizi de tepkimizi de belli bir üslup içinde açıkça ortaya koyuyoruz. Bu anlayışla, İsrail'in Gazze halkına yönelik Nazileri fersah fersah aşan soykırımını, tüm insanlığın gündeminde tutmaya devam ediyoruz. İnsani yardımlarımızla birlikte Gazze'deki vahşeti sona erdirmeye dönük diplomatik temaslarımızı da artırmış durumdayız. Gayemiz, bir an önce ateşkesin tesis edilmesi.

Gazze’ye insani yardımların girişine izin verilmesi bir başka önceliğimizdir. Maalesef Kızıl Haç'ın bile girişi izin verilmediği gerçekten korkunç bir durum söz konusudur. Daha önce de söyledim. Netanyahu ve katliam şebekesi barbarlıkta Hitler'i çoktan geride bıraktı. Avrupa'daki Holokost sürecinde dahi Gazze’deki kadar insanlık dışı görüntüler ortaya çıkmadı. Her gün, onlarca masumun bir lokma ekmek, bir yudum su bulamadığı için can verdiği bir acımasızlığı zerre kadar insanlık onurunu taşıyan hiç kimse kabul edemez. Buna sessiz kalamaz. Bu cinnet haline rıza gösteremez. Her kim Gazze'deki soykırıma sessiz kalıyorsa, İsrail'in işlediği insanlık suçlarına ortak oluyor demektir.

Gazze'de insanlık ölürken, bebekler, çocuklar ölürken; insanlar, bir çuval un alabilmek için ölürken; hiçbirimiz, buna sessiz kalamayız ve kalmayacağız. O masum bebeklerin kopmuş kafalarını, o çocukların kopmuş ellerini, bacaklarını, affedersiniz köpeklerin açlıktan yemeye başladığı gömülmemiş cesetleri, o açlığı, o feryadı, annelerin yüreklerimizi yakan o çığlıklarını hiçbirimiz unutamayız, unutmayacağız. Açlıktan kitlesel ölümlerin başladığı bu kara günlerde, tüm uluslararası toplumu insanlık cephesinde birleşmeye davet ediyorum. Gelin, bu caniliğe hep birlikte tepki verin. Gelin, bu zulme, bu vahşete artık yeter diyelim. Gelin, gözünü iktidar hırsı bürümüş bir avuç insanlık düşmanının, insanlığın adını daha fazla lekelemesine müsaade etmeyelim. Diğer türlü bu kan lekesi sadece Netanyahu'nun ve cinayet şebekesinin eline değil, Gazze'deki soykırıma susan tepkisiz kalan herkesin eline alnına şahit kaldıysa vicdanına bulaşacaktır.”

“Eğer barış huzur, güvenlik, dirlik ve refah istiyorsan, caydırıcılığını en üst düzeyde tutmak zorundasın”

Türkiye olarak en başından beri adil ve sürdürülebilir bir dünya nizamı için her platformda gayret gösterdiklerini, küresel barış ve güvenliğin tesisi için her türlü adımı attıklarını anlatan Erdoğan, "Eğer kendi vatanında onurunla, şerefinle, başın dik alnın ak yaşamak istiyorsan, savunma yeteneklerini güçlendirmek mecburiyetindesin. Şüphesiz, bunun yolu da yerli ve milli savunma sanayinden geçiyor" değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin, yakın tarihinde savunma alanında, ciddi sınamalarla karşılaşmış bir ülke olduğunu, dışa bağımlı olmanın sonuçlarını pek çok kez tecrübe ettiğini belirten Erdoğan, "Atalarımızın bir sözü var: Kötü komşu, adamı mal sahibi yaparmış. Bizi de dost ve müttefiklerimiz savunma sanayinde mal sahibi yaptı. Her ambargo, her baskı, her haksızlık bize yeni bir kapı araladı. Biz de tüm gücümüzü kullanarak, bu kapılardan içeri girmeyi başardık. Türkiye, bugün savunma sanayi ürünleriyle dünya piyasalarına mührünü vuran bir konuma ulaştı. ‘Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz’ dedik ve öz kaynaklarımızı harekete geçirerek, bu alanda kısa sürede ciddi mesafe katettik" dedi.

"İHA'larımızın oyun değiştiren konsepti küresel ölçekte büyük yankı uyandırıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 20 seviyesinde olan savunma sanayinin yerlilik oranının, bugün yüzde 80'lerin üzerine çıktığını, sektördeki 3 bin 500'e aşkın firmanın, 100 bin kişilik nitelikli personel kadrosuyla çalışmalarını başarılı bir şekilde sürdürdüğünü anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türk Savunma Sanayi bugün, bin 380'in üzerinde proje sayısıyla, 20 milyar doları aşan cirosuyla, geniş ürün yelpazesiyle, adeta destan yazıyor. Güvenlik birimlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını kendi kaynaklarımızla en etkili şekilde karşılıyoruz. Yerli ürünlerimiz, güvenlik güçlerimizin terörle mücadele operasyonlarında, yurt içi ve yurt dışındaki harekatlarımızda etkin rol oynuyor. İHA ve SİHA teknolojisinde dünyanın önde gelen üç ülkesinden biriyiz. Geçen sene dünyada satılan her 100 İHA'dan 65'ini Türk firmaları tedarik etti. Özellikle İHA'larımızın oyun değiştiren konsepti küresel ölçekte büyük yankı uyandırıyor. Geleneksel taktik ve stratejileri dönüştürüyor. Aynı şekilde dünyada kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biri şu anda Türkiye'dir. Ana yüklenicilerimiz, alt yüklenicilerimiz, kobilerimiz, araştırma kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz, geliştirdikleri özgün ürünlerle ihracat hanemizi yeni yıldızlarla süslüyor.

Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Türkiye bugün dünyadaki en büyük 11’inci savunma ihracatçısı durumuna gelmiştir. İnsansız hava araçlarımız, milli gemi projelerimiz, elektronik sistemlerimiz, kara araçlarımız, silah ve mühimmatlarımız gıptayla takip ve talep ediliyor. Savunma sanayi şirketlerimiz, geçtiğimiz sene tam 180 farklı ülkeye ürün ihraç ederek ciddi bir başarıya imza attı. Şu rakam da dikkat çekicidir: 2024 yılında, savunma ve havacılık alanındaki ihracatımız, NATO ve hizmet ihracatları da dahil olmak üzere yüzde 29'luk artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaşarak yeni bir rekor kırmıştır. Böylece 2024 hedefimiz olan 6.5 milyar doların yüzde 11 üzerine çıktık. 2025 Haziran ayı ihracatımız, bir önceki yıla oranla yüzde 10,4 artarak 623 milyon dolara ulaştı. Son 12 aydaki ihracatımız ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 23,1 düzeyinde artışla 7,5 milyar dolar seviyesini gördü.

Lazer ve elektromanyetik silah sistemleri, otonom sistemler, siber güvenlik, kuantum teknolojisi ve yapay zeka gibi alanlarda, izleyeceğimiz doğru stratejilerle yakın gelecekte rekabet gücümüzü daha da artıracağız. Şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Ülke olarak en önemli avantajlarımızdan biri de nitelikli ve dinamik insan gücümüzdür. Savunma sanayi başta olmak üzere her alanda teknolojik atılımımızı çok daha ilerilere taşıyacak yetişmiş insan gücüne sahibiz. Özellikle Bunu daha da geliştirmekte kararlıyız. Bu vesileyle, Savunma Sanayi Başkanlığımız başta olmak üzere bütün bu başarılarda pay sahibi olan tüm kurum ve kuruluşlarımızı, firmalarımızı, emek veren her bir kardeşimi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum. Türk Savunma sektörü ile gurur duyuyoruz. Gelecekte çok daha iyi seviyelerde olacağımıza yürekten inanıyoruz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma sanayinde, "Milli Yetkinlik Hamlesi" adını verdikleri büyük bir dönüşüm başlattıklarını ifade ederek, "Onay ve talimatını bizzat verdiğim Milli Yetkinlik Hamlesi ile savunma sanayi ekosistemi içerisinde sistematik bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızla, savunma ve güvenlik yatırımlarımızla dosta güven, düşmana korku veren, çok daha büyük ve güçlü bir Türkiye'yi inşa etmek için mücadele edeceğiz. Birlikte çalışacağız, birlikte öğreteceğiz, geleceğe birlikte yürüyeceğiz" dedi.

Daha sonra Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün ile Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Birol Topçu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediyelerini takdim etti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *