'Bu millet esareti kabul etmez'

Yunus Nadi Abalıoğlu, 1924’te Ankara'nın sessizliğini ve Mustafa Kemal Paşa ile olan etkileşimlerini anlattı. Paşa'nın liderliğindeki askeri durumun zorluğuna rağmen, umut ve toplumun potansiyelini açığa çıkarmak için yürütülen çalışmalar ön plana çıktı.

'Bu millet esareti kabul etmez'

Yunus Nadi Abalıoğlu, Cumhuriyet’ın kuruluş sürecinde ve yayın hayatına başladığı günlerde "Yeni Gün’den Cumhuriyet’e" başlığı altında bir dizi makale kaleme almıştı. Bu dizinin bir parçası olan ve 31 Mayıs 1924 tarihinde kaleme alınan aşağıdaki makale, önemli gözlemler içermektedir.

Ankara’nın İlk İzlenimleri

1920 yılının Nisan ayının ilk günlerinde Ankara’ya adım attığımda, henüz memleketin durumuna alışamamıştım. Ankara'nın sessizliği ve durağanlığı bana adeta bir boşluk hissi verdi. Şehir, doğuştan bir uyku hali içinde gibiydi. Yalnızca Kırşehir Milletvekili Yahya Galip Bey, yaptığı girişimlerle şehre biraz hareket katmaya çalışıyor gibiydi. Ancak bu çabalarının sonuç verdiği söylenemezdi. Çalışmaya başlamam gerektiğini düşündüm. İşte bu boşluk içinde geçecek her gün, dayanılmaz bir can sıkıntısını da beraberinde getirirdi. O zamanlar haftada üç gün çıkan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin yazarı Hakkı Behiç Bey, benim için biraz meşguliyet oluşturacak bir iş bulmuştu. Hakkı Behiç Bey, bana gazete yazısını devrederek, işin yoğunluğuyla bana dikkatimi dağıtma şansı verdi.

Mustafa Kemal Paşa ile İlk Temas

Gündüzleri Ziraat Okulu'na gidiyor ve Mustafa Kemal Paşa ile görüşüyordum. Onun yanında bulunduğum her an, işlerin ve yaşananların detaylarını daha iyi anlamamı sağlıyordu. İlk günlerdeki izlenimlerim arasında, geniş bir çöl ortasında küçük bir vaha gibi duran bu yerin gerçek gücünü keşfetme isteği bulunuyordu. Mustafa Kemal’in liderliğinde gerçekleştirilen tüm bildirimler ve duyurular, gerçekte yalnızca onun iradesine bağlı olarak oluşuyordu. Diğer bireyler ve etkinlikler, onun etrafında şekilleniyor, onun varlığı bütün bu sürecin merkezine yerleşiyordu. Gerçekten de, o dönemdeki zorlukların üstesinden gelebilecek ordunun ve düzenin nerede olduğunu ben merak ediyordum ama o andaki düzenin, mevcut durumun belirsizliği beni derinden etkiliyordu.

Askeri Durum ve Var Olan Güçler

Ankara, o günlerde yirmi dokuz katır ve yüz elli kadar derme çatma askerle sınırlı bir askeri güce sahipti. Kolordu komutanı da dahil olmak üzere ordunun varlığı yalnızca kağıt üzerinde kalmıştı. Askeri birliklerin durumu, birçok insanın canını sıkacak derecede kötüydü. Eğer Mustafa Kemal’in varlığı olmasaydı, durumun zorluğu insanı çileden çıkarırdı. Ancak Ziraat Okulu’ndaki çalışmaları ve varlığı, bana umut veriyor, iyi bir gelecek için bir yol oluşturuyordu. Artık, ortaya çıkan bu cinayet ortamında ne yapmam gerektiğini biraz daha iyi anlamaya başlamıştım. Mustafa Kemal, kararlarının katı olduğu kadar, bağımsızlığımızı sağlamak adına da kararlıydı.

Tartışmalar ve Gece Çalışmaları

Birçok konuda gece saatleri boyunca Mustafa Kemal ile tartışmalar yapıyor, düşüncelerimizi paylaşıyorduk. Bu tartışmalar genellikle derinleşiyor ve önemli kararların temellerini atıyordu. Özellikle, boşluk hissinin yaratmış olduğu tatminsizlik üzerinde duruyordu. Paşa, mevcut durumu daha iyi anladıkça, Türkiye'nin içindeki potansiyeli ortaya çıkarmak için çalıştığını ve bu potansiyeli harekete geçirmek için birtakım eksikliklerin giderilmesi gerektiğini vurguluyordu. O gece, uzun ve verimli tartışmaların ardından uyuduğumda, Ankara'nın sakinliğinde çok farklı bir ruh hali hissetmiştim. Artık çevremdeki boşluk hissi yerini umuda bırakmıştı.

Mustafa Kemal ile Düşünsel Dışavurumlar

Mustafa Kemal, Meclis'in ve ordunun birlikte hareket etmesi gerekliliğini anlatarak, gerektiğinde halkının iradesini savundu. Bu görüşmelerde belirttiği gibi, milletin durumu aydınlatma yeteneğine sahip olduğunu, bu bağlamda toplumsal iradenin ön plana çıkmasını sağlamak gerektiğini savunuyordu. Yine de, şehre dair kaygılarını gizlemiyor, halkın irisiyle birlikte geleceği inşa etme isteğini sık sık dile getiriyordu. Bu dönemde, zorluklar ve endişeler arasında gidip gelen düşüncelerimle birlikte, kararsızlık ve belirsizlik beni daha çok etkiliyordu.

Halkla İletişim ve Farklı Bir Yaklaşım

Bireylerin ihtiyaçları ve duygu dünyalarıyla kurduğu bağlantılar, Mustafa Kemal’in toplum üzerindeki etkisini artırıyordu. Çeşitli etkinliklere katılarak, halkın yanında olduğunu gösteriyor, bilinçlendirme adına somut adımlar atıyordu. Anadolu’daki halkın direniş ruhunu ortaya çıkarmak için sürekli çaba sarf ediyordu. Bu bağlamda, onun halkın övgüsünü almak için çabalarını belirsizlikler içindeki bir iddia gibi değil, somut ve akla yatkın bir gerçeğe dönüştürmek üzere girişimde bulunuyordu. Bu anlayış doğrultusunda, toplumsal değerlendirmeleri güçlendirmek adına birçok fikir ve öneride bulunuyordu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız