Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy'un "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini imzalamaları nedeniyle açılan davanın üçüncü duruşması bugün gerçekleşti. İlk duruşmada savcının talebi doğrultusunda akademisyenlerin Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi uyarınca yargılanması için Adalet Bakanlığı'ndan beklenen yazının henüz gelmemiş olması, duruşmanın ilerleyen aşamalarında önemli bir faktör oldu. Duruşmaya katılmayan sanık akademisyenlerin avukatı Meriç Eyüboğlu, suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle derhal beraat talebinde bulundu. Mahkeme, Adalet Bakanlığı'ndan yanıt gelene kadar duruşmayı ertelemeye karar verdi ve bir sonraki duruşmanın 30 Mart saat 09.40’da yapılacağı açıklandı.
İlerleyen Duruşmalar ve Yargı Süreci
Dava sürecinin sıkıntılı bir şekilde ilerlediği görülüyor. Savcı, ilk duruşmada suçlamaları değiştirmiş ve Türk Ceza Kanunu'nun "Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama" başlıklı 301. maddesi üzerinden Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulunmuştu. Ancak bu süreçte, beklenen yazının henüz gelmemiş olması duruşmanın seyrini etkiledi. Adalet Bakanlığı'nın yanıt vermemesi, sanıklar açısından sürecin belirsizliğe sürüklenmesine neden oluyor. Bu durum, mahkemeye olan güvenin azalmasına sebep olabilir. Akademisyenlerin katılmadığı duruşmaya ise dayanışma göstermek isteyen diğer akademisyenler ve siyasetçiler katılarak destek verdiler.
Savunma Stratejisi ve Hukuksal Gerekçeler
Akademisyenlerin avukatı Meriç Eyüboğlu, duruşmanın çok kısa sürdüğünü belirterek söz aldı ve müvekkillerinin ifade özgürlüğü kapsamında bir metin imzaladığını vurguladı. Eyüboğlu, "Ortada suç yoktur. Barış talep eden, şiddete çağrı yapmayan bir metin söz konusudur," şeklinde ifadeler kullandı. Ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 maddesi yönünden sürecin devam etmesi halinde bile, 301. madde kapsamında bir suçlama yapılmasının hukuksuz olduğunu savundu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) de bu maddeyle ilgili daha önceki kararlarına atıfta bulunarak, bu hukuksuzluğun pek çok kişi tarafından tespit edildiğini ifade etti. Beraat talebi, gözler önüne serilen bu hukuksal argümanlarla birlikte mahkeme tarafından dikkate alındı.
Mahkeme Kararları ve Beklentiler
Duruşma sonucunda, mahkeme Adalet Bakanlığı'na yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesine karar verdi ve duruşmayı başka bir tarihe ertelerken, gelecek savunmaların seyrinin bu yanıta bağlı olacağı düşünülüyor. Duruşanın ertelenmesi, aynı zamanda akademisyenler için hukuksal belirsizliklerin devam etmesi anlamına geliyor. Alanlarında tanınmış akademisyenler olarak duruşmanın sonucu, yalnızca kendi kariyerleri değil, aynı zamanda akademik özgürlükler açısından da büyük önem taşıyor. Bir sonraki duruşmada yaşanabilecek gelişmeler ve Adalet Bakanlığı'nın vereceği cevap, davanın seyrini belirleyecek unsurlardan biri olacak. Hem akademik çevrelerden hem de toplumsal açıdan bu davaya olan ilginin artması, sürecin toplumda daha geniş yankı bulmasına neden oluyor.
