AİHM, 15 Temmuz Sonrası Dava Süreçleriyle İlgili İlk Kararını Açıkladı AİHM, 15 Temmuz 2016'da gerçekleşen darbe girişiminin ardından başlatılan dava süreçleriyle ilgili olarak gelen ilk kararını kamuoyuna duyurdu. Bu karar, sayıları 3 bine yaklaşan dava başvurularının arasında yer alan ve Giresun Adliyesi'nde çalışan hakim Zeynep Mercan’ın başvurusuyla ilgilidir. Mercan, 18 Temmuz 2016 tarihinde geçici bir tutukluluk kararıyla hapsedilmişti. Başvuruda, Anayasa Mahkemesi'nin iki üyesinin yanı sıra bazı raportörlerin gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla ilgili durumlar vurgulanarak, “delil olmaksızın tutuklandığı, tutuklama nedeni belirtilmeksizin tutukluluğunun sürdürüldüğü” gibi gerekçeler öne sürüldü. Mercan, bu sebeplerle 2 Eylül tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuru yapmıştır.
AİHM’in Kararı ve Anayasa Mahkemesi'ne Yönlendirme
AİHM'in verdiği karar, Zeynep Mercan'ın başvurusu üzerine şekillendi. Mahkeme, Mercan'ın önce Anayasa Mahkemesi'nde mevcut hukuki yolları tüketmesi gerektiğine vurgu yaptı. Yani, AİHM, kişinin haklarının ihlal edildiği iddialarının öncelikle iç hukukta, yani Türkiye’nin kendi mahkemelerinde çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. Bu durum, AİHM’in yalnızca son çare olarak devreye girdiği anlayışını pekiştiriyor. AİHM, hukukun üstünlüğüne olan saygıyı ve iç hukuk yollarının etkinliğini koruma amacını güderek, bireylerin ulusal mahkemelerden alacakları hizmetin ne denli önemli olduğunu ifade etmiş oldu. Bunun yanında alınacak kararlara da saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Emsal Niteliği Taşıyan Karar
Mahkemenin Zeynep Mercan hakkında verdiği karar, aynı zamanda bu süreçte başka başvurular için de emsal oluşturma anlamı taşıyor. AİHM’in bu yaklaşımı, Türkiye’deki diğer benzer dava başvurularında da dikkate alınması gereken bir durum olduğunu ortaya koyuyor. Eğer Mercan’ın durumu gibi başka talepler de Anayasa Mahkemesi önünde henüz karara bağlanmamışsa, AİHM’in müdahale etmesi söz konusu olmayabilir. Bu bağlamda, karar, sadece Mercan’ın durumunu değil, genel anlamda tüm başvuruları da etkileyebilir. Mahkeme, açılan tüm davalarda Anayasa Mahkemesi’nin yetkisini işleten bir yol haritası sergileyerek, bireylerin hak arama yöntemini netleştirmiş oluyor.
Türkiye’nin İç Hukuk Sistemine Güven
AİHM'in bu kararı, aynı zamanda Türkiye’nin iç hukuk sistemine duyulan güvenin sürdüğünü göstermektedir. Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf bir ülke olması dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi gibi ulusal mercilerin etkin çalışması bekleniyor. AİHM'in, Türkiye'deki hukuk sisteminin işlerliğine ve bireylerin haklarının korunmasına olan katkısını artırması, yine bu tür birleşen durumların, uluslararası düzeyde takip edilmesi ve hesap verilmesi açısından son derece önemlidir. Dolayısıyla, bu kararın yalnızca bir bireyi değil, aynı zamanda Türkiye’de hukukun üstünlüğü anlayışını da güçlendirmesi bekleniyor.