12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen anayasa değişikliklerinin referandum süreci, şimdilerde kritik bir duruşma ile yeniden gündeme geldi. Bugün yapılacak olan son duruşma, 12 Eylül davasının seyrini belirleyebilir ve darbecilerle yüzleşmenin nasıl sonuçlanacağı konusunda önemli bir aşama teşkil edebilir.
2010 Anayasa Değişikliği ve Darbe Mirası
2010 yılında, Ak Parti tarafından hazırlanan anayasa değişiklikleri ile birlikte, Türkiye'deki yargı sisteminin güçlendirilmesi adına birçok reform önerilmiştir. Ancak bu değişiklikler içerisinde, 12 Eylül darbesinin sorumlularının yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddenin kaldırılması gibi dikkat çekici düzenlemelere de yer verilmiştir. Bu düzenleme, dönemin hükümetine muhalefet eden kesimlerden büyük tepkiler almış, “darbecilerle hesaplaşacağız” söylemi üzerinden yürütülen kampanya, zamanla dönemin iktidarını destekleyen çeşitli gruplardan da destek bulmuştur.
Propaganda ve Destekçiler
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliklerini desteklemek adına yoğun bir şekilde propaganda yapmıştır. Bu süreçte, referandumda 'hayır' oyu kullanacak olanları darbeci olarak nitelendirmesi, kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı. Aynı dönemde, Fethullah Gülen'in de referanduma yönelik olarak yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Gülen, destek vermek amacıyla, ölülerin bile oy kullanmasını sağlamanın gerektiğini ifade ederek Ak Parti'ye desteğini açıkça belirtti. Bu stratejik destek, referandum sonucunun belirlenmesinde etkili oldu ve darbe sonrası duyulan adalet arayışını da tetikledi.
Dava Sürecinin Gelişimi
Referandum süreci neticesinde, 12 Eylül darbesinin baş aktörleri olan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında dava açıldı. Haziran 2014'te, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, bu iki sanığı darbe suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ancak, bu önemli karar sonrasında süreç oldukça uzun bir bekleyişe girdi. Yargıtay'a gönderilen dosya, yıllarca incelenmeyi bekledi. Zamanla Evren ve Şahinkaya'nın yaşamlarını yitirmesi, davanın seyrini karmaşık bir hale getirdi ve yargılamalar açısından zorlu bir süreç başladı.
Davada Yeni Gelişmeler ve Gelecek
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanıkların ölümünü göz önünde bulundurarak davada "ölüm nedeniyle bozma" kararı verdi. Bu karar doğrultusunda dosyanın yeniden 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesi bekleniyor. Mahkemenin, bu bozma kararına uygun bir şekilde davayı düşürmesi muhtemel görünüyor. 12 Eylül döneminde yaşanan işkencelere dair açılan soruşturmalar ise, 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolması gerekçesiyle reddedildi. Diğer sorumlular hakkında yapılan soruşturmalar da takipsizlikle sonuçlanmıştır. Bu bağlamda, 12 Eylül ile ilgili bugüne kadar herhangi bir ceza uygulanmamış olması, toplumsal adalet arayışını daha da artırmıştır.
