Uğur Gürses: Mutfak yangını yeniden alevlendi

Mart ayı enflasyon verileri, gıda fiyatlarının yıllık %70 artışla rekor seviyeye ulaştığını gösteriyor. Mutfak maliyetindeki yükseliş, yapısal sorunların göz ardı edildiğini ortaya koyarken, Merkez Bankası'nın faiz indirim beklentilerini de olumsuz etkiliyor.

Uğur Gürses: Mutfak yangını yeniden alevlendi

Mart ayına dair enflasyon verileri açıklandı ve sonuçlar oldukça dikkat çekici. Yıllık enflasyonda, özellikle gıda fiyatları konusunda kaydedilen artışlar, dikkat çeken oranlarda gerçekleşti. Bu durum, her türlü önleme ve müdahaleye rağmen, temel sorunun göz ardı edildiğini ortaya koyuyor. Enflasyon rakamlarında mutfak maliyetlerinin etkisi çok belirgin hale gelirken, Mart ayında yıllık artış oranı %70 ile rekor seviyeye ulaştı. Önlemler yerine getiriliyor gibi görünüyor, ancak köklü çözüm üretmeyen kısa süreli tedbirlerle durumu kurtarmanın mümkün olmadığı aşikar.

Gıda Fiyatlarındaki Endişe Verici Artış

Mart ayında yapılan ölçümler ile Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) %1,03 oranında artış gösterirken, yıllık enflasyon da %19,71 seviyesine yükseldi. Özellikle gıda fiyatlarının aylık enflasyona en büyük katkıyı sağladığı gözlemlendi. Son dönemde gıda fiyatlarındaki artış %2,60 olarak kaydedilirken, gıda ürünlerinin yıllık artışı %31,01 seviyesine çıktı. Bu durum, mutfağın maliyetinde ciddi bir baskı oluşturuyor ve insanları alternatif çözümler aramaya yönlendiriyor.

Taze Sebze ve Meyve Fiyatları Yükseliyor

Mart ayındaki gıda fiyatları arasında taze sebze ve meyve grubundaki artışlar dikkat çekiyor. Aylık %9,1'lik bir artış görülmesi, bu ürünlerin alım gücünü azaltıyor ve halkın ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle bu yılın Ocak ayında kaydedilen %29,7'lik artış, hükümetin müdahale etmesine sebep olmuştu. 11 Şubat haftasında belediyeler aracılığıyla kurulan tanzim satış tezgâhları, üreticiden alınan ürünlerle dolup taşarak halka sunulmuştu. Ancak bu geçici önlemler, sorunların yapısal nedenlerini ortadan kaldırmayı başaramadı.

Maliyet Artışlarının Neden Olduğu Sorunlar

Bu süre zarfında fiyatların tanzim satış fiyatlarına uyum sağladığı gözlemleniyor. Mart ayında sebze ve meyve fiyatlarının %9 artması dikkat çekici, zira bu ürünlerin tanzim satışına konulan fiyatlarının da benzer bir oranda arttığı görülüyor. Ayrıca, Aralık ayına göre 3 ayda %44 oranında bir artış kaydedildi. Gıda kalemlerinin büyük bir kısmında fiyat artışlarının görülmesi, uzun vadeli bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Temel Sorun: Maliyet ve Arz Şoku

Enflasyonun altında yatan temel nedenlerin faturası, üretim maliyetleri ve arz sıkıntıları üzerinden şekilleniyor. Ancak bu durum yetkililer tarafından kabul edilmiyor. Sorunun kaynağına inmek yerine, kamuoyuna dış etkenler gösterilmeye devam ediliyor. Mart verileri, çekirdek enflasyonda beklenen olumlu iyileşmenin sona erdiğini, yeniden yükselişe geçişin başladığını gösteriyor. Nitekim Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) içinde imalat fiyatlarının yükselmesi bu durumu teyit eder nitelikte.

Üretim Maliyetleri ve Stok Sorunları

Üreticilerin maliyetlerini etkileyen ara malı ve sermaye malı gibi unsurların artışı, son üç ayın en yüksek oranlarına ulaşarak dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra, son bir ayda döviz kurlarındaki %5'lik artış, önümüzdeki dönemde bu durumu daha da zorlaştıracak gibi görünüyor. Hemen hemen her alanda üretim maliyetleri etkileniyor. Özellikle envanterlerin azalması, yeni girdilerin daha yüksek maliyetle gelmesine neden oluyor ve bu da en nihayetinde tüketiciye yansıyor.

Merkez Bankası’nın 30 Ocak tarihinde yayınladığı Enflasyon Raporu'nda 2019 yılı sonu için öngörülen enflasyon oranı yüzde 14,6 olarak belirlenmişti. Bu tahminin oluşturulmasında gıda fiyat artışlarına yönelik yıllık yüzde 13'lük bir artış beklentisi önemli bir rol oynamaktaydı.

Gıda Fiyat Artışındaki Beklenmedik Düşüş

Ancak yılın ilk çeyreği geçildiğinde gıda fiyatlarının artışı sadece yüzde 10 seviyelerinde kalmış durumda. Bu durum, Merkez Bankası'nın öngördüğü yıllık yüzde 13'lük varsayımı anında geçersiz kılmıştır. Dolayısıyla, bu değişim yılsonu enflasyon tahminlerini de tehlikeye atmaktadır. Gıda fiyatlarındaki beklenmedik bu durum, piyasalar üzerinde olumsuz etki yaratarak, enflasyon hedeflerinin tutturulamama olasılığını artırıyor.

Faiz İndirim Beklentilerinin Değişmesi

Bu enflasyon verileri, Merkez Bankası'nın yaz aylarında yapabileceği potansiyel bir faiz indirimine dair naif beklentileri de ortadan kaldırdı. Mevcut koşullarda, kur dalgalanmalarının doğurduğu baskı nedeniyle, Merkez Bankası politika faizini yüzde 24 seviyesinden bir süreliğine keserek, gecelik borçlanma oranını yüzde 25,50'ye yükseltmiştir. Bu durumun devam etmesi, Merkez Bankası’nın ileride alacağı kararların daha kesin bir şekilde tanımlanmasını zorunlu hale getiriyor.

Enflasyon Hedefinin Ulaşılamaz Hale Gelmesi

Merkez Bankası'nın hedeflediği enflasyon oranı ise yüzde 5 olarak belirlenmiş olsa da, bu mevcut durumda kat kat üstünde seyrediyor. Son aylarda uygulanan "arka kapı" politikalar, kurumun itibarını zedeleyerek, toplumda güvensizlik oluşturmaktadır. Bu durum, rahatlıkla tahmin edilebileceği üzere, yatırımcılar nezdinde kaygıların artmasına neden olmaktadır.

Dolarizasyonda Artış ve Sorumluluklar

Sadece yılın ilk üç ayında bankacılık sisteminde tasarruf sahipleri tarafından 18 milyar dolardan fazla bir dolarizasyon gerçekleşmesi, yaşanan sorunun boyutlarını açıkça gözler önüne sermektedir. Ekonomik belirsizliklerin ve enflasyonun artmasının yanında, bu durumun sonuçlarından kaçış mümkün görünmemektedir. Ekonomik istikrar sağlanmadığı sürece, bu tür olumsuz gelişmelerin devam edeceği aşikardır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız