Gazete Kritik Eğitim Eğitim-İş'ten MEB'e çağrı: Önlük sorunları gizlemez, eğitimdeki gerçekler acil çözüm bekliyor!

Eğitim-İş'ten MEB'e çağrı: Önlük sorunları gizlemez, eğitimdeki gerçekler acil çözüm bekliyor!

Eğitim-İş, 2026-2027 dönemi öncesi MEB önünde açıklama yaparak eğitimdeki sorunları vurguladı. Genel Başkan Kadem Özbay, öğretmenlere yönelik talimatların ve okul koşullarının yetersizliğine dikkati çekti. Hijyen, personel eksikliği ve kayıt parası gibi sorunlar gündeme geldi.

Eğitim-İş'ten MEB'e çağrı: Önlük sorunları gizlemez, eğitimdeki gerçekler acil çözüm bekliyor!

Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarında 2026-2027 eğitim öğretim yılı başlaması dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde açıklama yaptı.

Açıklamada konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, 2026-2027 eğitim-öğretim dönemine, Bakanlığın talimatlarla dolu bir genelgesiyle girildiğini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"O genelgenin özü yine öğretmenlere sıralanan talimatlarla dolu. Ama yine öğretmenin itibarına en büyük hakaretlerden biri 'Size önlük giydireceğiz' talimatı oldu. Yönetmeliklerde olmayan bir şey. Bakın AKP iktidarı iktidar sürecinde hep şunu söyledi: Kılık kıyafetlerle ilgili özgürlük söylemlerini kullandı. Aslında bugün geldiğimiz noktada derdinin özgürlük olmadığını bir kez daha anlamış olduk. Milli Eğitim Bakanlığı önlükle eğitimin gerçek sorunlarının üzerini örtmek istiyor. Biz bu gerçek sorunların üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz."

Önlüğün altında, eğitimin acı gerçeklerinin yattığını savunan Özbay, çocuğun boş tabağının, seçimlerden önce söz verilen ancak verilmeyen ücretsiz yemeğin, temizlenmeyen okulların, kadrolu personel ve öğretmen eksikliğinin ile her yıl alınan 100 bine yakın ücretli öğretmenin bu sorunların başında geldiğini söyledi.

ÖZBAY'DAN BAKANLIĞA ÇAĞRI

Sınıf mevcutlarına ilişkin Bakanlığın açıkladığı ortalama rakamlara tepki gösteren Özbay, "Milli Eğitim Bakanı çıkıyor televizyonda diyor ki ortalama 23-24. Kırsalda 10'a düşen, İmam Hatip okullarında 10'a düşen sınıf mevcuduyla kent merkezlerinde 45-50'yi toplayıp 2'ye böldüğünde 20'yi bulmak bir gerçeklik değil" dedi.

Özbay, önlüğün öğretmen açığını kapatmayacağını ve şiddeti durdurmayacağını vurgulayarak, "Önlüğün santimiyle değil, sınıfta çocuğa düşen alanla dert edinin eğitim sorunlarını" diye konuştu.

Bir okulun kapısını açıp zilini çalmanın orayı eğitime hazır hale getirmediğini dile getiren Özbay, öğretmen açığı, ikili eğitim, kalabalık sınıflar, derslik yetersizliği, temizlik ve güvenlik sorunlarının yapısal hale geldiğini belirterek, artan yoksulluğun çocukları okuldan koparttığını ifade etti.

"OKULA BAŞLAMA MALİYETİ ÜÇ ASGARİ ÜCRET"

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, günümüzde bir çocuğun okula başlama maliyetinin üç asgari ücrete karşılık geldiğini savunarak, kırtasiye, beslenme, dijital araçlar ve yardımcı kaynak giderlerinin velileri "kara kara" düşündürdüğünü belirtti.

Okullardaki kayıt parası uygulamasına ilişkin Bakanlığın söz konusu iddiaları reddetmesini eleştiren Özbay, şu ifadeleri kullandı:

"Bakan ısrarla 'Yok' diyor. Sen 'Yok' deyince yok olmuyor, hepimiz biliyoruz. Burada Türkiye'nin birçok yerinde görev yapmış öğretmen arkadaşlarımız var. Hiçbir öğretmenimiz, hiçbir idarecimiz aslında bunun olmasını arzu etmiyor. Ama okulların ihtiyacını karşılamadığınız için maalesef ki adeta okul yönetimlerini tahsildara çevirmiş durumdasınız. 20 bin liradan 100 bin liraya kadar... Hatta en son istihdam İstanbul'da 300 bin lira kayıt parası adı güya bağış, zorunlu gönüllü bağış 150-150 taksitle ödendiğini tüm kamuoyu biliyor. Bakanlık da 'Kayıt parası yok' diyor. Evet, adına kayıt parası demiyorlar ama bağış diyorlar. Gönüllülük yalnızca kağıt üzerinde kalıyor. Ortaya zorunlu gönüllü bağış düzeni çıkıyor."

"PISA GERÇEKLERİNE GÖRE HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ OKULA KAHVALTI YAPMADAN GİDİYOR"

Bakanlığın kamuoyunda gündeme getirdiği PISA sonuçlarına da değinen Özbay, Türkiye'nin sosyal ve maddi yoksunluğun en fazla yaşandığı ülkeler arasında yer aldığını aktardı. PISA verilerine göre, Türkiye'de her üç çocuktan birinin okula kahvaltı yapmadan gittiğini ve beş çocuktan birinin öğün atladığını vurgulayan Eğitim-İş Başkanı Özbay, okul yemeğinin bir imkan değil, politik tercih meselesi olduğunu belirtti. Finlandiya'da 1943'ten, Hindistan'da ise 2001'den bu yana 118 milyon öğrenciye yemek verildiğini hatırlatan Özbay, Türkiye'deki 16 milyon devlet okulu öğrencisine yemek sunulmamasını eleştirdi.

Okullardaki hijyen ve güvenlik sorunlarına da değinen Özbay, 60 binin üzerindeki devlet okuluna Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında İçişleri Bakanlığı ile 6 aylığına 30 bin geçici görevli verilmesini yetersiz bulduklarını, kadrolu ve kalıcı temizlik ve güvenlik personelinin şart olduğunu ifade etti.

"KAHRAMANMARAŞ'TAKİ SALDIRININ ARDINDAN 13 ÖĞRETMEN SÜRGÜN EDİLDİ"

Kahramanmaraş'ta geçen yıl yaşanan okul saldırısı olayına ve sonrasında gelişen sürece dikkati çeken Kadem Özbay, Bakanlığın kendi ihmallerinin faturasını öğretmenlere kestiğini belirterek, şunları söyledi:

"Kahramanmaraş'ta olayın yaşandığı okulda saldırının ardından Bakanlık soruşturma başlattı. Bu soruşturma sonrasında oradaki 13 öğretmen il dışına adeta sürgün edildi. Kendi sorumluluklarını görmeyenler, üstlenmeyenler yine sorumluluğu öğretmenin üzerine attı. Meslektaşını ve öğrencilerini kaybetmenin ağır travmasını yaşayan eğitimcilere sahip çıkmak yerine onları il dışına sürgün ederek gözdağı vermeye kalkışmak hem hukuksuzdur hem vicdansızlıktır. Öğretmenler değil sizler sorumlusunuz. Bu hukuksuzluğa, vicdansızlığa karşılık Eğitim-İş olarak mücadelemizi büyüterek öğretmenlerimizin haklarını iadesini sağlayacağız."

"BAKANLIK, MESEM GERÇEKLERİNİ AÇIKLAMIYOR"

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasına da eleştiriler yönelten Özbay, MESEM'in bir eğitim modeli değil, çocuk işçiliği ve kamu kaynaklarının sermayeye aktarılması olduğunu savundu.

Bakanlığın TBMM'ye verdiği iki farklı soru önergesi cevabına değinen Özbay, bir tespitte 10 yılda 13 ölüm açıklanırken, 2 ay sonraki tespitte 2025-2026 dönemi için 9 bin 880 iş kazası ve 37 ölüm rakamının verildiğini belirterek, "İki cevap birden doğru olamayacağına göre asıl gerçek şudur: Bakanlık gerçekleri açıklamıyor. Bakanlığın gerçekten bir denetim mekanizması yok" dedi.

ÇEDES ve benzeri uygulamalara, karma eğitimin tartışmaya açılmasına ve kılık kıyafet dayatmalarına tepki gösteren Özbay, öğretmenlerin iktidarın propaganda memuru olmadığını vurguladı. Özbay, 2012'den beri bitirileceği söylenen ikili eğitimde hala 3 milyon 780 binin üzerinde öğrencinin eğitim gördüğünü hatırlatarak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in çocuğunun dahi özel okulda okumasının devlet okullarının yetersizliğinin açık bir itirafı olduğunu savundu.

Açıklamanın ardından MEB önüne tabldot, temizlik malzemeleri ve tuvalet kağıdı konularak, okullardaki hijyen ve beslenme sorunları protesto edildi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız