CHP PM Üyesi ve Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, 2016-2017 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla ilgili önemli bir basın açıklaması yaparak iktidarın eğitim alanındaki uygulamalarını eleştirdi. Tüm, "İktidar, darbecilerin izini eğitim ordusu içinde aramaktan derhal vazgeçmelidir. Hiçbir hukuki dayanağı olmadan işten çıkarılan öğretmenler, görevlerine geri iade edilmelidir. Cevap verme yetkisi iktidara değil, hukuka aittir." ifadelerini kullandı. Ayrıca, Tunceli örneğinde olduğu gibi, hükümetin sendikalar üzerindeki baskılarını artırarak öğretmenleri sendikalardan uzaklaştırmaya çalıştığını savundu.
Öğretmenlerin İşten Çıkarılması
Türkiye, 2016-2017 eğitim-öğretim dönemine girdiğinde, sayıları on binlerle ifade edilen öğretmenlerin işten çıkarılması gibi büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı. Bu durum, öğretmenleri adeta potansiyel suçlu olarak gören bir yaklaşımın sonucunda yaşandı. 15 Temmuz darbe girişimiyle hiçbir bağlantısı olmayan öğretmenler, yalnızca hükümetin politikalarına demokratik yollardan karşı çıkan sendikalarla bağlantılarından dolayı işten çıkarıldılar. Atatürkçü, laik ve çağdaş eğitimi savunan eğitim emekçileri, bu sebeple açığa alındı. Mehmet Tüm, bu durumu kabul edilemez bulduğunu ve hükümetin kontrolünü kaybettiğini vurguladı. Eğitim alanındaki bu uygulamalar, hukuk ve adaletin yerle bir edildiği bir ortamda gerçekleşti.
Görevden Alma Uygulamaları
Mehmet Tüm, son gelişmelerle birlikte, Tunceli'de görevden alınan öğretmenlerin geri iade edilmesi sürecinde, yine de sendika temsilcisi olan öğretmenlerin hedef alındığını belirtti. Bu durum, hükümetin muhalif sendikaları kapatma girişimlerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Tüm, her sendikanın iktidarın destekçisi olmak zorunda olmadığını ifade ederek, bu uygulamaların hukuku dolanma çabası olarak nitelendirdi. Hükümetin darbe fırsatçılığı yaparak muhalif sendikaları hedef aldığına dikkat çekti ve bu tür uygulamaların demokrasi ve hukuk devleti ile bağdaşmadığını savundu.
Demokratik Seçimler ve Hukukun Üstünlüğü
15 Temmuz darbe girişiminin sebebinin öğretmenler olmadığına dikkat çeken Mehmet Tüm, aksine bu girişimin kökünde öğretmenlerin savunduğu çağdaş ve laik eğitimin geriletilmesi yattığını ifade etti. İktidarın, kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda bir toplum oluşturma amacı güttüğünü belirtti. Tüm, devletin sadece belirli bir grup için değil, tüm vatandaşlar için var olması gerektiğini ve demokratik bir yönetim anlayışının önemini vurguladı. "Devlet, kimseye altın tepsi içinde sunulacak bir mal değildir" diyerek, devlet yönetimindeki demokratik ilkelerden sapmanın tehlikelerine dikkat çekti.
Kamusal Eğitim ve Hukuk Devleti Anlayışı
Mehmet Tüm, hükümetin hukukun üstünlüğünü zedelemeden, demokratik süreçleri işleterek hareket etmesi gerektiğini ifade etti. "Son sözü iktidar değil, hukuk söylemelidir" diyerek, yargının bağımsızlığının önemini vurguladı. Bakanlar kurulunun, mahkemelerin yetkilerini aşarak ceza verme yetkisi bulunmadığını belirtti. Eğer bu çizginin aşılması durumunda, Türkiye'de gerçek bir demokrasiye sahip olunamayacağını ve bunun sonuçlarının son derece olumsuz olacağını dile getirdi. Tüm, halkın ve toplumun iktidardan temel beklentisinin hukuk devleti anlayışının yeniden tesis edilmesi olduğunu sözlerine ekledi. Ayrıca, eğitim sisteminin laik ve çağdaş olması gerektiğini belirterek, öğretmenlere yeni eğitim-öğretim yılında başarılar diledi.