İran ile ABD arasında devam eden gerilimde diplomasi trafiği yeniden hızlandı. İran medyasında yer alan habere göre Tahran yönetimi, ABD ile yürütülecek müzakereler için hazırladığı son teklifini Pakistanlı arabuluculara iletti. Söz konusu teklifin ABD tarafına aktarılmasının beklendiği belirtildi.
Bölgede savaşın gidişatı açısından kritik bir sürece girilirken, İran’ın attığı bu adım dikkatle izleniyor. Haberde teklifin içeriğine ilişkin herhangi bir ayrıntı paylaşılmadı. Ancak Tahran’ın, savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin başlıkları müzakere etmeye hazır olduğu daha önce İran basınında yer almıştı.
Teklif Pakistan üzerinden ABD’ye ulaştırılacak
İran’ın son önerisinin Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ABD’ye iletilmek üzere hazırlandığı bildirildi. Pakistan, süreçte arabulucu ülke olarak öne çıkarken, Tahran yönetiminin savaşın sona erdirilmesine yönelik şartlarını daha önce de bu kanal üzerinden ilettiği belirtilmişti.
Geçen hafta İran’ın, savaşın durdurulması için şartlarını içeren bir teklifi Pakistan’a gönderdiği ifade edilmişti. Son gelişmeyle birlikte Tahran’ın bu kez revize edilmiş ya da son halini almış önerisini arabuluculara sunduğu değerlendiriliyor. Washington cephesinde ise dikkatlerin İran’dan gelecek bu teklife çevrildiği aktarıldı.
Hürmüz Boğazı ve kalıcı ateşkes gündemde
İran basınında daha önce yer alan bilgilere göre Tahran yönetimi, savaşın kalıcı olarak sonlandırılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konularını müzakere etmeye hazır olduğunu bildirmişti. Ancak İran’ın, nükleer faaliyetlerine ilişkin başlığın kalıcı ateşkes sağlandıktan sonra ele alınmasını önerdiği ifade edilmişti.
Bu yaklaşımın ABD Başkanı Donald Trump tarafından kabul edilmediği öne sürülmüştü. Trump yönetiminin, İran’ın nükleer faaliyetleri konusunu ateşkes sonrasına bırakma fikrine sıcak bakmadığı belirtilmişti. Bu nedenle iki taraf arasında yürütülen görüşmelerde en kritik başlıklardan birinin nükleer dosyanın zamanlaması olduğu değerlendiriliyor.
Washington’da gözler Tahran’dan gelecek yanıtta
ABD tarafının, arabuluculuk sürecine yakın kaynaklara göre İran’dan cuma gününe kadar gelebilecek revize edilmiş teklifi beklediği aktarıldı. Bu nedenle Washington’da tüm gözlerin Tahran’a çevrildiği ifade ediliyor.
İran ise Trump yönetimini, Tahran’ı “teslim olmaya zorlamaya” çalışmakla suçluyor. Bu açıklamalar, taraflar arasındaki güven sorununun sürdüğünü gösterirken, ateşkes için cumartesiye kadar olan sürecin kritik önemde olduğu belirtiliyor. Diplomatik temasların sonuç verip vermeyeceği, savaşın seyri açısından belirleyici olabilir.
İran-ABD ateşkes sürecinde neler yaşandı?
ABD ile İran arasında 8 Nisan’da varılan ateşkes anlaşmasının ardından Pakistan arabuluculuğunda görüşmeler yapılmıştı. Ancak bu temaslardan sonuç çıkmaması üzerine ABD, 13 Nisan’da İran’a yönelik deniz ablukası uygulama kararı almıştı.
Bu kararın ardından Hürmüz Boğazı’na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale edilmeye başlandığı bildirildi. Bölgedeki gerilim, deniz trafiğini ve enerji güvenliğini doğrudan etkileyen Hürmüz Boğazı üzerinden daha da tırmandı.
Hürmüz Boğazı’nda geçişler yeniden kısıtlandı
İran, 17 Nisan’da Lübnan’da ateşkes sağlanmasının ardından Hürmüz Boğazı’nın, ateşkes süresince İran donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuştu. Bu açıklama, bölgede tansiyonun düşebileceğine yönelik sınırlı bir beklenti oluşturmuştu.
Ancak ABD’nin deniz ablukasına devam edeceğini açıklaması üzerine İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini bildirdi. Böylece ateşkes ve müzakere süreci, hem askeri hem de diplomatik açıdan daha hassas bir noktaya taşındı.
Kritik süreçte diplomasi trafiği hızlandı
İran’ın son teklifini Pakistanlı arabuluculara iletmesi, ABD ile yürütülen müzakere sürecinde yeni bir döneme işaret ediyor. Teklifin içeriği henüz bilinmezken, savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın durumu ve nükleer faaliyetlerin ne zaman ele alınacağı gibi başlıkların sürecin merkezinde yer aldığı görülüyor.
Tarafların önümüzdeki günlerde vereceği yanıtlar, ateşkes ihtimalinin güçlenip güçlenmeyeceğini belirleyecek. Özellikle cumartesiye kadar olan sürecin kritik görülmesi, diplomasi masasındaki temasların bölgedeki savaşın gidişatı üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor.