Türkiye, şu anda Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından gerçekleştirilen referandum ile ilgili önemli bir gelişmenin eşiğinde bulunuyor. Hükümet, bu referandum kararını hatalı bulduğunu belirtiyor ve bu kararın gözden geçirilmesini talep ediyor. Geçtiğimiz hafta, önce Milli Güvenlik Kurulu ardından da Bakanlar Kurulu toplandı ve referandumun durdurulması gerektiği konusunda sert bir tutum benimsendi. Cumartesi günü ise TBMM, Irak ve Suriye’ye yönelik sınır ötesi operasyon yetkisini bir yıl daha uzatmak üzere olağanüstü bir oturum düzenledi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Açıklamada Bulundu
Sabah saatlerinde bazı uluslararası ajanslarda, Habur Sınır Kapısı'nın tek taraflı olarak kapatıldığına dair haberler yer aldı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, bu iddiaları yalanlayarak, kapatmanın söz konusu olmadığını ifade etti. Şu an için geçişlerin güvenlik amacıyla sıkı bir denetim altında gerçekleştirildiğini belirten Tüfenkci, Irak tarafından gelen araçların kontrollerinin artırıldığını, gelişmelere göre durumu yeniden değerlendirmenin planlandığını ifade etti. Bu açıklamalar, Türkiye’nin bölgesel güvenlik kaygılarını göz önünde bulundururken, ticari ilişkilere de zarar vermemek amacıyla yapılan bir açıklama olarak değerlendirilebilir.
İhracatın Önemi ve Olumsuz Etkileri
Referandum öncesinde IKBY’ye yapılan uyarılar, Türkiye’nin Irak ile olan ticari ilişkilerinin önemini iş dünyası gözünden de destekliyor. Türkiye, 2015 yılında Irak’a 8.3 milyar dolar, 2016’da 7.2 milyar dolar ve 2017’nin ilk sekiz ayında ise 5.5 milyar dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Irak, son yıllarda Türkiye’nin en yüksek ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında yer almakta. Girişimciler, IKBY’deki referandumun olumsuz etkilerinin ihracatın durma noktasına gelmesiyle ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. Ancak işadamları, ihracatın durmasının en fazla Kuzey Irak yönetimine ve oradaki halka zarar vereceğini vurguluyor. Dolayısıyla, Türkiye'nin ihracatçıları, referandum sürecini dikkatle izliyorlar.
Transit Ticaret ve İhracat Sektörleri
Türkiye’nin Irak’a yaptığı ihracatın en çok gerçekleştirilen kalemleri, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri alanında yoğunlaşmaktadır. 2017 yılının ilk sekiz ayında 1.1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Sırasıyla mücevher, kimya ve hazır giyim sektörleri izliyor. Hububat ve Bakliyat İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, yaşanan süreç nedeniyle iş adamlarının olumsuz etkilendiğini dile getirdi. Ürünlerinin bulunabilirlik durumunun Kuzey Irak yönetimi için sorun yaratabileceğini belirten Mete, geçen hafta 100 TIR göndermeyi planlarken, sadece 75 TIR gönderebildiklerini açıkladı. Önümüzdeki dönem için bu sayıların ne yönde değişeceği ise belirsiz. Kuzey Irak'ın transit ticaret açısından kritik bir konumda olduğu ve bu durumun olumsuz yönde değişmesiyle beraber, bölgenin stratejik öneminin azalabileceğine dikkat çekiliyor.
Kuzey Irak’ta Zorluklar
Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Akyüz, Türkiye’nin ticaretini etkileyen zorlukların arttığını dile getiriyor. Kuzey Irak yönetiminin, ticaretin denetimini artırdığını ve Türkiye'den gelen ürünlere ek belgelere ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. Bu durum, ticari süreçleri zorlaştırmakta ve İranlı rakiplerle karşılaştırıldığında Türk ürünlerinin dezavantajlı duruma düşmesine neden olmaktadır. Akyüz, referandum sonrası alınacak kararların kısa ve orta vadede ekonomik etkiler yaratacağını belirterek, süreçte barışçıl bir çözüm umudu taşıdıklarını vurguluyor.
İhracat Yolları ve Altyapı
Irak’a ihracatın gerçekleştirilmesi için farklı yolların kullanıldığını belirten Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, bu yolların bazen zorluklarla dolu olduğunu kaydetti. Habur Sınır Kapısı üzerinden yapılan ticaret, diğer kapılara göre çok daha fazla bir kapasiteye sahip. Habur'un günlük geçiş kapasitesi 1700 civarında iken, Gürbulak ve Esendere kapılarının bu kapasiteyi desteklemesi zor. Şener, geçişlerde yaşanan zorlukları ve IKBY yönetiminin aldığı ek vergilerin Türk ürünlerinin rekabette zorlanmasına yol açtığını belirtiyor. Bu nedenle, her iki tarafın barış içinde bir çözüm bulması gerektiğine vurgu yapıyor.