Prof. Dr. Anıl Çeçen:Rusya, Amerika’nın Balkanlara yerleşmesi üzerine harekete geçti

Prof. Dr. Anıl Çeçen, İngiltere’nin Yakın Doğu Projesi, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi, İsrail’in Büyük İsrail Projesi ve Rusya’nın Büyük Rusya Projesi’ne karşı Atatürk’ün, Rusya’ya karşı bölgesel dayanışmayı artırmak ve İran’la ortak hareket etmek stratejisi geliştirdiğini söyledi.

Prof. Dr. Anıl Çeçen:Rusya, Amerika’nın Balkanlara yerleşmesi üzerine harekete geçti

Prof. Dr. Anıl Çeçen, İngiltere’nin Yakın Doğu Projesi, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi, İsrail’in Büyük İsrail Projesi ve Rusya’nın Büyük Rusya Projesi’ne karşı Atatürk’ün, Rusya’ya karşı bölgesel dayanışmayı artırmak ve İran’la ortak hareket etmek stratejisi geliştirdiğini söyledi. Çeçen, Rusya-Ukrayna savaşı konusunda, “Doğu Avrupa’ya hākim olan Orta Doğu’ya, Orta Doğu’ya hākim olan üç kıtaya hākim olur. Üç kıtaya hākim olan, dünyanın egemeni olur.” dedi.


Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Anıl Çeçen, TV5’de yayınlanan ve Gazeteci Mustafa Yılmaz’ın sunduğu “Kulis Ankara” programında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline dair soruları, tarih perspektifi içinde cevapladı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Rusya’daki Türkçüler

İlk Türkçülük kongresinin, Rusya’daki Oka Nehri’nin üzerindeki bir gemide düzenlendiğini belirten Çeçen, “Türkiye’de tabi bir çöküş var, bir yeni yapılanma var Kuvva-i Milliye adı altında ama ulus devlete geçişte ulusun adı yok. Ulusun adı, işte kuzeyden geliyor bize. Bunu görmemiz lâzım. Anadolu’da Türkçülük akımları çok etkin değil; ama Rusya’da başlayan çok ciddi bir yapılanma var.” dedi.

Rus çarının Türkçülük kongresi yapan Türkçüleri kovmasıyla beraber Türkçülerin öncülerinin bir kısmının İsviçre’ye gittiğini, bir kısmının ise İstanbul’a gelip 1908-1909 yıllarında örgütlenmeye başladıklarını anlattı. Çeçen, “Önce Türk derneği kuruyorlar, daha sonra Türk Yurdu Cemiyeti’ni kuruyorlar ve daha sonra Türk Ocakları’nı kurarak Anadolu’da örgütleniyorlar. (…) Atatürk, belirli bir aşamadan sonra Kuvva-i Milliye hareketinin temsilcisi olarak onlarla bağlantıya giriyor ve Atatürk’ün yanına, bu çalışmaları örgütleyen kişi de Kazan’da yetişmiş olan, Tataristan’dan gelen Yusuf Akçora. Yusuf Akçora, bazen Rusya’da çalışıyor, bazen Türkiye’de çalışıyor, bazen İsviçre’ye gidiyor, bazen Almanya’ya gidiyor. Almanya’da Sovyet devrimin yapılması gibi bir proje çerçevesinde Türkler de devreye giriyorlar.” diye konuştu.

Prof. Çeçen, Türk asıllı toplulukların sadece Osmanlı İmparatorluğu’nda değil aynı zamanda Rus Çarlığı çatısı altında da yaşadığını ve daha sonra bir araya gelip ortak arayışlara girdiklerini söyledi. Çeçen, “Şimdi bugün de aynı durum ortaya çıktı; çünkü Türk dünyasında var olan Türk Dünyası Teşkilatı kuruldu.” dedi.

Çeçenler hangi taraftalar?

Baba tarafından Çeçen asıllı olan ve “Çeçenistan Dosyası” isimli hacimli bir kitabı bulunan Prof. Anıl Çeçen, Rus ordusunda Ukrayna’ya karşı savaşan Çeçenler olduğu gibi, Ukrayna’da da Rus ordusuna karşı savaşan Çeçenler olduğunun hatırlatılması üzerine, Çeçenlerin derin siyasetin içinde olabilecek bilgi ve kültüre sahip olmadıklarını, emperyalizmin Çeçenleri çeşitli şekillerde kullandığını ifade etti. Prof. Çeçen, “Bunu başlatan İngiltere’dir, devam ettiren Amerika’dır, şimdi Avrupa ülkeleri Almanya, Fransa ve tabi onların uzantısı olan İsrail, Çeçen meselesini sürekli olarak canlı tutmaktadırlar.” dedi.

“Rusya, Amerika’nın Balkanlara yerleşmesi üzerine harekete geçti”

Bugün Orta Doğu ile Kafkasya ve Balkanların iç içe geçtiğinin görüldüğünü belirten Çeçen, “Yani bir üçgen var Orta Doğu’da. O üçgen, Osmanlı’dan bize gelen bir üçgen ve bugün bu üçgenin Orta Doğu ayağı gündeme geldi. Şimdi yavaş yavaş Kafkasya’ya doğru zorluyorlar; ama Amerika’nın büyük silahları toplayıp, yüzlerce tankı, binlerce askeri gündeme getirip bunları Balkanlara taşımasıyla beraber, Orta Doğu’daki bu istikrarsızlık, bu çatışma ortamının yavaş yavaş Balkanlara yansıdığını görüyoruz. Balkanlara özellikle Amerika’nın silah yığmasından sonra Rusya’nın bu harekete hazırlandığını görüyoruz. Yani son bir haftalık bir olay değil bu. Geçmişten gelen bir uzantısı var.” diye konuştu.

“Doğu Avrupa’ya hākim olan Orta Doğu’ya hākim olur”

Rus Çarlığının çöküşü ve Osmanlı İmparatorluğu’nun batışı ile beraber yeni bir sürecin başladığını belirten Çeçen, sözlerine şöyle devam etti:

“O süreç, Osmanlı sonrası merkezî coğrafya adını taşımaktadır ve bunun ilk hazırlığını da 1852 yılında İngiltere Başbakanı olan Benjamin Disraeli hazırlamıştır. Osmanlı sonrası Orta Doğu diye hazırladığı rapora baktığınız zaman, çok açık bir şekilde bu coğrafyada küçük devletlerin oluşturulduğunu, işte Sevr haritası olarak bize dayatılan bölünme-parçalanma süreci, biliyorsunuz, Balkanlarda başlamıştır. O yüzden bölünmenin adı Balkanizasyondur. Hatta küreselleşme bütün dünyada bölünme ve parçalanma olarak devam ettiği noktada, buna ‘Global Balkanization’ diyorlar. Küresel Balkanizasyon diyorlar.”

Rusya’nın, yavaş yavaş Karadeniz’in kuzeyinden Doğu Avrupa’ya doğru yönlendiğinin görüldüğüne işaret eden Çeçen, “Dünyanın ortası, merkezi, üç kıtanın ortasındaki Orta Doğu’dur; ama bu Orta Doğu’yu yönetmek için Orta Doğu’da bulunmak yetmez. Mutlaka ve mutlaka Balkanların ele geçirilmesi (gerekir.) Yani Doğu Avrupa’ya hākim olan Orta Doğu’ya hākim olur. Orta Doğu’ya hākim olan üç kıtaya hākim olur. Üç kıtaya hākim olan, dünyanın egemeni olur.” dedi.

Büyük devletlerin jeopolitik teorileri

Çeçen, Osmanlı sonrası Orta Doğu’nun yeniden yapılanması için İngilizlerin planının Yakın Doğu Konfederasyonu olduğunu kaydetti. Çeçen, bu bölgenin de Osmanlı’nın bölgesi, yani Balkanlarda başlayıp Anadolu’da devam ederek Orta Doğu’ya uzanan bölge olduğunu, buna Yakın doğu dendiğini, Orta Doğu’da ise Balkanların olmadığını söyledi.

Her büyük devletin bir jeopolitik teorisi olduğunu belirten Çeçen, “Denizlere açılmak İngiliz tezidir; ama havaya açılmak Amerikan tezidir. Ondan önce karalara egemen olmak, gene İngilizlerin tezidir; ama kullandıkları malzeme, Türklerin kara bölgelerinde, yani Asya’nın doğusunda, kuzeyinde, batısında, güneyinde kurduğu devletlere kadar gider ki, bunları bu şekilde ele alıp topluca değerlendirdiğimiz zaman, bugünkü gelişmelerin birbirine bağlı olduğunu, yani Kafkasya’daki gelişmeyle Balkanlardaki gelişmenin ya da Orta Doğu’daki gelişmeyle kuzeydeki gelişmelerin birbirini etkilediğini görebiliyoruz.” diye konuştu.

“Emperyalist projelere karşı Atatürk’ün projesi de Türkiye-İran ortaklığıydı”

Prof. Çeçen, “Putin, Kırım’ı alternatif İsrail oluşturmak için işgal etti” iddiasının hatırlatılması üzerine, “Osmanlı’nın son döneminde 300 yıl Osmanlılarla Ruslar savaşmış, İngilizler o süreç içerisinde Rusların ve Osmanlıların Avrupa’ya girmelerini önlemişler ve Orta Doğu’ya, özellikle İngilizlerin güneyden gelmesinin önü açılmıştır.” dedi.

Çeçen, “Bugün de aynı tehlikeyi görüyor musunuz?” sorusuna karşılık da “Jeopolitik, eski jeopolitik. Değişmedi.” dedi. Çeçen, “Şu an Orta Doğu’da çarpışan, ordular değildir, dinler değildir. Şu an Orta Doğu’da çarpışan, planlardır, projelerdir. Bu projeleri örgütleyen, emperyal güçlerdir. Birincisi İngiltere’dir; Yakın Doğu Konfederasyonu. İkincisi Amerika’dır; Büyük Orta Doğu Projesi. Üçüncüsü İsrail’dir; Büyük İsrail İmparatorluğu. Dördüncüsü Rusya’dır; Büyük Rusya İmparatorluğu. Beşincisi, müsaade etsinler Türkiye’nin de bir projesi olsun. O da Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ün ortaya koyduğu, Rusya’ya karşı bölgesel dayanışmayı artırmak, bölge devletleri arasında Sadābat Paktı benzeri, İran’la ortaklıktır.” diye konuştu.

“Ermenistan savaşı sırasında İsrail, Azerbaycan’a askerî üs kurdu”

Çeçen, Yılmaz’ın “Şu anda da herhalde yine de en mantılı stratejilerden birisi de bu. Bu yüzden de biraz İran’la Türkiye arasında sürekli bir şey çıkarma çabası…” yorumuna, “Tabi, bravo” diye karşılık verdi.

Prof. Dr. Anıl Çeçen, Ermenistan-Azerbaycan savaşı sırasında İsrail’in Azerbaycan’da askerî üs kurduğuna da dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Biz, Azerbaycan’la kardeşiz, değil mi? Yani ‘Bir millet, iki devlet’ diyoruz, değil mi? Ama işte son Azerî-Ermenistan savaşında İsrail araya girdi ve Azerbaycan’da askerî üs kurdu. Askerî üs üzerinden silah dağıttı. Silah desteğini Türkiye ve Türkler yapacağına İsrail yaptı. Ermenistan savaşında İsrail, askerî üs kurdu. Bakın Türkiye’nin Azerbaycan’da doğru dürüst askerî üssü yok. Bir yapısı var. Ben, önümüzdeki dönemde Türk dünyasına yönelik Amerikan-İsrail politikalarının, yani Batı blokunun politikalarının, Azerbaycan üzerinden Orta Asya’ya ve Kuzey Asya’ya yönlendirileceğini ve Türkiye’nin tasfiye edileceğini (edilmek isteneceğini) ve o nedenle işte “Anadolu’da Türklüğü tanımam” diyenler var, “Ezerim” diyenler var.”

“Orta Doğu’daki düzenin patronu İngiltere’dir ve Türkiye’de de örgütlüdür”

Prof. Çeçen, böyle bir süreçte İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un 14 yıl aradan sonra (bugün) Türkiye’ye geliyor olmasına dair bir soruyu da cevapladı.

“Ama öncesi var” diyen Çeçen, sözlerine şöyle devam etti:

“Bakın, dikkat edin, Orta Doğu’da geçmişten gelen, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş bir düzen var. Bu düzenin patronu, İngiltere’dir. Türkiye’de de örgütlüdür, bölgedeki ülkelerin içinde de İngiltere örgütlüdür. Fransa’yı yanında taşımıştır, Lübnan, Suriye gibi bazı bölgelerde; ama Amerika yoktur. Amerika, 2. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkmıştır ve işte o noktada hem NATO’ya girmişizdir hem de İsrail kurulmuştur. İşte şimdi İsrail, yola devam etmek için Büyük İsrail’i (kurmak) istiyor. Bu arada bunu Amerika’ya ‘Büyük Orta Doğu (Projesi)’ diye yutturuyorlar, kullanıyorlar. Öbür taraftan İngiltere vazgeçmiyor. Amerika, dünyanın en büyük devletidir ama Amerika’da ‘millet’ yoktur. Bütünleşmiş bir devlet aklı da yoktur. Amerika’da lobiler vardır. O lobilerin içinde de en güçlü lobi Siyonist lobi ile Anglo Sakson (İngiltere) lobi çarpışmaktadır. İngiltere’nin kurmuş olduğu düzenle, 20. Yüzyılın başında, şimdi İsrail’in kurmaya çalıştığı düzen arasında fark vardır. İngiltere, ulus devletler üzerinden bir dünya haritası ortaya koymuştur, İsrail ise etnik kimlikleri, dinî cemaatleri destekleyerek, örgütleyerek, onlar üzerinden parçalanmış bir dünya ortaya koymaktadır ki, dünya devletlerinin, ulus devletlerinin parçalanması, işte Kuzey Irak’ta gördüğümüz gibi, Suriye’de gördüğümüz gibi, Balkanlarda gördüğümüz gibi, Orta Asya’da gördüğümüz gibi ve bunlar birbirlerini destekleyen bir sürecin içinde gündeme gelmiştir. Yani İngiltere’nin oluşturduğu eski dünya düzeni, bugün İsrail’in oluşturduğu yeni dünya düzeni-küreselleşme süreci içinde, küresel şirketlerle iç içe, kol kola dayanışma içerisine girerek devam ettirilmeye çalışılmaktadır. İşte bu süreç, Türkiye’ye de 1918’de Sevr planı olarak dayatılmıştır. Burada, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kurucu önder Atatürk’ün Kuvva-i Milliye hareketinin ortaya koymuş olduğu direniş, bu oyunu Anadolu’da bozmuştur. Nitekim parçalanan Yugoslavya’nın kurucusu Mareşal Tito, ölmeden önce son günlerinde bir şey söylemiştir. Diyor ki, ‘Bu Atlantik güçleri, Atlantik emperyalizmi, bizim Yugoslavya’mızı yıkacak.’ Biliyorsunuz, Yugoslavya 7 devletten oluşan etnik gruplardan oluşan bir federasyondu. İşte Tito, bunu açıkça ifade ederken, ‘Bu coğrafyada bu oyunu bir tek güce kabul ettiremeyecekler, o da Türkiye’dir. Türkiye Cumhuriyeti direnecek ve tarihten gelecek yapısıyla yoluna devam edecek’ diyor. 100 yıl sonra Büyük İsrail kurulamadığı içindir ki Orta Doğu’da terör yayılmıştır, yaygınlaşmıştır; ama devletler bu oyunu gördükleri için, bu oyuna alet olmamak üzere birbirleriyle savaşmamaya çalışmışlardır. Bunun en açık örneği de işte son dönemde yaşadığımız Ermeni-Azerbaycan çatışmasıdır. Biliyorsunuz, o savaşlar başladı mı uzun sürerdi ama şimdi son dönemde yaşanan savaş uzun sürmemiş ve belli bir noktada kesilmiştir. Ama o işin içine de Türkiye, Azerbaycan’a sahip çıkacak noktada hareket etmesi gerekirken, maalesef Azerbaycan sınırında yeni kurulmuş olan askerî üs üzerinden İsrail’in silah yardımı ve maddî destek yardımını örgütlediğini görüyoruz.”

Prof. Dr. Anıl Çeçen, NATO’nun son durumuna dair bir soru üzerine de, “NATO, eskimiş, görevini, misyonunu tamamlamış bir savunma örgütüdür.” dedi.

Çeçen, bu konuda şu değerlendirmede bulundu:

“İsrail-Amerika ikilisi, Avrupa’ya karşı Türkiye’yi kullanmak istiyor”

“Sovyet tehdidi varken Avrupa ve Amerika ortak hareket ediyorlardı o noktada; ama Sovyet tehdidi ortadan kalkınca Avrupa ile Amerika’nın yolları ayrıldı. İşte biliyorsunuz, Avrupa Birliği, hālâ birleşemedi. Yani Amerika Birleşik Devletleri gibi bir Avrupa Birleşik Devletleri kuramadılar. Avrupa’da hālâ Almanya, hālâ Fransa, hālâ İngiltere, emperyalist güçlerdir. Almanya, Orta Avrupa’nın hakimidir; Fransa Akdeniz’in hākimidir; İngiltere, dünya kıtalarının hakimidir. İşte böyle bir noktada Amerika’nın dünyaya egemen olması gibi bir durum ortaya çıkıyor ve bu gerçekleşemiyor. İşte o noktada Avrupa içindeki eski kavga canlandırılıyor; ama şimdi yeniden Rus tehlikesinin gündeme gelmesi ve Rusya’nın tanklarla Ukrayna üzerinden Doğu Avrupa’ya yönelmesi… Çünkü bakın, şu an yaşanan savaş, Ukrayna’daymış gibi görünüyor; ama esas ana hedef, Doğu Avrupa’daki yapılanmadır. Doğu Avrupa nedir? Eski Sosyalist blokun bulunduğu yerdir. Daha da geriye gidelim, Doğu Avrupa nedir? Eski Osmanlı’nın bulunduğu bölgedir. Bugün Doğu Avrupa’da hem o sosyalist kesimden kalma bilgi birikimi, siyasî birikim, sosyal birikim var hem de Osmanlı’dan gelen bir birikim var; ama bakın, Osmanlı’nın uzantısı olan Türkiye, şu an geri itilmiş vaziyette ama her an Avrupa’ya karşı, İngiltere’ye karşı, Amerika’ya karşı Amerika-İsrail ikilisi tarafından Türklerin, Türk cemaatlerinin, Türkiye’deki dinî toplulukların ve etnik grupların Balkan kökenli Balkanlarla kurdukları bağlantılar ya da akrabalıklar çerçevesinde kullanılması gündemdedir ki, işlerine geldiği zaman İsrail-Amerika ikilisi, bunu çok rahat Avrupa’ya karşı çok net biçimde Türkiye’yi kullanmaktadır.”

“NATO BM’ye bağlanarak bir dünya ordusu kurulmalıdır”

NATO ile ilgili 5 makalesi olduğunu hatırlatan Çeçen, “Benim kanaatime göre NATO, devrini tamamlamış bir örgüttür. Bir an önce kapatılmalıdır.” dedi. Çeçen, NATO kapatılmadan önce dünya güvenliğini güvence altına alacak alternatif bir güvenlik sistemi kurulması, bunun için de bir dünya ordusu kurulması gerektiğini söyledi. Çeçen, bunun adresinin Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatı olduğunu, NATO’yu BM’ye bağlamak gerektiğini dile getirdi. Çeçen, “NATO BM’ye bağlanırsa buradan ne çıkar? Buradan bir dünya ordusu çıkar.” dedi.

“Orta Doğu’da bir Armageddon çıkartamadılar”

Rusya’nın tankları Ukrayna’ya sokmasıyla birlikte küreselleşme sürecinin bittiğini ileri süren Çeçen, “Artık, çok kutuplu bir dünyanın çekişmeye giden sürecini yaşıyoruz.” dedi. Çeçen, Putin’in Sovyetler Birliği’ni yeniden kurmak için Doğu Avrupa’yı kendi sınırları içine katmaya kalkmasının 3. Dünya Savaşı’nın başlaması anlamına geldiğini dile getirdi.

İsrail’in Suriye ve Irak’ta başlatıp dünyaya yaymak istediği büyük savaşı çıkartamadığını ifade eden Çeçen, Batılı istihbarat servislerinin bütün kışkırtmalarına rağmen Türklerin, Kürtlerin ve Arapların birbirleriyle savaşmadıklarını kaydetti. Çeçen, “Yani Orta Doğu’da bir Armageddon çıkartamadılar” dedi.

Çeçen, dünya tarihinde İsrail’in 2 kez yıkılıp üçüncü kez kurulduğunu, bugünkü üçüncü İsrail’in devam etmesi hālinde dünya dengelerinin buna göre oluşacağını söyledi.

Bir soru üzerine, üçüncü İsrail’in varlığının devam etmemesi ihtimalini, yeni projelere dönüşmesi olarak gördüğünü ifade eden Çeçen, emperyal güçlerin, İsrail kurulmadan önce bazı bölgeleri önerdiklerini ancak kabul edilmediğini söyledi. Çeçen, “Meselâ Fransa, Madagaskar Adası’nı Yahudilere vermiştir, kabul etmemişlerdir. Meselâ İngiltere Kenya’yı, Uganda’yı vermiştir, kabul etmemişlerdir. Meselâ İspanya Kuzey Arjantin’i vermiştir. Avrupa’nın Hristiyan kalması savunulmuştur ve böylece Hristiyan dünya içerisinde bir Yahudi devletine izin verilmemiştir.” diye konuştu.

Çeçen, İsrail’in Orta Doğu’da kurulmasının ise, Sovyetler Birliği’nin kurulmasının sonucu olarak gerçekleştiğini ifade etti.

Çeçen, “Bu programda, Türkiye’de söylenmeyen birçok şeyi söylediğimin farkındasınız, değil mi?” dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız