Öztrak: Erdoğan artık sandıktan çıkamayacağını gördü

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısının ardından açıklamasına, "Merkez Yönetim Kurulumuzun bugünkü toplantısında, Erdoğan Şahsım Hükümetinin üç yıllık karnesini, son üç yılda, milletimizi içine sürüklediği buhranı, bu buhrandan ülkemizi çıkarmak için, yapılması gerekenleri görüştük.

Öztrak: Erdoğan artık sandıktan çıkamayacağını gördü

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısının ardından açıklamasına, "Merkez Yönetim Kurulumuzun bugünkü toplantısında, Erdoğan Şahsım Hükümetinin üç yıllık karnesini, son üç yılda, milletimizi içine sürüklediği buhranı, bu buhrandan ülkemizi çıkarmak için, yapılması gerekenleri görüştük." ifadesi ile başladı. 

Srebrenitsa katliamının yıl dönümüne ilişkin de konuşan Öztrak, "İnsanlık tarihinde, yalnızca insanların değil, İnsanlığın katledildiği büyük acılar vardır. Srebrenitsa katliamı işte böyle bir acının adıdır.

26 yıl önce acımasızca katledilen, 8 bin 372 Boşnak kardeşimizin acısını hiç unutmadık. 20. yüzyılın sonunda, Avrupa’nın göbeğinde gerçekleşen bu büyük mezalime, acımasız soykırıma, tüm dünyanın seyirci kalmasını da unutmadık.

Srebrenitsa’daki anma törenlerinde, CHP milletvekili arkadaşlarımızla yer aldık. Soykırımda yitirilenleri saygı ve rahmetle andık, Bosnalı kardeşlerimizin acılarını paylaştık. Bir kez daha dünyaya bu soykırımı unutmayacağımızı haykırdık." diye konuştu. 

Öztrak'ın satırbaşları şöyle:

Kadıköy'de kiliseye saygısızlık

Yine geçtiğimiz hafta sonunda, Kadıköy’de Surp Takavor Kilisesi’ne bir saygısızlık yapıldı. Kutsal mabetlere, İbadethanelere yönelik saygısızlıklar kabul edilemez. Bu münferit saygısızlığı şiddetle kınıyoruz.

Yine geçtiğimiz hafta bir başka acı yaşadık. Hakkını arayan Somalı madenciler Ankara’ya sokulmadı. Yorgun, argın memleketlerine dönmek zorunda bırakılan, Ali Faik İnter ve Tahir Çetin trafik kazasında hayatlarını kaybetti. Biz her iki emekçimize de Allahtan rahmet, Kederli ailelerine başsağlığı dilerken, Erdoğan Şahsım Hükümetinden Somalı madencilere yapılan zulmü, Biran evvel bitirmesini istiyoruz.

15 Temmuz darbe girişimi

Bu hafta içinde bir başka acı olayın, 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin, Beşinci yıl dönümü geliyor. Devletimizin ve ordumuzun içine özenle yerleştirilen, Himaye edilen bazı mankurtlar, 15 Temmuz 2016’da, Gazi Meclisimizi bombaladı. Milletimiz o gece devletini, sokaklardan topladı.

251 yurttaşımız şehit düştü. 2 bin 196 yurttaşımız ise yaralandı. Biz tüm şehitlerimizi, Bir kez daha saygıyla, rahmetle anıyoruz.

Erdoğan, Hain darbe girişiminden beş gün sonra, 20 Temmuz sivil darbesini gerçekleştirdi. 15 Temmuz’u, “Kendi Reichstag Yangınına” çevirdi. Ülkemizi uzunca bir süre, “Olağanüstü hal rejimi” altında yönetti. Anayasa, yönetim sistemi, Bu OHAL şartlarında değiştirildi. Ucube Tek Adam Vesayet Rejiminin inşası gerçekleştirildi.

Şimdi Erdoğan Şahsım Hükümeti; Ülkeyi bir sonraki seçimlere de, Beş yıldır kullandığı, OHAL yetkileriyle götürmek istiyor. 31 Temmuz’da sona ermesi gereken, OHAL yetkilerinin kullanım süresinin, Bir torba yasayla, üç yıl daha uzatılmasını,  Kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz.

Bu; Milletin malına, mülküne kayyum eliyle dilediği gibi çökme, “Yargısız infaz” kılıcıyla, Devlet memurları üzerinde baskı kurma, Ve gözaltı sürelerini fiilen tutukluluğa çevirerek, Milleti sindirme girişimidir.

Erdoğan bunu neden yapıyor? Çünkü Erdoğan artık sandıktan çıkamayacağını gördü. Millet iradesinin, Yani sandığın terazisiyle nasıl oynayabilirim diye, Kendince çareler arıyor. Olağanüstü Hali bir üç yıl daha “olağan” hale getirerek, Kaçınılmaz mukadderatından kurtulurum sanıyor.

Ama milletin sabır taşı çatlamıştır. Erdoğan, İstanbul seçimlerinde yaptığı mızıkçılığa, Milletimizin attığı şamarı unutmamalıdır. Milletimiz Erdoğan Şahsım Hükümetinin, “Zam, Zulüm, İşsizlik, Yoksulluk” olduğunu yaşayarak görmüştür.

Ekonomideki kötü gidiş

Üç yıl önce, 10 Temmuz 2018’de, Resmi Gazete’de yayımlanan, bu kararla, Erdoğan Şahsım Hükümeti fiilen işbaşı yaptı. Erdoğan, Damadını da ekonominin başına getirdi.

Erdoğan Şahsım Hükümeti işbaşı yaptığında, Dolar 4 lira 54 kuruştu. Bugün 8 lira 70 kuruş. Avro 5 lira 34 kuruştu. Şimdi 10 lira 29 kuruş. Türk lirası, Dolar ve Avro karşısında, Son üç yılda yüzde 50 değer kaybetti.

Dünyada parası dolar karşısında en fazla değer kaybeden İki ülkeden biri olduk. Diğeri de Arjantin Pesosu. Erdoğan Şahsım Hükümeti paramızı pul etti. Kayınpeder ile damat bir oldu, Merkez Bankası’nın kasasındaki 128 milyar doları, Bankanın arka kapısından istedikleri gibi, istediklerine sattılar. Dalgalı kur rejiminde, Hem dövizi, hem de faizi kontrol edebileceklerini sandılar. Sahte istikrar görüntüsü verip, Koltuklarını koruyabileceklerini sandılar. Milletin 128 milyar doları gitti. Ama ne kur, ne faiz, ne de enflasyon dikiş tuttu.

“128 milyar dolar nerede?” diye sorduk. Cevap vereceklerine, afişlerimizi toplattılar. Sonra döviz kurunu baskılayabilmek için dünyanın en yüksek yedinci faizini vermek zorunda kaldılar ama o da işe yaramadı. Merkez Bankası kasasının boş olduğunu gören döviz ve faiz baronları Daha fazla faiz istemeye devam ettiler.

Son üç yılda milletin sadece dövizlerini değil, Gelirini de erittiler. Erdoğan Şahsım Hükümeti işbaşı yaptığında, Türkiye’nin milli geliri 892 milyar dolardı. Bu yılın ilk üç ayında 728 milyar dolara düştü.

Erdoğan Şahsım Hükümeti, Üç yılda millete 164 milyar dolara mal oldu.  164 milyar dolar, Osman Gazi köprüsü de dâhil, 16 tane İstanbul-İzmir Otoyolu demek, 47 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 132 tane Avrasya Tüneli demek. Erdoğan Şahsım Hükümetinin, Milletin cebinden çekip aldığı 164 milyar dolarla, Edirne’den Hakkâri’ye, Muğla’dan Ardahan’a, 6 şerit gidiş, 6 şerit geliş otoyol yapılırdı. Yandaşlara peşkeş çekilen milyarlarca dolar da Milletimizin cebinde kalırdı.

Millet bu acemilerin elinde, Pamuğu nereye basacağını şaşırdı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız