Orhan Bursalı, son yazısında Türkiye'deki eğitim ve yönetim anlayışını eleştirerek radikal bir bakış açısı sundu. Bursalı, devlette, özel sektörde ve toplumun her kesiminde sorunların derinleştiğini belirtti. Özellikle Cumhuriyet'in temel kuruluşlarından biri olan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAİ) ile ilgili aktarımda bulunarak, bu yapının tarikatlar tarafından ele geçirildiğini öne sürdü. Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinin büyük çoğunluğunun İran’daki molla eğitimi benzeri bir yapıya büründüğünün altını çizen yazar, bu durumun toplumsal bir handikap olduğunu ifade etti.
İlahiyat Fakültelerinin Durumu
Bursalı, Türkiye'deki ilahiyat fakültelerinin büyük bölümünün bilimsel niteliğini yitirdiğini ve birer tarikat okulu haline geldiğini savundu. Bu fakültelerin bazılarının kadrolarının, hemen her konuşmalarında siyaset üreten kişilerden oluştuğunu dile getirdi. Ayasofya'nın baş imamı gibi isimlerin söylemleri ile topluma nasıl bir etki yaptıklarına dair çarpıcı örnekler verdi. Çağdaş ve bilimsel bir eğitim anlayışının yerini, dogmatik bir yaklaşımın aldığına işaret eden orhan Bursalı, bu durumun toplum üzerindeki olumsuz etkilerini vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin ilahiyat eğitimi alanında geriye gidişini eleştirerek, bu kadroların yenilenmesi gerektiğini ve nitelikli eğitim veren az sayıdaki fakültenin korunmasını önerdi.