CHP Eski PM Üyesi Hüseyin Saygılı, İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesine ''Cumhurbaşkanı, tek başına almış olduğu kararla İstanbul sözleşmesinden vazgeçemez! Sadece kadınların değil, eşit yaşamı hedef alan bu kararın geri alınması ülkemiz için kazanılmış hakların iadesi bakımından yaşamsaldır. Bu kararla kadınların, çocukların özgür yaşam alanları kısıtlanmış adeta kadın cinayetlerine, çocuk istismarlarına davetiye çıkarmak demektir.'' diyerek tepki gösteri.
Hüseyin Saygılı'nın o açıklaması:
İstanbul sözleşmesi,Kadın mücadelesinin sonucudur. Tarikat mensuplarının,cemaatlerin yalan yanlış söylemlerine feda edilemez. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin feshedilmesi, Türkiye’nin,insan hakları ile ilgili bir sözleşmeden çekilmesi oldukça yanlıştır.
İstanbul sözleşmesinden çekilmenin kadın haklarına yönelik en büyük hak gaspıdır.
Sözleşmeden çekilmek, kadına yönelik şiddetin ve eşitsizliğin büyütülmesidir. Anayasa’nın 90. maddesine göre bir sözleşmenin ancak kanunla kaldırılabileceği hükmüne aykırıdır. TBMM’nin almış olduğu kararı Cumhurbaşkanı hiçe saymıştır. TBMM devre dışı bırakılmıştır.
Uluslararası sözleşmelerden çekilmek veya feshetmek diğer sözleşmelerden çekilmenin önünü açar ki buda ülkemiz açısından vahim sonuçlar doğuracağı anlamını taşır.Ayrıca bugüne kadar uluslararası dayanışma ve işbirliği birikimlerine zarar verecektir. Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet ülkemizin ve tüm dünyanın en önemli sorunlarından biri iken, şiddetle mücadelenin yollarını zayıflatacak, şiddet eylemlerinin faillerini cesaretlendirecek, mağdurlarına ise korunmasızlığa itecektir. Hergün kadınların şiddete uğradığı öldürüldüğü, çocukların istismar edildiği bir ortamda alınan bu karar akıldışıdır.
HDP’nin kapatılma girişimi, Gergerlioğlu’nun Milletvekiliğinin düşürülmesi, sabaha karşı Merkez Bankası başkanının görevden alınması, belediye gelirlerinin kısıtlanması,atanan kayumlarla halkın iradesinin hiçe sayılması, ülke ekonomik sıkıntılar içindeyken kanal İstanbul’dan vazgeçilmemesi, siyaset yapma alanlarını daraltan, toplumu kutuplaştıran uygulamaları, Ülkemizin yönetilemediğinin açık göstergeleridir. Yönetemedikçe otoriterleşen, özgürlükleri yokeden bir yönetim anlayışına yönelmektedirler. Cumhurbaşkanı ve Akp hükümeti bu uygulamalarıyla ülke için geleceğimiz için sorun olmaya bu ve benzer sorunları büyütmeye devam etmektedirler.
Tek adam yönetimi ülkeyi kaosa sürüklemektedir. Özgürlük alanlarımız her geçen gün yokedilmektedir. Bütün bu yapılanlar bilinçli bir tercihle yapılmaktadır. Toplumu baskı altına almak olası erken seçimde toplumu sindirerek korkutarak sonuç almaya dönüktür. Yapılması gereken, korkmadan bütün toplumsal muhalefet bileşenleriyle bu uygulamalara karşı çıkmaktır. Sesimizi çıkarmadığımız taktirde bütün bu yaratılan sorunların parçası haline gelmiş oluruz.
