Yanlış ekonomi politikalarıyla hazinenin içini boşaltan, borçlanmada rekorlar kıran iktidar, ekonomideki kötü gidişi durdurmak için çareyi kamu spotları ile vatandaşa vergi bilinci yaymakta buldu! ‘Vatandaşlara vergi bilinci aşılamak’ için radyo ve televizyon kanallarına ‘kamu spotu zorunluluğu’ getiren yasal düzenleme Perşembe gecesi TBMM’den geçti. Düzenlemenin görüşmeleri sırasında söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Vatandaşa film izletip ‘vergini öde’ diyeceksiniz, sonra o vergilerle Cumhurbaşkanlığında AKP milletvekillerini ağırlayacaksınız! Vatandaşın uçmadığı hava limanının, geçmediği yolun müteahhitlerini ballı kaymaklı besleyeceksiniz. Kur korumalı mevduat sahiplerinin zenginliğine zenginlik katacaksınız. Bu adaletsiz sistem sürdükçe 24 saat spot izletseniz neye yarar” tepkisini gösterdi.
İktidarın gazete ve televizyonlara baskılarına da tepki gösteren Çakırözer, “Hem vatandaşa ‘vergini öde’ filmi izlettireceksin, sonra da o vergilerle dağıttığınız kamu ilanlarında, aynı vatandaşın okuduğu Sözcü'yü, Cumhuriyet'i, BirGün'ü, Karar'ı, Yeni Çağ’ı, Evrensel’i Millî Gazeteyi yok sayacaksınız! Onun izlediği Halk TV'yi, Tele1'i, KRT'yi, FOX'u, TV5'i yok sayacaksınız, üstüne bir de bu kanallara sansür ve karartma uygulayacaksınız” dedi.
VATANDAŞA VERGİ SPOTU, RANTİYEYE BALLI FAİZ
TBMM Genel Kurulu’ndan önceki gece kabul edilen torba yasa ile, radyo ve televizyon kanallarına vergi bilinci yaratmak için kamu spotu zorunluluğu getirildi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, iktidarın ekonomideki hatalarını gündeme getirerek düzenlemeyi sert biçimde eleştirdi.
Çakırözer Meclis Genel Kurulu’nda madde üzerindeki konuşmasında şunları söyledi:
“Vergi bilincini kamu spotuyla yayalım. İyi de devlet kendisi yolsuzluğa bulaşmışsa, kendisi kara parayı kolluyor, koruyorsa o zaman bu kamu spotu neyi çözecek? Vatandaşa ‘Vergini ver’ diyeceksiniz, sonra o vergilerle AKP’li milletvekillerine Cumhurbaşkanlığı’nda yemek vereceksiniz. O vergilerle vatandaşın uçmadığı hava limanının, geçmediği yolun, köprünün müteahhitlerini ballı kaymaklı besleyeceksiniz. O vergilerle kur korumalı mevduat sahibi zenginlere, rantiyelere milyarlarca lira faiz ve kur farkı ödeyeceksiniz. Vatandaşa vergini öde deyip, ertesi gün yandaşların borcunu silecek, vergi affı getireceksiniz” dedi.
VATANDAŞIN VERGİSİNDEN GAZETESİNE AMBARGO
Gazete ve televizyonlara kamu kurumlarının verdiği ilanların dağıtımındaki adaletsizliğe de dikkat çeken Çakırözer şöyle devam etti:
“Vatandaşa ‘vergini öde’ diyeceksiniz, o vergiyle işleyen devlet kanalarında, o vatandaşın gönül verdiği siyasi partiye hiç yer vermeyeceksiniz ya da tamamen hakaret, küfür ettireceksiniz. Vatandaşa ‘vergi spotu’ izlettireceksiniz, o vergiyle dağıttığınız kamu ilanlarında, onun okuduğu Sözcü'yü, Cumhuriyet'i, BirGün'ü, Karar'ı, YeniÇağ’ı, Millî Gazeteyi, Evrensel’i; onun izlediği Halk TV'yi, Tele1'i, KRT'yi, FOX'u, TV5'İ yok sayacaksınız, üstüne bir de ambargo uygulayacaksınız. Siz bu adaletsiz zihniyeti değiştirmeden değil on dakika, yirmi dört saat kamu spotu yayınlasanız hiçbir şey değişmez!”
DİYANET İNCİNDİ DİYE KANALLARA CEZA YAĞDI
RTÜK’ün TV kanallarının basın özgürlüğünü kısıtlayan kararlarını da eleştiren Çakırözer, şöyle konuştu:
“İktidarın sopası haline dönüşmüş olan bu kurum, işi gücü bırakmış, yedi gün yirmi dört saat 5 kanalı izliyor, Halk TV, FOX TV, Tele1, KRT, TV5. Acaba nasıl yaparız da en ağır cezaları yapıştırır bu kanalları sindirir, sustururuz diye. Son dört yılda yayın durdurma kararlarının yüzde 73'ü, para cezalarının da yüzde 69'u sadece bu beş kanala kesilmiş. 2021 yılında yine bu kanallara tam 71 ceza verilmiş; hepsi haksız, hepsi hukuksuz.”
Erzurum'da Kur'an kursundaki çocuklara yönelik istismar haberleri nedeniyle Halk TV, Tele1 ve KRT’ye RTÜK tarafından kesilen cezaları da gündeme getiren Çakırözer, “Çocuklara yönelik istismar haberlerini ekranlarına taşımış bu üç kanal. Diyanet İşleri Başkanlığı da pek incinmiş, pek rahatsız olmuş. Peki ama bu meselede yüksek kamu yararı nerede? İncinen Diyanette mi, yoksa asıl beden ve ruh bütünlüğü incinmiş olan çocuklarımızda mı? Ama Diyanete, RTÜK'e kalırsa çocuklara tecavüzü, tacizi aman, kimse duymasın! Kılıf da hazır: ‘Yargı yayın yasağı koydu’. Türkiye’de yargı bağımsız mı ki yargı kararına sığınıyorsunuz?” dedi.
KAŞIKÇI DAVASINI KAPATMAK YARGIYA DARBE
“Ortada bağımsız ve tarafsız bir yargı var mı?” diye soran Çakırözer, Türkiye’de işlenen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin İstanbul’daki davasının iktidarın onayıyla kapatılmasını örnek gösterdi. Çakırözer şöyle devam etti:
“‘Evet, bağımsız yargı, tarafsız yargı var’ diyen varsa o zaman Cemal Kaşıkçı davasının kapatılması rezaletini nereye koyacaksınız? Kendi ülkemizde, İstanbul'un ortasında, Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda bir gazeteci vahşice katlediliyor. Üç yıldır ‘Sonuna kadar gideceğiz, adalet tecelli edecek’ diye mangalda kül bırakmayan saray iktidarı, şimdi birkaç yüz milyon dolarlık swap uğruna kendi ülkemizde açılmış bu davayı kapattırıyor. Ne uğruna? Suudi Arabistan'la ekonomi gelişsin uğruna. Bu utanç verici karar değerli arkadaşlarım, sadece vicdanlara, insan haklarına, basın özgürlüğüne ve merhum Cemal Kaşıkçı'nın aziz hatırasına büyük bir ihanet değildir; bu utanç verici karar aynı zamanda Türkiye'de adalete, yargıya, yargı bağımsızlığına, yargının tarafsızlığına vurulan yeni bir darbedir.”
Çakırözer, kendisinin de bir gazeteci olduğunu söyleyerek, “Buradan bu kararı, bu davanın kapatılmasını bir gazeteci olarak kınıyorum. Bugüne kadar ‘Bu dava için sonuna kadar gideceğiz, Suudi Arabistan devletinin en üst makamlarına kadar uzansa da sonuna kadar gideceğiz’ diyenlerin şimdi kırmızı halıda bir karşılama, 100 milyon dolarlık bir swap uğruna bu vicdanları sızlatan kapatma kararı almasını da bir kez daha kınıyorum” dedi.