CHP'li Toprak: İktidar müteahhitlerine yaptırılan Şehir Hastaneleri’nden beşi Danimarkalı ISS şirketine satıldı

CHP'li Toprak' KÖİ yöntemiyle hazine ve hasta garantili olarak en az 25 yıl işletilmek üzere iktidar müteahhitlerine yaptırılan Şehir Hastaneleri’nden beşi Danimarkalı ISS şirketine satıldı.

CHP'li Toprak: İktidar müteahhitlerine yaptırılan Şehir Hastaneleri’nden beşi Danimarkalı ISS şirketine satıldı

CHP'li Toprak' KÖİ yöntemiyle hazine ve hasta garantili olarak en az 25 yıl işletilmek üzere iktidar müteahhitlerine yaptırılan Şehir Hastaneleri’nden beşi Danimarkalı ISS şirketine satıldı. Bu satış işlemiyle birlikte hazineden sağlanan imtiyaz ve garantiler Danimarkalı şirkete devredildi. Satış koşulları ve tutarı kamuoyundan gizleniyor.' dedi.

Sağlık sisteminin ticarileştirilmesinden sonra şimdi yabancılaştırılması aşamasına geçilmiştir! Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri arasında yer alan Şehir Hastaneleri ile ilgili olarak geçtiğimiz hafta Rekabet Kurumu’nun (RK) onayı ile yaşanan satış ve devir işlemi iktidarın sağlık sektörünü, halkın sağlığını ticarileştirme aşamasından yabancılaştırma aşamasına geçtiğini açığa çıkarttı. İktidar müteahhitlerine yaptırılan Şehir Hastaneleri içerisinde 9 hastane ile en büyük pay sahip olan Rönesans Grubu hazine ve hasta garantili olarak işlettiği bu hastanelerden beşini (İSTANBUL Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, ADANA Şehir Hastanesi, BURSA Şehir Hastanesi, ELAZIĞ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, YOZGAT Şehir Hastanesi ve Fizik Tedavi Rehabilitasyon, Psikiyatri ve Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi) Danimarkalı AVM işletmecisi ISS Grubu’na sattı.

2005 yılından bu yana Türkiye’de faaliyette bulunan ISS grubunun 100 dolayında AVM ve 50 dolayında market-mağaza zincirine işletme ve yönetim hizmeti verdiği belirtiliyor.   Bir hastaneden ziyade AVM anlayışıyla inşa edilen bu hastaneler uluslararası sağlık standartlarının çok üstünde yatak kapasitesine sahip ve hastane kampüsü içerisindeki ulaşım, kafeterya, eczane vb. işletmeler de ticari olarak dövize endeksli şekilde işletmeci tarafından kiralanarak kâr elde ediliyor.

2020 yılında şehir hastanelerinin kira ve işletme hizmet bedeli için yapılan ödemelerin tutarı için 8,7 milyar TL ödenek ayrılırken, 2021 yılı bütçesinde ödenek tutarı kur artışlarıyla birlikte yaklaşık yüzde 100’e varan düzeyde artırılarak 16 milyar 392 milyon TL’ye yükseltildi. Bu ödeneğin de yılsonuna kadar aşılacağını bugünden öngörmek olanaklı. Cumhurbaşkanı Sarayı’nı ve Marmaris’teki yazlık Cumhurbaşkanı Sarayı’nı ihalesiz alarak inşa eden bu müteahhide, geçtiğimiz yıl korona salgını bahanesiyle İstanbul Atatürk Havalimanı pistine ve Sancaktepe havaalanında 1500 yataklı pandemi hastaneleri ihalesiz olarak verildi.

Son olarak sözde Kanal İstanbul için temeli atılan Sazlıdere Köprüsü de aynı müteahhit tarafından üstlenildi. İhalesinin ne zaman yapıldığı bilinmiyor! CB Erdoğan pandemi hastanelerinin Rönesans tarafından bedelsiz ve hibe olarak inşa edildiğini, Türkiye’nin bu hastanelerle sağlık turizminde yıldız olacağını açıklamıştı.

Şimdi ise anlaşılan bu şirket, satış bedeli gizlenen beş şehir hastanesinin 25 yıllık imtiyaz ve dövize endeksli hazine garantilerini Danimarkalılara satarak, bu hibe ve hayır işlerinin bedelini misliyle çıkarttı. AK Partili belediyelere nihayet 19 yılın sonunda ‘ihaleleri şeffaf yapın, gerekirse canlı yayınlayın’ diyen CB Erdoğan kendisine yakın müteahhitlerin yaptığı bu gizli satışları, verilen ihaleleri ve garantileri niye halka açıklamaktan kaçıyor? Üstelik iktidar değiştiğinde bu ödemeleri yapmayacağını ilan eden muhalefeti tehdit edercesine Türkiye Cumhuriyeti’nin değil, müteahhitlerin yanında saf tutarak ‘uluslararası tahkimle bu paraları sizden söke söke alırlar’ diyor.

O zaman bir elin parmağı kadar bu yandaş müteahhitlerle yaptığı sözleşmelerde, ülkeyi, devleti, milleti hangi yüklerin, taahhütlerin altına soktuğunu, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen neye imza attığını da açıklamak zorunda.  Beş şehir hastanesinin iktidar müteahhidine sağlanan imtiyaz ve garantilerinin Danimarkalı AVM işletmecisine satışı bir kapitülasyondur!

Bu satış ve devirle ülke hazinesi ve 84 milyon vatandaş, bir anda bir yabancı şirkete karşı dövize endeksli ve on yıllarca sürecek ağır ödeme taahhüdü ve ayrıcalık güvencesi yükümlülüğü altına sokulmuştur. Özerk olması gereken Rekabet Kurumu bu satış ve imtiyaz devrine nasıl onay verdi? Şayet her şey yasal ve prosedüre uygunsa o zaman neden resmi web sitesinden kaldırma ve satış-devir sözleşmesi tutarını milletten, kamuoyundan gizleme ihtiyacı duydu? 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız