CHP'li Erdoğan Toprak, ‘İstanbul Sözleşmesi’ olarak bilinen ve 2011 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin de imzaladığı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin feshedilmesine tepki gösterdi.
CHP'li Toprak haftalık değerlendirmesinde İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesine ilişkin şu ifadeleri kullandı: 2011 yılında tüm dünyayı davet ederek ev sahipliğini Türkiye’nin üstlendiği son yılların en önemli uluslararası sözleşmelerinden birisi olan İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden kararı imzalayan CB Erdoğan, ülkeyi ve Türk kadınlarını orta çağ karanlığına götürecek kapıları açtı. Öncelikle çok taraflı uluslararası anlaşma ve sözleşmeler tek bir ülke tarafından FESHEDİLEMEZ. Cumhurbaşkanlılığı kararını yazanlar uluslararası hukuktaki bu ilke ve kavramdan bihaber ve cehalet içindeler!
Erdopan Toprak'ın o değerlendirmesinin tamamı:
İktidar, ülkeyi karanlığa sürükleyecek ve daha da geriye götürecek adımları atmaktan, toplumsal yıkım ve intikam projesi peşinde koşmaktan, zevk alıyor. Türkiye, Resmi Gazete'de yayımlanan CB Kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’ni feshetti! Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayanan Sözleşme, 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girmişti. TBMM’de yasayla kabul edilen Sözleşme’den KARARNAME ile ÇEKİLME hukuka aykırıdır!
İktidarın ne demokratik ne ekonomik ne insani ne de zihniyet reformu yapacak takatinin kalmadığını, kendi kendisini hızla sıfırlayarak, ülkeyi karanlığa, geriye, çağdışı bir anlayışa sürüklemeye yöneldiğini dile getirmiştim. Nitekim 2 ve 12 Mart’ta açıklanan iki reform vaadinin mürekkebi kurumadan deniz bitti ve iktidar gizlediği gerçek zihniyetini, ülkeye ve topluma karşı niyetini açık etti. 2011 yılında tüm dünyayı davet ederek ev sahipliğini Türkiye’nin üstlendiği son yılların en önemli uluslararası sözleşmelerinden birisi olan İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden kararı imzalayan CB Erdoğan, ülkeyi ve Türk kadınlarını orta çağ karanlığına götürecek kapıları açtı. Öncelikle çok taraflı uluslararası anlaşma ve sözleşmeler tek bir ülke tarafından FESHEDİLEMEZ.
Cumhurbaşkanlılığı kararını yazanlar uluslararası hukuktaki bu ilke ve kavramdan bihaber ve cehalet içindeler! Üstelik CB Erdoğan bunu, TBMM’nin yasama yetkisini gasp etmek suretiyle, hukuksuz ve yetkisiz olarak yaptı. Tüm dünyada ‘İstanbul’ şehrinin adıyla anılan bu sözleşme, kadına yönelik şiddeti, cinsiyet eşitsizliğini, aile içindeki ve evdeki şiddeti, kadın cinayetlerini, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesini, cinsel taciz, tecavüz ve istismarı önlemeyi hedefleyen bir sözleşme.
Ev sahibi olarak ilk imzalayan ülke Türkiye ve o dönemde Başbakan olan Erdoğan’ın kendisi! Kadınların toplumsal eşitliğini reddeden, kadınları ‘dinsel ve cinsel meta’ olarak nitelendirip, hükmetme hakkını kendinde görenlerin telkini ile bir süredir bazı tarikat ve cemaat liderleri tarafından baskı altına alındığı anlaşılan CB Erdoğan, bu karanlık emel sahiplerine boyun eğerek, 10 yıl aradan sonra geri adım attı. Attığı bu geri adımla, ülkemizdeki 42 milyon kadının her türlü şiddet, baskı, cinayet tehdidi, cinsel taciz karşısında sahipsiz bırakıldığını, devletin kadınları ikinci sınıf vatandaş olarak gördüğünü ve canilere elleriyle teslim ettiğini, yetkisini aşıp, hukuka aykırı olarak imzaladığı kararla tescil etti.
TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe giren bir uluslararası sözleşmenin hangi usulle yürürlükten kalkacağı anayasamızda açık şekilde yer almaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, ancak TBMM’de bu yönde kabul edilecek bir yasanın Cumhurbaşkanınca onayıyla mümkündür. Onun dışındaki kararlar, geçersizdir. Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi halen yürürlüktedir. İktidar, ‘çağdışılığa geri dönüş’ adımıyla sergilediği bu ayıbın üzerini örtmek için, ‘Güçlü Kadın Güçlü Türkiye’ sloganı altında sosyal medya kampanyası başlatsa da, bunlar inandırıcılıktan yoksundur. Cumhur ittifakı, kendi aralarında kurguladıkları karanlık bir senaryoyu hayata geçirmek üzere peş peşe adımlar atıp, hamleler yaparak toplumu germeyi, endişe ve korku atmosferini yaygınlaştırmayı, toplumu teslim almayı hedefliyor.
