hakan

12 Aralık 2018, Çarşamba

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

ORADA ÖĞRETMEN OLMAK

Elbette zor orada, öğretmen olmak…

*

Kar yağışı öğle vakitlerinde başladı. Kuru yerler beyaza büründü önce. Sonra daha az ıslak olan yerler ve nihayet ıslak olan yerler de bembeyaz oldu kısa sürede.

Her zaman olduğu gibi çocuklar parklarda, okul bahçelerinde karın tadını çıkarıyorlardı.

Kimse karın bu seviyeye kadar geleceğini bilmiyordu, bilemezdi de. Miktarını ancak gönderen Kudret bilir.

Yağdırıldı, yağdırıldı ta ki yollar, tarlalar, çatılar, arabalar hep o karın altında kayboldu sabaha kadar.

Belki 50 cm, belki 60 belki de 70 cm kar; yollar kapalı engebeler dümdüz…

Her taraf tertemiz… Kapandı bütün kir ve pas.

*

Ülkemin Güney Doğusunda 2002 yılının ilk aylarında sıradan bir gün. Saat, sabah 10 civarıydı. Kapımız zayıf bir şekilde tıklandı. Baktım köyden üç beş arkadaş.

Bu karda kışta nedir dertleri diye merak ettim tabiki.

-Buyurun, diyerek eve davet ettim.

-Yok, girmeyeceğiz, sonra geliriz ziyarete, deyip teklifimi kabul etmediler.

-Eee neden geldiniz o zaman misafir olarak gelmediyseniz?

-Hocam bize bir kazma lazım.

Yüzlerine manalı bakınca…

-Özür dileriz Hocam, kazma dediysek yanlış anlaşılmaktan Allah’a sığınırız, bildiğiniz balta lazım yani.

-Ne yapacaksınız kazmayı, baltayı bu karda kışta ve sabah sabah?

-Caminin kilidini kıracağız…

-Allahtan korkun…

-Gidin Molla Abdullah’a söyleyin o açar kapıyı, kırmaya gerek de kalmaz.

-Molla Abdullah olsa zaten sıkıntı yok. O memleketine gitmiş, yollar da kapalı olunca gelemedi.

-Eee, illa kapı kilidi mi kırılacak molla yok diye…

-Evet.

-Allah Allah…

-Arkadaşlar mesele nedir böyle balta, kazma, kapı, kilit falan şunu baştan anlatsanıza, derdiniz ne sizin?

-Hocam mesele şu.

-Akşam yağdırılan kar, yolları kapattı mı?

-Evet.

-Araçlar çalışamıyor mu?

-Evet.

-Molla Abdullah evli mi?

-Evet.

-Kendi memleketinde mi?

-Öyle dediniz, evet.

-Onun hanımı hamileydi, sancılanmış kadıncağız, molla da yok, ebe hemşire de yok.

-Eee?

-Caminin anahtarı da yok mollanın evinde.

-Eee, kazma, balta ne alaka, deyiversenize be adam?

-Senin bize vereceğin kazmayla caminin kilidini kırıp caminin içinden tabutu çıkaracağız.

-Tövbe estağfirullah…

-Kadın öldü mü?

-Hayır Hocam, kadının doğum yapması yakın olunca yürüyerek ilçeye gidemeyecek, yollar kapalı traktörler bile gidemiyor…

-Yani?

-Kadını tabuta sarıp ilçeye götüreceğiz, oradan da ambulansla hastaneye…

Güler misin, ağlar mısın, derin derin düşünür müsün?

Kazmayı verdim, kilit kırıldı, kapı açıldı, hasta zamanında hastaneye yetiştirildi. Mesele bir tabutla çözülmüş oldu.

*

Bu hikâye, hayat çizgisi üzerinde öğretmenlik hatırası olarak cereyan etmiş bir yaşanmışlıktı, şimdilerde tebessümle karşılanan

*

Mahrumiyet çekilen yerlerde, istişarelerle, sıkıntılara bir şekilde makul çözümler bulunuyor ve problemler çözülüyor.

Şahsi menfaatler üzerine değil umumun hayrına yapılan istişarelerle, bizim ülkemizde de çözülemeyecek problem yoktur.

Bizim aynı ortak paydayı paylaştığımız binler milyonlar ortak noktalarımız vardır ki bunlar bizi birbirimize kenetler.

Tarihçe-i Hayat sahibi eserinde, bizim düşmanımız; cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz.’ der.

Eğitimsizliği, cehaleti bütün kötülüklerin anası ve insanlığın düşmanı olarak gören onurlu, haysiyetli, şahsiyetli, erdemli, canlıya saygılı, kin ve nefrete, ötekileştirmeye, cehalete düşman olan vatanını seven öğretmenler, insanların ve insan yavrularının eğitimle adam, insan olacağını bilir ve ona göre davranır. Bu duruş sağa sola, aşağıya yukarıya çekilip yanlış anlaşılmamalıdır ki cehalet düşmanımızı alt edebilelim ve süratle ülkemizde, güller karanfiller açsın, bülbüller şakısın, gökyüzü en güzel kuşlarla süslensin, kardeşlik ortamı, ilim, eğitim ortamı tesis edilsin. Bu da onurlu, haysiyetli, şahsiyetli, erdemli, canlıya saygılı, kin ve nefrete, ötekileştirmeye, cehalete düşman öğretmenlerimizin fedakârlık ve üstün gayretleriyle olur.

*

Kuşların daldan dala uçtuğu gibi sürekli sistem değiştirmekle hiçbir yere varamayız.   

Öğretmenlerimizi de popülist yaklaşımlarla ezip büzüp iş yapamaz hale getirmek yerine özgür ve özgürce ifade gücüne sahip eğitim ortamlarında eğitim öğretim yapmalarını, nesil yetiştirmelerini temin etmek gerekir. Zira ‘ilim en ürkek kuşlardandır, faunası özgürlüktür, ki o olmadan bırakın gelişmeyi yaşayamaz, ölür.’ (Berfu Atiye)

O halde devletimizin ve milletimizin bekası isteniyorsa, şahsi menfaatlerden, kinden, garazdan, ötekileştirmeden, itip kakmadan uzak durup, öğretmenlere, eğitim öğretim sistemimize gereken kıymet verilmelidir ve ayrıca onlara yaşam alanını temin etmek, hayati bir gerekliliktir.

Ülke olarak muhtelif cenderelerden geçiyoruz. Böyle zamanlarda eskilerin tabiriyle menfaatsiz iş yapan aksakallarla (sağduyulu düşünüp iş yapan erdemli faziletli kişiler) istişare etmek, yol hakkında sağlıklı bilgi toplamak, sağlıklı değerlendirme yapmak, ucu provokasyona açık girişimlerden, söz ve davranışlardan sakınmak, problemi çözmek kadar önemlidir. 23.11.2018

  *

Pir Söz: Ülke bütünlüğümüzde, topraklarımızda, kardeşlik ortamımızda gözü olanlara, eğitimin bize vereceği ışıkla, gereken cevabı hep birlikte vermeliyiz.

*

Tebrik: Onurlu, haysiyetli, şahsiyetli, erdemli, canlıya saygılı, kin ve nefrete, ötekileştirmeye, cehalete düşman vatansever öğretmenlerimizin ‘Öğretmenler Günü’nü tebrik ederim.  

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık