Gazete Kritik Yaşam ÜLKEMİZDE KADINA ŞİDDET GİDEREK ARTIYOR AMA KORUYUCU ÖNLEYİCİ CİDDİ HİÇ BİR ÖNLEM HALA ALINMIYOR!

ÜLKEMİZDE KADINA ŞİDDET GİDEREK ARTIYOR AMA KORUYUCU ÖNLEYİCİ CİDDİ HİÇ BİR ÖNLEM HALA ALINMIYOR!

Semra Pektopal, toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine dikkat çekerek, Türkiye'deki kadın cinayetlerinin artışına vurgu yaptı. Kadınlar için koruyucu yasaların eksikliği, erkek egemen zihniyetin güçlenmesine yol açıyor. Toplumsal bilinçlenme ve hukuksal reformlar şart.

BİRLEŞİK KAMU İŞ KONFEDERASYONU MERKEZ YÖNETİM KURULU ÜYESİ SEMRA PEKTOPAL, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik bir sosyal mesele olduğunu vurguladı. Bu eşitlik, kadın ve erkeklerin yaşamın tüm alanlarında eşit haklar ve fırsatlar sahibi olmaları gerektiğini ifade eder. Eşit şekilde paylaşılan kaynaklar ile birlikte sınıfsız bir toplumda yaşamak, adalet ve demokrasinin kurulmasına katkı sağlar. Bu durum, kadınların şiddet, istismar ya da cinayet gibi insanlık dışı uygulamalara maruz kalmalarını azaltacaktır. Ancak, ülkemizde hâlâ bu idealin uzağındayız. Tam tersine, son 15 yılda kadın cinayetlerinde büyük bir artış gözlemlenmektedir.

Artan Kadın Cinayetleri ve Şiddet Olayları

Türkiye’de medya tarafından aktarılan kadın ve erkek cinayetleri korkutucu bir şekilde artmaya devam ediyor. 2017 yılının ilk on ayında erkekler, 242 kadını ve kız çocuğunu yaşamdan kopardı, 77 kadına tecavüz, 207 kadına da cinsel tacizde bulundu. Ayrıca, 286 kadına fiziksel şiddet uygulanırken, 338 kadın taciz vakasına maruz kaldı. Bu konuda yapılan istatistikler, kadın ve kız çocuklarının yaşadığı tehlikelerin her geçen gün daha da büyüdüğünü gözler önüne seriyor. Hükümet, kadınları koruma yerine, yasalarla çocuk istismarını ve cinsel şiddeti meşrulaştıracak düzenlemelere yöneliyor. Bunun temsilcisi olarak tecavüzde rıza aranması gibi yasalar ve 'haksız tahrik' kavramı üzerinden indirimler ile kadınların hakları ihlal edilmektedir. Samimi bir irade ve koruyucu yasaların olmaması, toplumda daha fazla erkek egemen zihniyetin yerleşmesine sebep olmaktadır.

Resmi Rakamlar ve Gerçekler

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2001-2013 yılları arasında 14 bin 694 kadın cinayet sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Sadece medyada tespit edilen verilere göre ise 2010-2017 yılları arasında 2 bin 508 kadın, cinayet kurbanı olmuştur. Bu durum, kadın cinayetlerinin toplumsal bir sorun olarak her seviyede görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Kadınların çoğu, aile içindeki erkekler tarafından şiddete maruz kalmakta, tecavüz olaylarının büyük bir kısmı tanıdıkları kişilerce gerçekleştirilmektedir. Bu da, toplum içindeki cinsiyet eşitsizliğinin ve normlarının yansımasıdır. Yaşanan bu olaylar, kadına yönelik oluşan şiddetin sadece bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda daha geniş sistemik bir sorunun parçası olduğunu gösteriyor.

Ekonomik ve Sosyal Sebepler

Ekonomik krizler ve toplumsal cazibeler, kadın cinayetlerinin artmasında belirleyici rol oynamaktadır. Çoğu zaman, bu cinayetlerin failleri işsiz ya da düşük ücretle çalışan bireylerdir. Bu durum, çözüm önerilerinin de bu açıdan ele alınması gerektiğini gösterir. Kadın cinayetlerinin artışında kültürel ve sosyal etmenler de önemli bir yere sahiptir. Aile içindeki şiddet, kadınların özsaygısını zedelerken, ekonomik zorluklar da bu şiddeti meşrulaştıran bir zemin oluşturuyor. Kadına yönelik şiddetin ve istismarın yaygınlığı, toplumsal yapıda derin köklere sahip bir sorunun açık bir göstergesidir. Bu durum, kadının ekonomik bağımsızlığını sağlamanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bireylerin ve Toplumun Sorumluluğu

Kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek için bireysel ve toplumsal sorumluluk almak şarttır. İyi bir eğitim sistemi, yalnızca bireyleri değil, aynı zamanda toplumu da dönüştürür. Eğitim yoluyla, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratılmalı ve kadınların hayatın her alanında yer almasının önemi vurgulanmalıdır. Bunun yanı sıra, hukuksal düzenlemelerin kadınların haklarını koruyacak biçimde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Toplumun her kesiminde kadınların yer alması ve karar verme süreçlerine dahil edilmesi, istihdam alanında cinsiyet eşitliğinin sağlanması önem taşımaktadır. Kadınların iş gücüne katılımı, aynı zamanda toplumsal refahın artırılmasına katkıda bulunur.

Sonuç ve Çağrı

Bütün bu sorunların çözülmesi, toplumsal eşitliğin sağlanması ve kadına yönelik şiddetin sona ermesine yönelik etkili adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır. Kadın cinayetlerine karşı toplumsal bir mücadele verilmesi, sadece kadınların değil, toplumun tüm bireylerinin yararınadır. Bu noktada, devletin ve toplumun ortak bir iradeyle hareket etmesi büyük öneme sahiptir. Bu nedenle, tüm kadınların 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü'nde birlik olup, haklarına sahip çıkmaları gerekiyor. Kadın ve erkeğin omuz omuza mücadelesi, özgür bir toplumun inşası için elzemdir. Bu bilinçle, daha adil ve eşit bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *