Gazete Kritik Siyaset Yavuz Ağıralioğlu'ndan Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişine sert eleştiri: "Seçmene saygısızlık!"

Yavuz Ağıralioğlu'ndan Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişine sert eleştiri: "Seçmene saygısızlık!"

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişini eleştirerek, bu durumu seçmene saygısızlık ve demokrasiye küçümseme olarak nitelendirdi. Ayrıca, hükümete fon krizine ve denetimsizliklere karşı sorumluluk çağrısı yaptı.

Yavuz Ağıralioğlu'ndan Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişine sert eleştiri: "Seçmene saygısızlık!"

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesiyle ilgili, “Seçmene, sandığa, demokrasiye saygısızlıktır, millet iradesini küçümsemektir. Ayıptır. Seçmen iradesini görmezden gelerek, sandığı küçümseyerek millet iradesini temsil edemezsiniz. ‘Biz milletin bahtının akıyız’ dediniz, sonra aklanma partisine döndünüz. Yani rozeti yakasına takanın ‘ak’landığı bir parti” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, NOW TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat programının canlı yayın konuğu oldu. Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

KENDİNİZE GELİN, MİLLETİNİZE GELİN! GELEMİYORSANIZ ANAHTAR PARTİ’YE GELİN…

“Biz seçimle alamadığımız, sandıkla alamadığımız, ‘Bu şartlarda yaşıyorlar’ diye güya propaganda yaptığımız ama seçmenini ikna edemediğimiz belediyeyi böyle alarak ‘İzmir’in dağlarında çiçekler açtıracağız’ demek seçmenin iradesine hürmetsizliktir. Seçmene saygısızlıktır, sandığa saygısızlıktır, demokrasiye saygısızlıktır. Millet iradesini küçümsemektir, ayıptır! Ayıptır yani... Bütün memleketin belediyelerini alsanız mesela, bütün milletvekillerini transfer etseniz, herkesin yakasına AK Parti rozeti taksanız mesela; enflasyon düşecek mi efendim? Emeklinin durumu düzelecek mi? Satın alma gücümüz yükselecek mi? Çocuklarımız okula güvenle gidecek mi? Yani bunları yapabilmeniz sizin bizim yakamıza, memlekette muhalif gördüklerinizin yakasına AK Parti rozeti takmanıza mı bağlı? Kendinize gelir misiniz? Kendinize gelin, milletinize gelin! Milletinize gelemiyor, kendinize gelemiyorsanız Anahtar Parti’ye gelin. Biz size anlatalım bu işlerin nasıl olacağını, nasıl yapılacağını. Seçmen iradesine saygısızlıkla, demokrasiyi ve seçmen iradesini görmezden gelerek, sandığı küçümseyerek millet iradesini temsil edemezsiniz. Bunu yapmanızın hiçbir faydası yoktur. Bu size geçici birkaç gün propaganda yapma imkânı verir. Bu size birkaç gün ‘Partimize katılımlar sürüyor’ diye propaganda yapma imkânı verir. Ne memleketin sorunlarını çözer ne milletin demokrasiye güvenini kuvvetlendirir ne sizi saygın yapar ne partinize yarar ne bize yarar ne demokrasiye yarar! Nedir bu yahu? Siyaset ciddi bir iştir. Devlet yönetmek ciddi bir iştir.

ROZETİ YAKASINA TAKANIN ‘AK’LANDIĞI PARTİ BİR PARTİ!

Vatandaşın siyasetçiye kızmaya hakkı var. Yani Tayyip Bey 25 yıl iktidarda kaldığı için, 25 yıllık iktidarında her söylediği sözün tersi var. Her sevdiğinin tam tersini söyleyebildiği, her kızdığını yanına alabildiği, her yanına aldığına kızabildiği, her savunduğu ilkeden vazgeçebildiği, her vazgeçtiği ilkeyi ilkeymiş gibi savunabildiği bir 25 yıl var. Bu kadar uzun iktidarda kaldınız mı kendinizi tekrarlarsınız, kendinizi vurursunuz, kendi iddialarınızdan vurulursunuz. Kendi iddialarınızla ayakta kalamazsınız. Rakiplerinizi yenmek gibi bir konsantrasyona memleketinizi kurban verirsiniz; görünen odur. İktidarın vazifesi rakip yenmek değildir. 25 yıl her şeyi yapma kudretiyle iktidarda tutulmuş bir partinin rakip yenmekten daha hamiyetli işler yapması lazım. Rakip yenmek nedir? Siz memleketin sorunlarını yeneceksiniz. Enflasyonu yeneceksiniz, faizi yeneceksiniz; yolsuzluğu yeneceksiniz, yoksulluğu yeneceksiniz; rüşveti, torpili, iltiması, ne varsa yeneceksiniz. Memlekette adaletsizliği yeneceksiniz; bunun için gelmişsiniz. Partinizi memleketin bahtının ak hâle gelmiş istikbali için ‘AK Parti’ diye sundunuz. ‘Biz milletin bahtının akıyız’ dediniz, sonra aklanma partisine döndünüz yahu! Yani rozeti yakasına takanın ‘ak’landığı bir parti...

İKTİDARA ‘MEMLEKETİ YÖNETEMİYOR’ DEMİŞLER, İKTİDARIN YANINA 467 KİŞİ DİZİLMİŞLER!

İktidar transferler yapıyor, Meclis Güneş Motel’e döndü. Bu arada herkes birbirine kem sözler etmiş, herkes birbirine sitem etmiş... Bu arada istisnalar mutlaka var; bu siyasi cinnetin içerisinde 467 kişi mesela, saf safa dizilmişler. 467 kişi dizilmiş, ‘terörsüz Türkiye’ diye bir şey uydurulmuş. Onun hizasında Kemal Bey’e ‘sarayın adamı’ demişler, Kemal Bey’le aynı hizaya gelmişler. İktidara ‘Memleketi yönetemiyor’ demişler. İktidarın siyasi popülizm yaptığını düşündüğüm bir yerde 467 kişi güya sorumluluk da var, güya memlekette iyi olsun falan diye bir pres alanına girmişler. 467 kişi diziliyormuş orada hepsi. Oradan bana diyorlar ki: ‘Sen AK Parti’ye mi geçeceksin?’ Yani soruyu adam gibi sorun. ‘Bizim hepimiz buraya geçtik, sen ne zaman geleceksin?’ gibi soruyorsanız... Bak, öyle soruyorsanız ona göre cevap vereceğim. Ben siyaseti gelgitlerle yapan biri değilim. Memleketi âbâd etsinler, ayağa kaldıralım. Biz ‘geçtim, gittim, geldim’ adamı değiliz. Memleket ayağa kalksın!

"SENSÖRLERİ KAPATARAK, DENETİM MEKANİZMALARINI KİM ENGELLEYEREK BU HÂLE GETİRDİ"

Biz neyi dert etmeliyiz, biliyor musunuz? Mevzu magazinleşmesin diye söylüyorum: Bizim memleketimizde Hazine ve Maliye Bakanı bundan 10 ay önce, 11 ay önce bu fonlarla ilgili rahatsızlık işaret ediyor. ‘Problem var’ diyor. Hazinenin başında, SPK’nın da bağlı olduğu, Devlet Denetleme Kurulu'nu harekete geçirecek olan bir hassasiyet açıklıyor. Diyor ki efendim: ‘Bu fonlarda problem var.’ Şimdi bizim burada konuşmamız gereken şey... SPK öyle değerlendirmiyor. Yönetmezsek biz buradan sağ çıkamayız. Bizim bu kadar büyük paralarımızın çalınmasına sebep olan bir denetimsizliği, sensörleri kapatarak, denetim mekanizmalarını kim engelleyerek bu hâle getirdi? Geçen sene yapılsa 18,5 milyar dolar olmayacak mesela bu zararımız, 10 milyar dolar olacak. ‘Fon krizi’ diyorlar buna. Bu bir ahlaksızlık krizidir. Bu bir denetimsizlik krizidir. Bu bir nepotizmdir. Bu, nepotizmden kaynaklanan bir krizdir. Bu, hesap verme yetisini yitirmiş bürokrasi krizidir. Dolayısıyla memleketi böyle ‘fon krizi’ diye sanki başka bir iktidar döneminde başka bir şeyden kaynaklanmış da şimdi çözülmeye çalışılıyormuş bir sorun gibi konuşmamak lazımdır.

"BUNU YAPMAZSANIZ BU FON KRİZİNİN ALTINDA KALIRSINIZ"

Fon krizi şu anda bizim meselemiz ama buna sebep olan ne varsa onlar hükûmetin sorunu. Niçin oldu? Nasıl oldu? Buna kim sebep oldu? Kim kullandı? Kim yedi? Kim çaldı? Kim milletin parasını aldı ve kim yurt dışına kaçırdı? Bütün listeleri teker teker açıklayacaksınız. Açıklarsanız kurtulursunuz. Neyden kurtulursunuz? Siyasetin güven kaybını engellersiniz, partinizi temizlemiş olursunuz. Bak, sistem başka partilerde de vardır, sadece hükûmete kastetmiyorum; bir sürü insan vardır. Sonuna kadar herkes açıklansın. AK Parti buradan sağ çıkacaksa, sistemi de kurtaracaksa, sistemi de aklayacaksa, kendini de aklayacaksa bütün listeyi yayınlayacak. Bütün listeyi yayınlayacaksınız. Suçlulara, kime değerse değsin cezasını vereceksiniz. 400 bin, 457 bin mağduru var; aileleriyle 2 milyon diyelim, borsayı da katıyorum. Bunların parasını, 1000 sene dursa borsaya ve fona girmeyecek Türk milletine çıkaramazsınız efendim. Bu zararı milletinize değdiremezsiniz. Çalanlardan alacaksınız. Çalanların canını okuyacaksınız. Alıp götürenlerin tek tek listesini açıklayacaksınız, sonra o parayı alacaksınız milletinize de diyeceksiniz ki: ‘Kuruşuna kadar hakkınızı aldık.’ ‘Bizim hırsız bizdense biz bizden değiliz’ demeyi öğreneceksiniz! ‘Bizim adamlar, bizim partililer, bizden olanlar’ falan diye bir şeye müsaade etmeyeceksiniz. Herkese dokunacaksınız, millet size güvenecek. Bunu yapmazsanız bu fon krizinin altında kalırsınız, buradan siyaseti sağ çıkaramazsınız zaten.

"BİZ UTANALIM; DİNDARLIĞIMIZLA, MUHAFAZAKÂRLIĞIMIZLA, MİLLİYETÇİLİĞİMİZLE, MUKADDESATÇILIĞIMIZLA UTANALIM"

Biz bunlardan utanalım. Siyaset bunlardan utansın. Milletinin hakkını hukukunu yiyen böyle insanların siyasetin ufkunda bu kadar sene durmasından utansın! Bu sorumsuzluktan utansın, bu mahcubiyet duyma duygusunu yitirmiş evlatlarından utansın! Siyaset utansın, biz de utanalım. Yani işte 200 milyon yatırıp eşiyle birlikte 10 katı, 10 daire parası yatırıp 200 daire parası almış; sonra da işte ‘tövbe hesabı’ açılmış da vermiş. Utansın, siyaset utansın! Dindarlığımızın 25 yıllık iktidarından hissemize bu düşenden biz utanalım, muhafazakârlığımız utansın efendim! Milliyetçiliğimiz... Vatanın, milletin alın teri böyle çalınmış; milletin, fakirin fukaranın hakkı hukuku cebe indirilmiş. Milliyetçiliğimiz sorumluluk duygusu taşısın, utansın efendim! Biz utanalım; dindarlığımızla, muhafazakârlığımızla, milliyetçiliğimizle, mukaddesatçılığımızla utanalım!

"BİZ BU ÜLKEDE BÖYLE YAŞAMAK ZORUNDA MIYIZ"

Nasıl olur da biz 450 bin insanımızın hakkını bu kadar denetimsiz, bu kadar kontrolsüz bir şekilde ve en yakınlarımıza, atadıklarımıza, yardımcı yaptıklarımıza... Yani hanımefendi, Sayın Cumhurbaşkanımızın Yardımcısı, Genel Başkan Yardımcısı... Medar-ı iftiharı, övündüğümüz Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız bu bizim eski! Yani ‘aile yılı’ ilan etmişsiniz bu yılı; aile dolandırmışsınız, aile dolandırmışsınız! Aileleri dolandırmışsınız, 400 bin aileyi dolandırmışsınız! Şimdi siyaset bundan utanmasın mı? O yüzden şöyle bir karar almamız lazım: Böyle her gün gördüğümüz bir şeye şaşırmak yerine, her gün gördüğümüz şeyi magazinleştirip haberleştirmek yerine şöyle bir şeye karar vermeliyiz artık: Biz bu ülkede böyle yaşamak zorunda mıyız? Her gün sansasyonel bir rezalete uyanıp ‘Böyle olur mu?’ diye hayret nidalarıyla konuşmak zorunda mıyız? Yeter artık! Yazmışsınız ya ‘Er ya da geç’ diye; yeter artık efendim! Biz bundan çok daha zengin, çok daha müreffeh, çok daha güçlü bir ülkeyiz. Ayağa kalkabiliriz.

"SİZ TEMENNİ HÜKÛMETİ MİSİNİZ"

Şimdi 18,5 milyar dolar para gitmiş. Borsada bunun dört katı gitmiş. Milyonlarca insan mağdur, milyonlarca insanın cebinden para gitmiş. Utanan yok, istifa eden yok! Temenni hükûmeti olarak hükûmetin adını değiştireceğiz. Bu hükûmet ‘ustalık dönemi’ falan diyor ya; hayır efendim, ustalık dönemi değil, ‘temenni dönemi’ yapılmalı, edilmeli! Hükûmetin bütün kurmayları böyle konuşuyor. Devlet Bey’e bakıyorsunuz; ‘Efendim, yapılmalı.’ Grup başkanvekillerine bakıyorsunuz; ‘Gidilmeli.’ Gidilmeli, yapılmalı nedir? Gidin ve yapın kardeşim! ‘Sorulmalı...’ Sorun kardeşim! ‘Sorulmalı’yı biz diyeceğiz! Biz diyeceğiz ki: ‘Sorulmalı, sonuna kadar gidilmeli, kime değerse değsin yargılanmalı!’ Yargılayın kardeşim! ‘Efendim, alınmalı...’ Alın kardeşim! Milletin parasını alın kardeşim! Milletin hakkını koruyun kardeşim! Korunmalı, yapılmalı, gidilmeli... Bırakın temenniyi! Temenniye son, artık icraat lazım! ‘Gittik, aldık, getirdik. Sorduk hesabı, paranızı iade ettik.’ Hüküm cümleleri, net sonuç istiyoruz! Bu sonucu görmedikten sonra siz temenni hükûmeti misiniz? Temennilerle mi yöneteceksiniz memleketi? ‘Ah yapılsa, olsa...’ Peki, bir tweet atan olduğunda tweet’i atar atmaz hemen kendisine ulaşan bir denetim mekanizması var. Biraz sizi eleştirene hemen ulaşan bir trollük hassasiyeti var hemen; hemen geliyor ya... Peki, bu memlekette milyarlarca dolar çalınırken niçin mekanizmalar çalışmıyor?

FIRAT’IN KENARINDAKİ KURDU KUZUYU GEÇTİK; BİZİM KUZULARIMIZ OKULDA KURŞUNLANIYOR!

Dikkat etmeniz lazım Sayın Cumhurbaşkanı, mesela sadece ANAP gibi, Doğru Yol Partisi gibi bir siyasi kalkınma iradesinin partisini temsil etmiyor AK Parti aslında. Dindarlığın, muhafazakârlığın, mukaddesatçılığın, medeniyetimizin... Böyle iddialar var, değil mi? Öyle diyorsunuz. Yani mesela ‘İstanbul düşerse Mekke düşer’ diyorsunuz. Böyle diyorsanız sorumluluklarınızı biliyorsunuz; ona göre davranacaksınız, o zaman ona göre davranacaksınız! Ekonomiyi ayetlerle konuşuyorsunuz, ‘Allah faizi yasakladı’ diyorsunuz. Böyle konuşuyorsunuz... O zaman faize bu kadar para verirseniz bu iddianızla sorgulanırsınız efendim! Siz şimdi... Cumhuriyet’in faiz ortalaması diyelim 400 milyar dolar; siz de dindarsınız. Böyle diyorsanız efendim, Cumhuriyet tarihinin ortalaması sizin yarınız kadarsa bu üstünü ödediğinizin hesabını size sorarlar! Derler ki size: ‘Madem inanıyorsunuz, bu ülke nasıl faizin elinde rehin kaldı? Madem inanıyorsunuz, bu kadar faizi nasıl verdik? Bu kadar yolsuzluk ne, bu kadar yoksulluk ne kardeşim?’

"ÇOCUKLARIMIZ OKULDA KATLEDİLİYOR FIRAT'IN KENARINDAKİ KUZUYU GEÇTİK"

Hz. Ömer’in adaletinden bahsederek gelmişseniz ki öyle diyorsunuz... ‘Fırat’ın kenarındaki kurdun, kuzunun hesabını Adl-i İlahi Ömer’den sorar’ demişsiniz mesela. ‘Fırat’ın kenarındaki kurdun, kuzunun hesabını Adl-i İlahi Ömer’den sorar’ demişsiniz. Okulda çocuklarımız vuruluyor be! Çocuklarımız okulda katlediliyor! Bizim çocuklarımız kurşun sesleriyle uyanıyorlar. Fırat’ın kenarındaki kurdu kuzuyu geçtik; bizim kuzularımız okulda kurşunlanıyor be! Konuşurken konuşursunuz, konuştuklarınızın altında kalırsınız böyle. Onları size hatırlatınca da bağırmayacaksınız; çünkü size kendinizi hatırlatıyoruz! Hz. Ömer’in gömleğinden buraya nasıl geldiniz, onu soruyorum ben size. Dolayısıyla, ‘Bizim hizmet etmeye, bağlı olmaya, layık olmaya söz verdiğimiz değerlerimizi çiğneyemezsiniz’ dedim. Ona güya sitem ettiler, o sitemin de hududunu biraz geçtiler. Beni kızdırdılar, kalbimi kırdılar; ben de ona mukabele ettim.

"BEN BU DEĞERLERE HİZMETLE ÖMRÜMÜ GEÇİRDİM, KALANINDA DA BU DEĞERLERLE YAŞARIM"

Yani ben böyle başörtüsü üzerinden, din üzerinden, devletin, milletin değerleri üzerinden kendisine parmak sallayabileceğiniz biri değilim! Bu mücadelenin her safhasında vardım, bir milim oynamadım. Yani en ufak bir üstüme leke konduramazlar bu mevzuda. Saygısızlık saydım bu yapılanları, konuştuklarını saygısızlık sayıyorum. Ben bu değerlere hizmetle ömrümü geçirdim, kalanında da bu değerlerle yaşarım. Millet bu değerlere saygısını yitirmesin istiyorum. Yani dindarlık güvenin; dindarlığımız itimadın, zarafetin, asaletin merkezi hâline gelsin. Şanlı Peygamberimize kefalet ediyorlar: ‘Haram yemez, yalan söylemez, milletin malına mülküne el sürmez, haksızlık etmez, asla kalp kırmaz, asla kendisine itimatsızlık edecek bir şeye alet olmaz. O güvenilen bir insandır.’ Güvenilen bir insan olduğu için Şanlı Peygamberimizin şanı var; bizim hâlimize bak diyorum! Ana teması bu olan bir şey söylüyorum. Dolayısıyla ‘Kendinize dikkat edeceksiniz’ dedim, hepsi bu kadar efendim.

"GÖRECEĞİZ BAKALIM MECLİSTE NE ÇOĞUNLUKTA OLACAK"

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, Sayın Cumhurbaşkanı’na Devlet Bey’in hediye ettiği bir sistemdir. Devlet Bey’imiz bir gün kalktı ve şöyle dedi: ‘Efendim, Sayın Cumhurbaşkanı kanuna kurala uymuyorsa kanunu kuralı Sayın Cumhurbaşkanımıza uyduralım’ dedi. Yani sisteme Tayyip Bey uymuyorsa sistemi Tayyip Bey’e uyduralım diye sundular bunu. Sundunuz mu? Sundunuz. Her şeyi yapma yetkisi aldınız mı? Aldınız. Şu anda istediğiniz bir kararname ile memleketi kanunla kurala değil, Kanun Hükmünde Kararname ile yönetiyorsunuz. Sayın Devlet Bahçeli’nin ‘Biz birinci partiyiz, yasamada bir oluruz MHP’de; Meclis'te temsilde bir olur’ diyor ya; göreceğiz! Biz şimdi MHP’yi, biz şimdi AK Parti’yi, biz şimdi Cumhur İttifakı’nı sandıklarda milletle bekleyeceğiz! Göreceğiz bakalım Meclis'te ne çoğunlukta olacak.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız