Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ağıralioğlu, 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram olmadığını, aynı zamanda millet iradesinin tecelligâhı olan Meclis’in açılışını ve bu büyük siyasi mirasın çocuklara emanet edilmesini simgelediğini vurguladı. Ona göre Meclis, devlet kurma iradesinin en güçlü zemini olurken, çocuklara emanet edilen gelecek de bu iradenin devamlılığını temsil ediyor.
Ağıralioğlu, açıklamasında bu iki başlığı özellikle bir arada ele aldı. Bir yanda çocuklara karşı sorumlulukların bulunduğunu, diğer yanda ise bu sorumlulukların yerine getirilebilmesi için Meclis’in güçlü ve etkili olması gerektiğini söyledi. Meclis’in işlevini kaybetmesinin, bugün yaşanan sorunların temel nedenlerinden biri olduğunu savunan Ağıralioğlu, siyasetin millet adına çözüm üretme kapasitesinin zayıfladığını dile getirdi.
“Yüzde 50 artı 1 sistemi siyaseti rehin aldı”
Konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne de geniş yer ayıran Ağıralioğlu, mevcut yapının devlet kapasitesini, temsil mekanizmalarını ve kurumların verimliliğini olumsuz etkilediğini ifade etti. Özellikle “yüzde 50 artı 1” zorunluluğunun, azınlığın çoğunluk üzerinde tahakküm kurabildiği bir alan oluşturduğunu belirten Ağıralioğlu, bu durumun demokrasinin işleyişini sağlıklı olmaktan çıkardığını savundu. Ona göre sistem, siyaseti ilkesizlik ve şantaj alanına sürükleyen bir sonuç üretti.
Ağıralioğlu, Türk siyasetinde uzun süredir hissedilen empati eksikliğinin de bu mekanizmanın ürettiği sonuçlardan biri olduğunu söyledi. Toplumun yaşadığı acılar karşısında, sorumluluk makamlarında bulunan isimlerin uygun olmayan açıklamalar yapabildiğini belirten Ağıralioğlu, bunun siyasal sistemin ürettiği duyarsızlıkla yakından ilgili olduğunu ifade etti. Çocukların ailesi KHK’lı olduğu için yok sayılmasını da bu kopuşun çarpıcı örneklerinden biri olarak anlattı.
“Bütçe hakkı olmayan Meclis, Meclis değildir”
Ağıralioğlu’na göre Meclis’in yeniden etkin hale getirilebilmesi için bazı temel değişiklikler yapılması gerekiyor. Bu çerçevede “50 artı 1” sisteminin değişmesi gerektiğini söyleyen Ağıralioğlu, bakanların yeniden Meclis’e karşı sorumlu hale gelmesi ve Meclis’in bütçe hakkının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bütçe hakkı olmayan Meclis, Meclis değildir” diyen Ağıralioğlu, bütçe hakkının Meclis’i yeniden asli kimliğine kavuşturacağını belirtti.
Sorunların doğru konuşulamamasını Türkiye’nin en büyük meselesi olarak tanımlayan Ağıralioğlu, siyaset kurumunun gerçek problemlerle cesaretle yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Ona göre Türkiye’nin yalnızca ekonomik ya da siyasi değil, aynı zamanda konuşma ve yüzleşme problemi bulunuyor. Sorunları dile getirenlerden korkmadan, gerçek muhataplarla açık biçimde konuşabilen bir siyaset anlayışına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
“Bugün çocukları değil, büyükleri çocukların yerine koymalıyız”
23 Nisan vesilesiyle dikkat çeken bir öneride de bulunan Ağıralioğlu, bugünün yalnızca çocukların büyüklerin koltuklarına oturduğu sembolik bir gün olmaması gerektiğini söyledi. Asıl yapılması gerekenin, büyüklerin çocukların yaşadığı hayatı anlayabilmesi olduğunu dile getirdi. Bir siyasetçinin okula aç gitmenin ne demek olduğunu, akran zorbalığına uğramanın ne hissettirdiğini ya da fırsat eşitsizliği nedeniyle hayallerini kaybetmenin nasıl bir duygu olduğunu anlaması gerektiğini belirtti.
Bu yaklaşımı yalnızca çocuklar için değil, emeklilerden çiftçilere, gençlerden kadınlara kadar toplumun tüm kesimleri için savunduğunu söyleyen Ağıralioğlu, siyaseti doğru istikamete koyacak en önemli duygunun empati olduğunu ifade etti. Ona göre yönetenler, karar verdikleri insanların hayatını gerçekten hissetmeden sağlıklı bir yönetim pratiği kuramaz.
“Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun diyemiyorum”
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde Ağıralioğlu, yaşanan acılar nedeniyle bu yıl 23 Nisan için alışılmış kutlama cümlelerini kuramadığını belirtti. Çocukların güvende olmadığı bir memlekette gerçek anlamda güven duygusundan söz edilemeyeceğini söyleyen Ağıralioğlu, çocukların okula güvenle gidemediği, yeteneklerinin keşfedilmediği ve fırsat eşitliğine ulaşamadığı bir ülkede gelecek projeksiyonu yapılamayacağını dile getirdi. Ona göre bir memleketin siyaset sorumluluğunun merkezinde çocuklar vardır; başında da sonunda da çocukların güvenliği, mutluluğu ve geleceği yer almalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusal egemenlik ile çocukları yan yana koymasının tesadüf olmadığını vurgulayan Ağıralioğlu, bunun herkese sorumluluk hatırlatan büyük bir siyasal ve toplumsal mesaj olduğunu söyledi. Meclis’e, siyasete, milli eğitime, kalkınmaya ve millete çocuklar üzerinden bir görev yüklendiğini belirten Ağıralioğlu, daha huzurlu ve güvenli bir ülke için bu sorumluluğun ciddiyetle taşınması gerektiğini ifade etti.