Diyarbakır Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı'nın gözaltına alınması sonrasında, kentteki protestolar devam ediyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DW Türkçe'ye verdiği mülakatta gelişmelere dair görüşlerini paylaştı. Demirtaş, gözaltılara ve yerel yönetimlere kayyum atanma olasılığına karşı önemli açıklamalarda bulundu.
Yargı Süreci ve Adalet Beklentisi
Demirtaş, hakkında açılan soruşturma sayısının 103’e ulaştığını belirterek, Türkiye'deki yargının adaletli bir şekilde işleyip işlemediği konusunda kuşkuları olduğunu ifade etti. Yargı organlarının, iktidarın siyasi baskısı altında hareket ettiğini savunan Demirtaş, bu tür davaların sonuçlarının politik gelişmelerden etkilendiğini vurguladı. Bu bağlamda, adaletin sağlanması için bağımsız bir yargı sürecinin gereğine dikkat çekti.
Direniş İçerikleri ve Anayasal Haklar
Demirtaş, "Diyarbakır'da bundan böyle erken seçim yok, direniş var" ifadesinin altında yatan anlamı açıkladı. Toplantı ve gösteri hakkının yasalarla güvence altına alındığını hatırlatan Demirtaş, protesto çağrısında bulunarak, vatandaşları hükümetin uygulamalarına karşı seslerini yükseltmeye davet etti. Direnişin, hükümetin baskıcı politikasına karşı sessiz kalmamayı ve bu duruma karşı haklarını savunmayı amaçladığını belirtti.
Belediye Başkanlarına Yönelik Suçlamalar
Demirtaş, Gültan Kışanak ve Fırat Anlı'nın gözaltına alınmasını hükümetin, sandıkta elde edemediği gücü toplumun iradesine rağmen elde etme çabası olarak yorumladı. Suçlamaların terörle ya da şiddetle ilgisi olmadığını belirterek, belediye başkanlarının her zaman barış için çalışan kişiler olduğunu ifade etti. Bu gözaltıların ardından, Türkiye’deki adalet sisteminin geldiği noktayı eleştirerek, yargının bağımsızlığının tartışmalı olduğunu vurguladı.
Özerklik Açıklamaları ve Belediye Hizmetleri
Demirtaş, özerklikle ilgili açıklamaların suç unsuru taşımadığını ve partinin resmi çözüm önerisi olduğunu söyledi. Gültan Kışanak’ın yaptığı konuşmanın, herhangi bir suç oluşturmadığını savundu. Cenaze araçlarının terör mensuplarına tahsis edildiği iddialarına da cevap vererek, bu araçların çatışmalarda hayatını kaybeden bireylerin ailelerine hizmet sunmak için tahsis edildiğini ifade etti. Dolayısıyla, belediyenin bu tür kamu hizmetlerinden mahrum bırakılmasını eleştirdi.
Kayyum Olgusu ve Demokratik İrade Üzerindeki Etkisi
Diyarbakır Belediyesi'ne kayyum atanması olasılığına ilişkin kaygılarını aktaran Demirtaş, bu durumun halkın iradesine büyük bir darbe olacağını belirtti. Mevcut durumda pek çok belediyeye kayyum atandığını hatırlatan Demirtaş, bu sürecin halkı daha da soyutlayacağını ve sonuçlarının ağır olacağını ileri sürdü. Hükümetin bu tür uygulamalara devam etmesi halinde, en kısa zamanda bunun faturasını ağır bir şekilde ödeyeceğini sözlerine ekledi.
Medya ve İletişim Engelleri
Demirtaş, Türkiye’deki medya kuruluşlarına uygulanan yasakları ve sansürü eleştirerek, internet erişiminin kısıtlanması nedeniyle Kürt halkının bilgilenme hakkının engellendiğini ifade etti. Son günlerde internet kesintilerinin yaşandığını ve medyanın susturulmaya çalışıldığını belirterek, bu durumun halk üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Tüm bunların büyük bir basın ambargosu oluşturduğunu düşündüğünü aktardı.
Siyasi İnanç ve Umut
Demirtaş, siyasete olan inancını kaybetmediğini, aksine bu zorlukların aşılması gerektiğini belirtti. Demokratik süreçlerin zorluğunu bildiklerini, fakat mücadeleye devam etmek için cesaret ve umut gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Zorlukların siyasette bir engel değil, aksine motivasyon kaynağı olması gerektiğini ifade ederek, her türlü baskıya karşı direnişin devam etmesi gerektiğini dile getirdi.
Çözüm Sürecine Dönüş Olasılığı
Demirtaş, Erdoğan’ın iktidarını korumak adına ülkeyi çatışmaya sürükleyebileceğine işaret ederek, barış sürecine dönüşün kısa vadede mümkün görünmediğini söyledi. Ancak, AKP'nin iktidardan düşmesi durumunda barışa yönelik bir ihtiyaç doğabileceğine de vurgu yaptı. Bu bağlamda, toplumun farklı kesimlerinin barış müzakereleri için baskı yapması gerektiğini ifade etti.
Şartlar ve Beklentiler
Çözüm sürecinin başarılı olabilmesi için gerekli olan şartları sıralayan Demirtaş, önceki deneyimlerden ders alınması gerektiğine dikkat çekti. Şeffaflık, parlamentonun aktif rol alması ve arabulucuların sürece dahil edilmesinin önemine vurgu yaptı. Bu unsurların sağlanması halinde, barışın sağlanacağını umduğunu ifade etti.
Uluslararası Destek ve Avrupa’nın Rolü
Demirtaş, Avrupa ülkelerinin, Erdoğan yönetimine karşı daha kararlı bir tutum sergilemeleri gerektiğini belirterek, Avrupa'nın insan hakları ihlalleri karşısındaki sessizliğini eleştirdi. Avrupa'nın Türkiye’deki demokratik değerlere sahip çıkması gerektiğini, aksi takdirde Erdoğan’ın politikalarını desteklemiş olacaklarını ileri sürdü. Avrupa'nın mülteci krizi nedeniyle bu tutumda bulunduğuna ve bu konudaki duyarsızlığın hayal kırıklığı yarattığına dikkat çekti.
PKK ile HDP Arasındaki İlişki
Demirtaş, Avrupa Birliği’nin PKK’yı terör örgütü olarak tanımlamasını eleştirirken, HDP’nin bu tür bir şiddet eylemiyle ilişkilendirilemeyeceğini savundu. Bunun adaletsiz olduğunu belirterek, HDP’nin müzakerelerin siyasi bir çözüme ulaşması için çaba sarf eden bir parti olduğuna dikkat çekti. Bununla birlikte, hükümetin eylemlerini ve insan hakları ihlallerini açık bir şekilde eleştirdi. Bu tür değerlendirmelerin, toplumsal anlamda önemli olduğunu dile getirdi.