İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Cumhuriyet, hukuk devleti, ekonomi, emek mücadelesi, eğitim, sağlık ve dış politika başlıklarına değinen Dervişoğlu, iktidarın yönetim anlayışını sert ifadelerle eleştirdi.
Dervişoğlu, konuşmasının başında Türk milletinin tarihsel mücadelesine ve Meclis’in kuruluş felsefesine vurgu yaptı. Kurtuluş mücadelesinin yalnızca cephede değil, ortak akıl ve meşruiyet temelinde yürütüldüğünü belirten İYİ Parti lideri, Meclis’in Türk milletinin varoluş mücadelesinde merkezi bir yere sahip olduğunu söyledi.
“Cumhuriyet’in mezarını kazdırmayacağız”
Müsavat Dervişoğlu, “iç cephe” tartışmaları üzerinden de iktidara yüklendi. Milletin vatan tehlikedeyken kenetlenmeyi bildiğini ifade eden Dervişoğlu, bunun yolunun istişare, müzakere ve ortak akıldan geçtiğini dile getirdi.
Dervişoğlu, mevcut siyasi anlayışın Cumhuriyet’in temel değerleriyle bağdaşmadığını savunarak, “Bu akıl ve ajandayla saray dehlizlerinde kazılan şey siper değil, Cumhuriyet’in mezarıdır” dedi. İYİ Parti lideri, Cumhuriyet’in değerlerinin korunacağını belirterek, bu anlayışa izin vermeyeceklerini söyledi.
Ankara’da hukuk çalıştayı düzenlenecek
Konuşmasında hukuk devleti vurgusu yapan Dervişoğlu, Türkiye’de adalet sistemi ve hukuk düzeninin bozulduğunu öne sürdü. Adaletin yalnızca bir bakanlık isminden ibaret kalmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, hukuk ve adaletin tesis edilmesinin artık ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.
İYİ Parti lideri, bu kapsamda 13 ve 14 Haziran’da Ankara’da bir hukuk çalıştayı düzenleyeceklerini açıkladı. Çalıştayın ardından Türkiye’nin hukuk devletine dönüş yoluna ilişkin bir manifesto ve İYİ Parti Hukuk Vizyon Belgesi’nin kamuoyu ile paylaşılacağını söyledi.
Ekonomi eleştirisi: “Faiz yükü milletin sırtında”
Dervişoğlu’nun gündemindeki önemli başlıklardan biri de ekonomi oldu. 2026 yılı bütçesindeki faiz ödemelerine dikkat çeken Dervişoğlu, faize ayrılan tutarın Cumhuriyet tarihinin en yüksek yüklerinden biri olduğunu savundu.
Bu bedelin vatandaşın her alışverişinde, her faturasında ve alım gücündeki kayıpla ödendiğini söyleyen Dervişoğlu, vergi politikalarını da eleştirdi. Büyük şirketlere yönelik vergi indirimleri gündeme gelirken, vergi gelirlerindeki düşüşün yine vatandaşa KDV, ÖTV, harç ve cezalar üzerinden yansıtılacağını ileri sürdü.
Erdoğan’a “mühür” göndermesi
Dervişoğlu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik “mühür” çağrısına da göndermede bulundu. “Süleyman olmak, mühür sahipliğinden ileri gelmez” diyen Dervişoğlu, meselenin mührün kimde olduğundan çok nasıl kullanıldığı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Dervişoğlu, “Bugün mühür sende. Tarihin sayfalarına nasıl geçeceğine de sen karar vereceksin. Ya Süleyman olacaksın ya da Nemrut diye yazılacaksın” ifadelerini kullandı. Dervişoğlu, Erdoğan’a sandığı milletin önüne koyma ve parlamenter sisteme dönüş çağrısı yaptı.
Emek ve maden işçileri üzerinden iktidara eleştiri
1 Mayıs öncesinde emek dünyasının sorunlarına da değinen Dervişoğlu, işçilerin süslü sözler değil, haklarının teslim edilmesini beklediğini söyledi. Hakkını alamayan maden işçilerinin günlerce eylem yaptığını hatırlatan Dervişoğlu, devletin ilgili kurumlarının bu süreçte yeterince sorumluluk almadığını savundu.
Dervişoğlu, devletin emeğin arkasındaki güç olması gerektiğini belirterek, işçilerin hak mücadelesinin yalnız bırakılmaması gerektiğini dile getirdi. İYİ Parti lideri, emekçinin alın terini, madencinin hakkını, esnafın geçimini, emeklinin sofrasını ve gençlerin umudunu tüketen düzeni değiştireceklerini söyledi.
Gülistan Doku ve adalet vurgusu
Konuşmasında Gülistan Doku dosyasına da değinen Dervişoğlu, ülkede adalet ve devlet düzenine dair ciddi sorunlar yaşandığını ileri sürdü. Bazı dosyalar ve olaylar üzerinden iktidar dönemini eleştiren Dervişoğlu, bu yapının toplumda güven duygusunu zedelediğini savundu.
Dervişoğlu, mevcut sistemden kurtulunmadığı takdirde daha fazla yoksulluk, umutsuzluk, kayırmacılık ve adaletsizlik yaşanacağını ifade etti. Emekçinin ve vatandaşın sorunlarının ancak bu sorunlarla gerçek anlamda ilgilenen bir iktidarla çözülebileceğini söyledi.
Eğitim ve sağlık sistemi için uyarı
Dervişoğlu, eğitim alanında da “sessiz bir yıkım” yaşandığını belirtti. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan acı olayları hatırlatan İYİ Parti lideri, çocukların güvenliği, beslenmesi ve sosyal gelişimi konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu ifade etti.
Sağlık sistemine ilişkin de eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, meselenin yalnızca hastane binalarıyla çözülemeyeceğini söyledi. Vatandaşların randevu bulmakta zorlandığını, sağlık çalışanlarının ise tükenmiş durumda olduğunu belirten Dervişoğlu, devletin vatandaşını hasta yatağında piyasanın insafına bırakamayacağını dile getirdi.
“Tek adam yönetimi milli güvenlik sorunudur”
Dervişoğlu, konuşmasının son bölümünde yönetim sistemi ve dış politika başlıklarına değindi. ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Orta Doğu’ya ilişkin açıklamalarını eleştiren Dervişoğlu, bölgede başarısız olan şeyin demokrasi değil, demokrasi yoksunluğu olduğunu söyledi.
Türkiye’de tek adam yönetiminin devlet egemenliğini bir kişiye ve çevresine bıraktığını savunan Dervişoğlu, bunun en büyük milli güvenlik sorunu olduğunu ifade etti. Dervişoğlu, millet egemenliğinin saraylara, ailelere, yabancı akıllara ve kapalı pazarlıklara teslim edilmeyeceğini belirterek konuşmasını tamamladı.