Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin çocukları koruyamayan bir düzenle karşı karşıya olduğunu söyledi. Dünyada çocuklara bayram armağan eden tek ülkenin kendi çocuklarını koruyamamasını eleştiren Arıkan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na acı olayların gölgesinde girildiğini ifade etti.
Çocukların şiddetten, çetelerden ve uyuşturucudan korunamadığını belirten Arıkan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıların yalnızca münferit olaylar olarak görülemeyeceğini dile getirdi. Ona göre bu gelişmeler, uzun süredir derinleşen ahlaki çürümenin ve toplumsal bozulmanın açık bir sonucu olarak ortaya çıktı. Ekranlarda şiddetin kahramanlık gibi sunulduğunu, sokakta ise vicdan yerine kabadayılığın öne çıktığını söyleyen Arıkan, çocukların tam da bu atmosfer içinde büyüdüğünü vurguladı.
İktidara seslenen Arıkan, yıllar boyunca oluşturulan toplumsal zeminin bugün yaşanan olaylarda büyük payı olduğunu savundu. Bu tür hadiselerin sadece güvenlik tedbiri açıklamalarıyla geçiştirilemeyeceğini belirten Arıkan, yaşananların çok daha derin bir sosyal ve siyasi sorgulamayı gerektirdiğini söyledi.
Cenaze töreni üzerinden dikkat çeken eleştiri
Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybeden Yusuf Tarık Gül’ün cenaze namazına ilişkin değerlendirmeleri oldu. Yusuf’un isminin listede parantez içinde yer aldığını, fotoğrafının medyaya servis edilmediğini ve bazı yetkililerin cenazeye katılmadığını söyleyen Arıkan, bunun gerekçesi olarak çocuğun babasının KHK’lı polis memuru olmasını işaret etti.
Bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getiren Arıkan, çocuklar için kılınan cenaze namazlarında bile politik ayrım yapıldığını savundu. “Siyaset üstü” denilen bir meselenin musalla taşında bile siyasi ayrışmaya dönüştürülmesini sert sözlerle eleştiren Arıkan, bunun tarihe utanç olarak geçeceğini ifade etti.
Suç raporu verileri üzerinden iktidara çağrı
İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılına ait “Çocukların Karıştığı Suç Raporu” verilerine de değinen Arıkan, çocuk suçlarındaki artışın çok ciddi bir tabloyu ortaya koyduğunu söyledi. Kasten yaralamada yüzde 68, uyuşturucu suçlarında yüzde 144 ve organize suçlarda yüzde 236 artış yaşandığını aktaran Arıkan, bu rakamların son dönemde yaşanan ağır olayların habercisi niteliğinde olduğunu belirtti.
Arıkan’a göre Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki katliamlar göz göre göre geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şiddetin nedeni olarak dizileri ve popüler kültürü işaret eden açıklamasına da değinen Arıkan, rahatsızlık ifade etmenin yeterli olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanının sorumluluk makamında bulunduğunu vurgulayan Arıkan, yaşanan tablonun doğrudan yönetim anlayışıyla ilgili olduğunu savundu.
Gülistan Doku dosyası için “Türkiye’nin yeni Susurluğu” dedi
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin sözleri oldu. Türkiye’de adalet krizinin artık kurguyla örtülemeyecek kadar ağırlaştığını söyleyen Arıkan, Gülistan Doku, Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyalarını hatırlattı.
Tunceli’de 6 yıl önce kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku hakkında yürütülen sürece sert tepki gösteren Arıkan, bu dosyada yaşananları “Türkiye’nin yeni Susurluğu” olarak nitelendirdi. Devletin suçun delillerini korumak yerine delilleri ortadan kaldırmaya çalışan bir yapıya dönüştüğü imasında bulunan Arıkan, olayın dünya suç tarihinde görülen en büyük delil karartma operasyonlarından biri olduğunu öne sürdü. Gülistan Doku’nun ailesinin yıllardır adalet beklediğini vurgulayan Arıkan, bu dosyanın yalnızca bir kayıp vakası değil, aynı zamanda devlet-toplum ilişkisi açısından da büyük bir kırılma olduğunu savundu.
Tom Barrack sözleri ve “istenmeyen kişi” çağrısı
Arıkan, konuşmasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki açıklamalarına da sert tepki gösterdi. Barrack’ın bölgenin “güce” saygı duyduğu yönündeki sözlerini eleştiren Arıkan, bu yaklaşımın büyük bir cehalet olduğunu söyledi. Bu coğrafyanın zalime değil adil olana alan açtığını ifade eden Arıkan, Türkiye’nin dışarıdan yön tayin edilecek bir ülke olmadığını vurguladı.
S-400 meselesiyle ilgili açıklamalar üzerinden de iktidarı eleştiren Arıkan, salonda bulunan yetkililerin bu sözlere karşı sessiz kaldığını belirtti. Tom Barrack’ın “istenmeyen kişi” ilan edilmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, Türkiye’nin egemenlik hakları konusunda hiçbir dış müdahaleyi kabul etmemesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda ittifak ve seçim seferberliği mesajı verdi
Konuşmasının son bölümünde ise Arıkan, tüm siyasi bileşenlere “vicdan, adalet ve barış” ekseninde birlikte yürüme çağrısında bulundu. Saadet Partisi’nin seçim seferberliğini ilan ettiğini açıklayan Arıkan, yaptıkları çağrının yalnızca siyasi değil, aynı zamanda toplumsal bir ortaklaşma önerisi olduğunu söyledi.
Kapılarının herkese açık olduğunu belirten Arıkan, ancak “kötülüğün sıradanlığına” kapalı olduklarını vurguladı. Daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye hedefiyle yola çıktıklarını söyleyen Arıkan, hem iktidarı hem muhalefeti hak ve adalet çizgisinde buluşmaya davet etti.