reklam
Gazete Kritik Siyaset Kılıçdaroğlu: Kadınların gücü, Cumhuriyetin temel taşlarıdır

Kılıçdaroğlu: Kadınların gücü, Cumhuriyetin temel taşlarıdır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, düzenlenen panelde kadın haklarının önemini vurguladı. Cumhuriyetin kuruluşunda kadınların rolünü hatırlatarak, tarihi başarıların temelinde kadın gücünün yattığını belirtti. Eğitim ve hukukun üstünlüğüne de dikkat çekti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisince düzenlenen “Cumhuriyet Bir Kadın Devrimidir” konulu panelde yaptığı konuşmada, "Bazen Batı'yı örnek aldığımız söylenir. Kadınlar konusunda hiç Batı'yı örnek almadık. Bu devleti kuranlar, kadınlar konusunda Batı'ya örnek oldular" dedi.

CHP Genel Merkezi'nce “Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Kadın Mücadelesi” başlığıyla panel düzenlendi. Panelin açılış konuşmasını CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever yaptı.

Gülsever’in ardından katılımcılara hitap eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Mademki 103'üncü yılı kutluyoruz, tarihimize biraz daha yakından bakalım" diyerek, şunları söyledi:

"CHP'nin kuruluşunu ilk dillendiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tarihî olarak bize 6 Aralık 1922'yi veriyor. 6 Aralık 1922'de gazetelere yaptığı açıklamada aynen şu ifadeyi kullanıyor: 'Mütevazı bir millet bireyi sıfatıyla hayatımı sonuna kadar vatanın hayrına vakfeylemek amacıyla, barıştan sonra halkçılık esası üzerine dayanan ve Halk Fırkası adıyla siyasi bir fırka kurmak niyetindeyim.' Niyetini 6 Aralık 1922'de böyle ifade ediyor.

"YÜKLENDİĞİNİZ SORUMLULUK SIRADAN BİR PARTİNİN YÜKLENDİĞİ SORUMLULUK DEĞİLDİR"

Daha sonra 7 Şubat 1923'te 'Halk Fırkası halkımıza siyasi eğitim vermek için bir okul olacaktır' diyor. Dikkatinizi çekerim; bize tarihsel bir yükümlülük ifade ediyor. Cumhuriyet Halk Fırkası, yani Cumhuriyet Halk Partisi bir okul olarak da aynı zamanda görevini sürdürecektir diyor. Dolayısıyla bizim 103 yıllık tarihimizde biz bütün önemli adımların ana aktörü olarak yolumuzu aldık. Cumhuriyetin kurulması, demokrasinin gelmesi, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, üniversitelerin kurulması ve üniversitelerin yaygınlaşması, bağımsızlığımızın ilan edilmesi, Batılı rakiplerimiz tarafından saygın bir devlet olarak kabul edilmemizin temelinde bu okul bilincinin sürdürülmesi vardır. Ve bütün kadın kardeşlerime özellikle ifade etmek isterim; yüklendiğiniz sorumluluk sıradan bir partinin yüklendiği sorumluluk değildir."

"BİZİM GÖREVİMİZ BU PARTİYİ İLERİYE TAŞIMAK"

Partinin kurucularını saygıyla ve rahmetle anan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim görevimiz bu partiyi ileriye taşımak. Çağdaş uygarlığı yakalamak değil hedef; çağdaş uygarlığı aşmak. Gazi Mustafa Kemal'in söylediği çağdaş uygarlığı aşmanın temelinde aslında kadının gücü vardır. Kadın güçlüyse çağdaş uygarlıkları çok rahat aşabiliriz. Erkekler kendi aralarında kavga ederler ama kadınlar daha uyum içinde, daha dirençli, daha kararlı yol alırlar. Onların yaratılışında böylesine güzel bir özellik var. O nedenle size, Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok şeyi borçluyuz; bunu da ifade etmek isterim.

Cumhuriyeti kurdular, bağımsızlığımızı ilan ettik. Ama kurucuların büyük bir kısmı ekonomiyi bilmiyorlardı. Hepsi asker, büyük bir kısmı asker. Savaş meydanlarında çarpışmışlar, bağımsızlığı kazanmışlar. Ne yapmamız lazım? Ülkemizi nasıl büyütebiliriz? Nerelere nasıl taşıyabiliriz? Uygarlığımızı nasıl, tarihsel birikimimizi yeniden kazanarak onu daha ileriye nasıl götürebiliriz? Demişler: En iyisi biz bir iktisat kongresi toplayalım. Bakalım iktisatçılarımız ne söyleyecek? Ülkemizi nasıl kalkındıracağız? Fakir fukaralığı, yoksulluğu nasıl bitireceğiz? İzmir İktisat Kongresi'ni topluyorlar. Çünkü kurucularımızın hiçbirisi iktisatçı değildi. Ama hayatın içinden geliyorlardı. Yoksulluğu görüyorlardı, neyin ne olduğunu biliyorlardı. Çağdaş uygarlığın ne olduğunu biliyorlardı. Batı'nın kalkınmışlığını biliyorlardı. 'Peki biz onları yakalayıp nasıl geçebiliriz?' İzmir İktisat Kongresi'nde Kırıkkale'de güçlü bir savunma sanayisinin kurulması tartışılmıştır."

"BİR ŞEKER FABRİKASI DAHİ OLMAYAN BİR İMPARATORLUK DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ"

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"3 Mart 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu dedikleri eğitim birliği sağlanmıştır. Ve bu arada demir yollarının ve deniz yollarının tamamı neredeyse yabancılar tarafından işletiliyordu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bunların tamamını millileştirdiler. 'Biz çalıştıracağız. Kendi ülkemizde biz yapacağız bu işleri' dediler. 600 yıllık bir Osmanlı düşünün, dünyaya hükmeden bir Osmanlı'yı düşünün. Ve Osmanlı'nın sonunu düşünün; şeker üretemeyen bir devlet. İlk şeker fabrikamızı 25 Aralık 1925'te Alpullu'da açtık: Alpullu Şeker Fabrikası. Dolayısıyla o devasa imparatorluğun hangi duruma düştüğünü, bir şeker fabrikası dahi olmayan bir imparatorluk düşünebiliyor musunuz?

15 Ağustos 1925... 1923'ten 2 yıl sonra Kayseri'de uçak fabrikasının temeli atılıyor. Biz hep bugünkü savunma sanayisini düşünüyoruz. Ama cumhuriyeti kuranların hangi hedeflere, hangi ortamda ve hangi tarihte kilitlendiklerini de çok iyi bilmek zorundayız. Kayseri'ye gideceksiniz, 15 Ağustos 1925'te uçak fabrikasının temelini atacaksınız. 11 Kasım 1928'de Millet Mektepleri kuruldu. Okuma yazma oranı çok düşük. Erkeklerde yüzde 13; 100 erkekten ancak 13'ü okuma yazma biliyor. Kadınlarda yüzde 4; yüz kadından sadece 4'ü okuma yazma biliyor. Eğer cumhuriyet bir devrimse ve bu devrimin mimarisinde kadınlar büyük rol alıyorsa, bunun en büyük göstergesi bugün üniversitelerimize, öğrencilerimize ders veren hocaların yarısından fazlasının kadın olmasıdır. Bunu bilmenizi isterim; yarısından fazlası kadın.

"1937 YILINDA DÜNYADA UÇAK ÜRETEN BEŞ ÜLKEDEN BİRİSİ DE TÜRKİYE'YDİ"

1937 yılında dünyada uçak üreten beş ülkeden birisi de Türkiye'ydi. Kayseri'den sonra Eskişehir'de de bir uçak fabrikası açıldı. Eskişehir Uçak Fabrikası kapanıncaya kadar 112 savaş uçağı üretti. Kapatıldı bu fabrikalar. 11 Ağustos 1937'de İstanbul Haliç'te ilk Türk denizaltısının omurgasını yerleştirme töreni yapıldı. Kendi denizaltımızı. gemilerimizi, uçaklarımızı yapıyorduk. 17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri kuruldu.

"DIŞARIDAN NE ALIYORSAK TAMAMINI KENDİMİZ ÜRETMEYE VE KALKINMAYA BAŞLADIK"

Cumhuriyet Halk Partililer her adımlarını ölçerek, biçerek ve kimsenin mağdur olmayacağı bir ortamı yaratarak yol aldılar. Bu yeni, yepyeni, idealleri olan, ülkesini düşünen insanlar Osmanlı'nın borçlarını son kuruşuna kadar ödediler. Bu arada kamulaştırmalar dışında demir-çelik fabrikaları, çimento fabrikaları, şeker fabrikaları, uçak fabrikaları, kâğıt fabrikaları... Hepsi dışarıdan ne alıyorsak tamamını kendimiz üretmeye ve kalkınmaya başladık.

9 Nisan 1932'de ilk kadın yargıç Adana'da göreve başladı. Onu da rahmetle, saygıyla analım. 1932'de yine ilk kadın mühendislerimiz mezun oldu ve mühendis olarak görevlerine başladılar. Ve Kasım 1934'te de ilk kez bir kadın belediye başkan yardımcımız Bursa'da göreve başladı.

"258 MİLLETVEKİLİNİN TAMAMI, KADINLARIN DA MİLLETVEKİLİ OLMASI GEREKTİĞİ İÇİN EL KALDIRDILAR"

Bütün bunların hepsini düşündüğümüzde bazen Batı'yı örnek aldığımız söylenir. Kadınlar konusunda hiç Batı'yı örnek almadık. Bu devleti kuranlar, kadınlar konusunda Batı'ya örnek oldular. Kadın muhtarımız seçildi, belediye başkanlarımız seçildi. 1930'da Belediye Kanunu'yla beraber kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. Sonra milletvekili olarak seçme ve seçilme hakkı verildi 1934'te. Oylama yapılırken 258 milletvekilinin tamamı, kadınların da milletvekili olması gerektiği için ya da inandıkları için el kaldırdılar ve kadınların milletvekili olmaları için yasa çıkardılar. O 258 milletvekilini de rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Biz 1934'te bu hakkı —devleti kuranlar, cumhuriyeti kuranlar, Cumhuriyet Halk Partililer— kadınlara verirken; Fransa 10 yıl sonra, 1944'te verdi. Japonya 11 yıl sonra, 1945'te verdi. İtalya, Arjantin ve Meksika 12 yıl sonra, 1946'da verdi. Çin 1947'de verdi. Yunanistan 18 yıl sonra, 1952'de verdi. Belçika 26 yıl sonra, 1960 yılında verdi. İsviçre 37 yıl sonra, 1971 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu partiyi kuranların öngörüsüne bakar mısınız? Kadın-erkek eşitliğine bakar mısınız? Okuma yazma oranı yüzde 34'ken bugün eğer üniversitelerimizde evlatlarımıza ders veren hocaların yüzde 50'sinden fazlası kadınsa, ulaştığımız merhaleyi herhâlde hepimiz saygıyla, minnetle anacağız ve kabul edeceğiz.

"HUKUKUN OLMADIĞI YERDE İNSAN HAKLARI OLMAZ"

Birinci ilkemiz hukukun üstünlüğü. Hukukun olmadığı yerde insan hakları olmaz. Hukukun olmadığı yerde hiçbir canlının hakkı olmaz. Hukukun olmadığı yerde despotizm, baskı, şiddet vardır. Dolayısıyla hukukun üstünlüğünü savunacağız. Yargı bağımsız ve tarafsız olmadığı sürece hukukun üstünlüğü büyük yara alır. Özgür medyanın olması lazım. Medyanın özgür olduğuna inanan birisi değilim. Öyle medya grupları var ki parayı verdiğinizde istediğiniz haberi yaptırabiliyorsunuz. Bozulmanın en fazla yaşandığı alanlardan birisi de maalesef medya. O medyanın halkı doğru bilgilendirmesi lazım. Güçler ayrılığı ilkesi; yasama, yargı ve yürütme... Bugün yaşadığımız ortam güçler ayrılığı ilkesinin önündeki en temel ve en köklü engeldir. Güçlerin bağımsız olması gerekiyor. Birbirini denetleyen mekanizmaların olması gerekiyor. Her şey bir kişinin iki dudağından çıkacak karara bağlıysa orada hukukun üstünlüğü yoktur, orada demokrasi yoktur, orada adalet yoktur. Şimdi siz adaleti yok ettiğiniz andan itibaren insanlar ne yapacaktır? Adaleti nerede arayacaklardır? Sokakta mı arayacağız adaleti, mahkeme salonlarında mı arayacağız adaleti? O nedenle yargıçlık mesleği kutsal bir meslektir. Bağımsız ve tarafsız olması, vicdani kanaatine göre karar vermesi çok ama çok değerlidir.

İkinci hedef üreten Türkiye. Eğer bir ülke üretmiyorsa batmaya mahkûmdur. Üreten Türkiye derken neyi üreteceğimize karar vermek zorundayız. Katma değeri yüksek ürünü üretemezseniz geride kalırsınız. Hızla ilerliyor teknoloji. Katma değeri yüksek ürünü üretmek zorundayız. Bunun için üniversitelerin özgür ve özerk olmaları lazım. Üniversiteler üzerinde siyasal baskı olmaz. Bilim insanı üzerinde siyasal baskı olmaz. Bilim insanı özgürce düşüncesini ifade edebilmelidir, araştırmasını yapabilmelidir. Bu önemlidir. Gazi Mustafa Kemal'in Köy Enstitülerini kurmasının temel nedeni, felsefesi de zaten budur: Üreterek kazanmak.

Üçüncüsü; hukuku sağladınız, güvenliği sağladınız, ekonomiyi sağladınız, gelir elde ediyorsunuz... Ama önemli bir konumuz daha var: Sosyal devlet. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir devlet. Orta sınıf çökerse o ülkede ahlaki yapı bozulur. Bugün Türkiye'nin yaşadığı temel sorunlardan birisi budur; ahlaki sorumluluğumuz. Ve tabii dördüncüsü sürdürülebilirlik. Bir başarıyı yakaladığınızda 'Tamam, ben başarıyı yakaladım, yerimde durayım' diyemezsiniz. Çünkü dünya durmuyor, rakipleriniz de durmuyor, üniversiteler durmuyor. Her yerde insanlar çalışıyor, her yerde üretiyorlar."

"KADINLAR DÜNYAYI YERİNDEN OYNATABİLECEK BİR POTANSİYELE SAHİP"

Kadınlara seslenen Kılıçdaroğlu, "Eğitimimizi sizlerden aldık, yani annelerden aldık. Kadının gücünün farkında mısınız bilmiyorum; gerçekten de tuttuğunda dünyayı yerinden oynatabilecek bir potansiyele sahip. Bu gücü kullanın. Evlatlarınız için, ülkemiz için, komşularımız için, yakınlarımız için, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'miz için ve bu ülkeyi bize miras olarak bırakan, ileriye taşıma yükümlülüğünü omuzlarımıza veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları için biz bunları yapmak zorundayız" dedi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *