Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, ülkenin güvenlik meseleleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Okuyan, Türkiye'nin iç dinamikleri ve uluslararası ilişkileri arasındaki çelişkilere dikkat çekerek, mevcut durumu eleştirdi. Genel Sekreter, NATO ve ABD ile olan ilişkilerin Türkiye'nin gerçek güvenliğine katkı sağlamadığını, aksine içteki adaletsizlik ve eşitsizliklere zemin hazırladığını savundu.
Türkiye'nin Güvenlik Paradigması Üzerine Eleştiriler
Okuyan, Türkiye'de güvenlik anlayışının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. "Türkiye'nin güvenliği, Türkiye'nin güvenliği" söyleminin yeterli olmadığını ifade eden Okuyan, gerçekte bu güvenliği sağlamanın, yurttaşların özgürlüğüne ve refahına bağlı olduğunu söyledi. Ülkenin ekonomik ve toplumsal sisteminin, güvenlik alanında da etkili olabileceğini dile getirdi. Türkiye'nin uluslararası NATO ittifakına olan bağımlılığının, aslında ülkenin güvenliğini tehlikeye attığını düşündüğünü belirtti. Okuyan, bu bağlamda, ancak iç bölgelerdeki sorunların çözümlemede etkinliğini göz önünde bulundurmak gerektiğine dikkat çekti.
NATO ve Emperyalizm Eleştirisi
Okuyan, Türkiye'nin içindeki sorunlarla yüzleşmeden dışarıda güvenlik sağlanamayacağını ifade etti. NATO'nun Türkiye'nin gerçek savunmasını değil, adaletsizliği koruduğunu savunan Okuyan, bu yapılanmanın, Türkiye'ye yönelik emperyalist bir araç olarak kullanıldığını belirtti. "Bu düzen, çok uluslu sermayenin çıkarlarına göre şekilleniyor" diyen Okuyan, ekonominin tekelci yapısına ve derin eşitsizliğe atıfta bulundu. Türkiye'nin dış politikalarını belirleyen unsurların, içerdeki ekonomik adaletsizlikler olduğunu vurguladı.
Toplumsal Eşitsizlik ve Dış Politika İlişkisi
TKP Genel Sekreteri, Türkiye'nin dış politikada ilkeli ve tutarlı olabilmesinin, içerdeki adaletsizliğin ve eşitsizliğin son bulmasına bağlı olduğunu savundu. İçerdeki adaletsiz yapıların, dış politikada başarısızlığa yol açtığını belirten Okuyan, "Dünyanın gerçekleri" anlayışının bir yanılgı olduğunu ifade etti. Yoksulluk, eşitsizlik ve sömürü gibi sorunların, toplumsal yapıdan kaynaklandığını ve bunların çözüme kavuşturulmadan daha ileri adımların atılamayacağını vurguladı. Okuyan, karşılarında yürütülmesi gereken bir kavganın olduğunu ve geçmişteki hataların tekrarlanmaması gerektiğini belirtti. Bu doğrultuda, sosyal adalet olmadan bir güvenlik politikası oluşturmanın mümkün olamayacağını ifade etti.