Gazete Kritik Siyaset Ekrem İmamoğlu: "Özgür Özel ile yürümenin zamanıdır, onur duyuyorum"

Ekrem İmamoğlu: "Özgür Özel ile yürümenin zamanıdır, onur duyuyorum"

Ekrem İmamoğlu, İstanbul'da görülen davalarda savunma yaparken, hukukun siyaseten kullanıldığını öne sürdü. İmamoğlu, yaşanan süreçlerin Türkiye demokrasisine zarar verdiğini belirterek, "Bu mücadele sadece benim değil, 86 milyonun mücadelesidir" dedi. Duruşma ertelendi.

18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilen CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla açılan davanın beşinci duruşması, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki 2 no’lu duruşma salonunda gerçekleştirildi. Dava süreci, İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı döneminde karşılaştığı hukuki zorlukların bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Davaların Yoğunluğuna Dikkat

Bugün Silivri'de gerçekleştirilen duruşmalarda, İmamoğlu'nun aynı zamanda İBB ile ilgili bir başka davanın da yanında, casusluk davasında da yer aldığı belirtildi. İmamoğlu, önce saat 10.30’da casusluk davasında bulundu, ardından yaklaşık 15 dakika sonra söz konusu diploma davasına katıldı. Devam eden yargılamaların yoğunluğunun, savunmalarını etkileyeceği ve sanıkların kendilerini yeterince ifade etme fırsatı bulup bulamayacağı üzerinde duruluyor.

İlk Savunma Talepleri

Duruşmanın ilerleyen saatlerinde İmamoğlu, savunmasına başladı. Son duruşmadaki gelişmelere atıfta bulunarak, yargıçtan dinlenmeyi talep etti. Bu sırada, diğer sanıkların duruşma sırasıyla ilgili olumsuz bir durumun olduğunu ve kendisinin de sözü almasının sağlanmasını istedi. Birdenbire savunma sırasının yeniden belirlendiğini ifade eden İmamoğlu, yargıçla yaptığı yazışmaları ve taleplerin nasıl değerlendirildiğini anlattı. İmamoğlu, bu durumun adil bir yargılama olmaktan uzak olduğunu savundu.

Hukuksuzluk Şeklinde Nitelendirilen Uygulamalar

İmamoğlu, savunma hakkının kısıtlandığını, bazı sanıkların ve avukatlarının dahi sürece dahil edilmediklerini iddia etti. Duruşmalardaki hukuksuzlukların, adil bir şekilde savunma yapma imkanını da engellediğini belirtti. İmamoğlu, ifade özgürlüğü ile becereceğinin her açıdan önemli olduğunu, adaletin sağlanması için herkesin eşit muamele görmesi gerektiğini vurguladı. Mahkeme sürecinde yaşanan gelişmelerin, sanıkların ve toplumun adalet inancını zedelediğini dile getirdi.

Üç Ayrı Dava ve Yargı Güvenliği

Aynı gün içerisinde üç ayrı davada sözlü savunma yapma zorunluluğunun, hukukla ve vicdanla bağdaşmadığını hatırlatan İmamoğlu, böyle bir durumun adaletin tecelli etmesini zorlaştırdığını dile getirdi. Yargı tarihinin, savunma hakkının nasıl kısıtlandığını göstermesi açısından çarpıcı olduğuna dikkat çekti. Verilen talimatların ve acelelerle alınan kararların, yargıya olan güveni sarstığını ifade etti. İmamoğlu'nun bu duruma karşı çıkışı, toplumda adalet ve eşitlik taleplerini daha da görünür kılıyor.

Adaletin Temeli ve Kamuoyuna Mesaj

İmamoğlu, sadece kendisiyle alakalı değil, tüm Türkiye'yi ilgilendiren bir yargı sürecinin gözler önüne serildiğinin altını çizdi. Yüksek sesle, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün önemli bir mücadele olduğunu belirtirken, yalnızca kendisi için değil, 86 milyon insan adına konuştuğunu ifade etti. Ekonomi, insan kaçışı ve yurt dışındaki yatırımlar gibi sosyal sorunlara dikkat çekerek, mühimi vurguladı. Bu durumun, yargı süreçlerinin sadece kendisiyle alakalı olmadığı, toplum üzerindeki etkilerini de barındırdığını belirtti.

Kendisine Yapılanlar ve Dış Politika ile İlişkisi

İmamoğlu, NATO toplantısının Türkiye için önemli bir dönüm noktası olduğuna ve bu süreçte kendisinin yargılanma sürecinin yaşanmasına vurgu yaptı. Yargılamanın, Türkiye'nin uluslararası arenada yaşadığı sıkıntıları yansıttığını dile getirdi. Anayasa ve adaletin ülkede güçlü bir temel oluşturması gerektiğini savundu. Bu durumu eleştirirken, kendi hukuk mücadelelerini, ülkede demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak gördüğünü ifade etti. Özgürlüklerin, hakların ve insan onurunun öneminin altını çizdi.

HUKUK TARİHİNDE BUNUN BİR ÖRNEĞİ VAR MI?

İmamoğlu'nun duruşma sürecinde verdiği mesajlar, hem kişisel bir dava mücadelesinden çok daha fazlasını temsil ediyor. Adalet arayışının, sadece mahkeme salonları değil, toplumun her kesiminde yankı bulması gerektiğinin vurgusu dikkat çekiyor. Yargı süreçlerine olan şüpheler ve eleştiriler, sadece bireysel boyutla sınırlı kalmayıp, geniş çaplı sosyal sorunlara yol açabileceğini belirtti. Hem hukukun üstünlüğü, hem de insan hakları konularında daha sağlam bir toplum için mücadele vermeye devam edeceğini ifade eden İmamoğlu, inancını ve azmini koruyacağını açıkladı.

Son günlerde gündemi meşgul eden açıklamalarda bulunan Ekrem İmamoğlu, Türkiye'nin içinden geçtiği zorlu süreçlere dair gözlemlerini aktardı. İmamoğlu, geçmişten günümüze kadar süregelen adalet mücadelesine vurgu yaparak, özellikle kendisine açılan dava ile ilgili çarpıcı ifadeler kullandı. Türkiye'de siyasi iktidarın yalnızca bir koltuk mücadelesi değil, aynı zamanda demokrasiye karşı bir saldırı olduğunu savunarak, hukuk tarihinde bu durumu sorguladı. İmamoğlu'nun ifadesine göre, bu süreç sadece kendisi değil, birçok insanın hayatını etkiliyor. “Hukuk tarihinde bunun örneği var mı?” sorusuyla gündemi sarsan İmamoğlu, 28 arkadaşının diplomasının iptal edildiğini ancak yalnızca kendisine dava açıldığını belirtti.

GENİŞ BİR ADALET SORUNU VAR

Ekrem İmamoğlu, yaptığı açıklamalarda bağımsız yargının önemine dikkat çekti. Kendisine ve çevresine yönelik uygulanan hukuksuzlukları sorgularken, bu durumun yalnızca kendisiyle sınırlı olmadığını, toplumda daha geniş bir adalet sorunu olduğunu ifade etti. “Bir kişinin inadı” ile başlayan sürecin Türkiye’yi sıkıntılı bir duruma soktuğunu belirtti. Aynı zamanda bu tür durumların 150 yılı aşkın bir anayasal mücadelenin çerçevesinde değerlendirilebileceğini vurgulayarak, toplumun her kesiminin adalet arayışında olduğunu vurguladı. İmamoğlu, ilerleyen yıllarda bu günlere dönüp bakıldığında, yaşananların anlaşılması bakımından insanlar için zorluk teşkil edeceğini ifade etti.

İmamoğlu’nun AilesinDEN ÖRNEK VERDİ

İmamoğlu, hukuk mücadelesinin yanı sıra ailesi üzerine yapılan baskılara da dikkat çekti. Kayınbiraderinin tutuklanma süreci üzerinden örnekler veren İmamoğlu, adalet sisteminin bu tür hukuksuzluklarla işlediğine dikkat çekti. “Yargılamasını bile yapamıyorlar,” ifadesiyle içinde bulunulan durumu eleştirirken, kayınbiraderinin durumu üzerinden yaşanan hukuki karmaşayı da özetledi. “Uyuşturucu kullanmış” iddialarının ortaya atılmasının ardından testlerin negatif sonuç vermesiyle birlikte yeni suçlamaların gündeme geldiğini belirterek, adaletin nasıl çiğnendiğine dair örnekler sundu. Bu süreçte yaşanan belirsizlik ve kayıpların, aileler üzerinde ağır sonuçlara yol açtığını ifade etti.

Deniz Göktaş İle İlgili Eleştiriler

Ekrem İmamoğlu, tutuklanan ve kameralar önünde ters kelepçeyle dolaştırılan komedyen Deniz Göktaş ile ilgili de sert eleştirilerde bulundu. İmamoğlu, Göktaş’ın tutuklandığı durumu anekdot gibi aktarırken, toplumun bu tür uygulamalarla nasıl baskı altına alındığını vurguladı. Genç bir bireyin sadece mizahi bir eleştiri yüzünden hapse atılmasını “millet iradesini çalanların korkusu” olarak değerlendirdi. İmamoğlu, Göktaş’ın yaşadığı durumun günümüz Türkiye’sinde toplumsal muhalefetin nasıl baskılandığını gözler önüne serdiğini belirtti.

Demokrasinin Tehdidi ve Yargının Siyasi Kullanımı

İmamoğlu, Türkiye'de yargının siyasi amaçlarla kullanıldığını öne sürdü. Cumhuriyet Halk Partisi’nin hedef alındığını belirten İmamoğlu, bu durumun demokrasiyi zayıflatan bir yaklaşım olduğunu ifade etti. “Sandıkta alamadıkları belediyeleri mahkeme koridorlarında almaya çalışıyorlar,” sözleriyle iktidarın baskı ve otorite uygulamalarını eleştiren İmamoğlu, bu durumu demokrasiye bir saldırı olarak tanımladı. “Hedef, yalnızca belediyeler ya da bir siyasi parti değildir,” diyerek, amacın sandık iradesini geçersiz kılmak olduğunu savundu.

Umutsuzluk Yerine Umut Mesajı

İmamoğlu, konuşmasında umutsuzluğa kapılmamak gerektiğini ve Türkiye’nin krizlerden çıkabilecek güce sahip olduğunu vurguladı. “Hiçbir adaletsizlik sonsuza kadar sürmedi,” sözüyle topluma cesaret vermeye çalıştı. Geçmişe dair yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, milletin iradesinin ve cesaretinin her zaman kazanacağını belirtti. Bu çağrıyla toplumun geniş kesimlerine bir dayanışma mesajı vererek, yalnızca bir siyasi parti değil, tüm muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.

ÖZGÜR ÖZEL İLE YOL YÜRÜMEKTEN ONUR DUYUYORUM

Duruşmada, savcının İmamoğlu’nun diploma davasıyla ilgili sürecin nasıl ilerlediğini sorması üzerine mahkeme gündemi olumlu bir şekilde değerlendirildi. İdare mahkemesindeki davanın sonucu, sonraki duruşmada ele alınmak üzere mahkemeye iletildi. İmamoğlu’nun duruşmanın ardından yaptığı açıklama, adalet arayışının devam edeceği yönündeydi. İmamoğlu, duruşmadan ayrılırken “Özgür Özel Genel Başkanımın yolunda yürümekten onur duyuyorum” ifadeleriyle, yalnız olmadığını bir kez daha vurguladı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *