DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Geçtiğimiz günlerde Bilal Erdoğan’ın epeyce tartışılan bir ifadesi olmuş. Özetle demiş ki: 'Bu toplumda 'Dindar olan insan iyidir’ yargısı yeniden güçlendirilmelidir.' Benim kendisine tavsiyem, bu konuda, kendi pederiyle şöyle samimi bir hasbihal etmesi. Toplumda dindarlarla ilgili yargılar niçin bozuldu? Bu yargıları kim bozdu? Başlarını ellerinin arasına alıp, bu konuyu ciddi bir biçimde düşünmeleri lazım. Bu ülkede, dindar kimliğine sürekli vurgu yapan bir iktidar döneminde; hukuksuzluk, adaletsizlik arttı. Müslümanlığı dilinden düşürmeyen bir iktidar döneminde; ehliyet, liyakat ilkeleri terk edildi" dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu'nun grup toplantısında konuştu.
En düşük emekli aylığının bin 62 lira artırılarak, 20 bin liraya çıkarılacak olmasını eleştiren Babacan, Türkiye'de esnafın, çalışanın, öğrencinin, en çok da emeklinin halinin perişan olduğunu söyledi. Babacan, "Başka ülkelerde emeklilik 'ikinci baharken' Türkiye’de emeklilik kara kış, Türkiye’de emeklilik geçim sıkıntısı. Başka ülkelerde emeklilik; dinlenmenin, yeni ülkeler keşfetmenin vaktiyken; Türkiye’de kira ödemek için yeni yollar keşfetmenin vakti. Emekliyi otobüs terminallerinde, tren garlarında, gündelik otellerde yaşamaya mahkum edenler, çıkıp nasıl gururlanıyorlar görüyorsunuz. En düşük emekli maaşını, bir yasal düzenlemeyle, davul zurnayla bin 62 lira artırarak, 20 bin lira yapmanın hazırlığını yapıyorlar" değerlendirmesini yaptı.
Hiç utanmadan, sıkılmadan en düşük emekli maaşına yapılacak zammın müjde olarak sunulduğunu belirten Babacan, "Emekli sizden sadaka istemiyor. Emekli sizden lütuf istemiyor. Emekli hakkını istiyor. Emekli, enflasyon yoluyla gaspettiğiniz hakkını geri istiyor, o kadar. Dünyayı ayağa kaldırdılar…Verdikleri üç kuruş sadakayla böbürleniyorlar, gururlanıyorlar" ifadelerini kullandı. Ali Babacan, yaşlı insanların çalışmak zorunda kaldığını, çalıştıkları iş yerlerinde yaralandığını ya da hayatını kaybettiğini kürsüden gösterdiği gazete dövizleriyle anlattı.
"'Alo 190 Fetva Hattı'na sorduğunuzda 'Geçinemeyen, kirada oturan asgari ücretliye fitre verilebilir' diyor"
TÜRK-İŞ'in dört kişilik bir aile için 30 bin 142 lira olarak açıkladığı açık sınırını hatırlatan Babacan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dün açıkladığı günlük 240 liralik fitre rakamının ise dört kişilik aile için aylık toplam 28 bin 800 liraya denk geldiğini söyledi. Asgari ücretin ise 28 bin 75 lira olduğunu anımsatan Babacan, şöyle konuştu:
"Bu rakamlar, açık bir biçimde alın teriyle çalışanın aç olduğunun, emeklinin aç olduğunun ilanıdır. Diyanet'in 'Alo 190 Fetva Hattı'na sorduğunuzda 'Geçinemeyen, kirada oturan asgari ücretliye fitre verilebilir' diyor. Devletin kurumu, açıkça, asgari ücretlinin de emeklinin de yardıma muhtaç hale geldiğini ilan ediyor. Açıkça ifade ediyorum; bu iktidarın yaptığı 'ekonomi yönetmek' değildir. Bu iktidarın yaptığı 'fakirliği yönetmek'tir. Sayın Erdoğan, bu tablo sizin eseriniz. Müellifi sizsiniz. Topu hiç başkalarına atmayın. Bakın ilgili bakanınız ne demiş: 'Allah’a binlerce şükür emeklilerin maaşını zor koşulda olsak da ödüyoruz' demiş. Görmüyor musunuz? Bu ülkenin ekonomisini, bütçesini ne hallere düşürdünüz. Devletin maaş vermekte zorlandığını sizin bakanınız itiraf etmiş. Gerçekten çok yazık. Emekliye gelince kaynak yok; ama faize gelince musluklar açılıyor, yandaşa gelince her türlü kolaylık sağlanıyor. Biz buna razı değiliz arkadaşlar. Biz buna teslim olmayacağız. Bu düzen değişecek. Er yada geç değişecek. Geri adım yok. Bizim iktidarımızda emekli başını öne eğmeyecek. Bin 62 lirayla övünenler gidecek, insanca yaşamayı savunanlar gelecek. Emekli bu ülkenin yükü değildir. Emekli bu ülkenin emanetidir, onurudur."
"Üniversite öğrencileri aç, bunların haberleri yok"
KYK burslarının 3 bin liradan, 4 bin liraya çıkarılmasını da eleştiren Babacan, "Bu iktidar bir üniversite öğrencisinin ayda 4.000 lirayla geçinmesini bekliyor. Yani günde 133 lira. Bunların kira maliyetlerinden haberleri yok. Dışarıda bir kahve içmek kaç para, haberleri yok. Üniversite öğrencileri aç, bunların haberleri yok" dedi.
Ali Babacan, OECD ortalamasında kira artışının yüzde 48,9 olduğunu ancak Türkiye'de bu oranın yüzde bin 457 olduğunu belirterek, "Bu ülke zamanında, öğrencilerin KYK burslarından artırdıkları paralarla Avrupa’da tatil yapabildikleri günleri gördü. Türkiye Cumhuriyeti pasaportunun itibarlı olduğu dönemleri yaşadı. Oysa şimdi, Türkiye yine, yeniden 'gidemeyenlerin ülkesi' oldu. Gençler böyle bir umutsuzluğu haketmiyor. Bu iktidarın, her gencimize bir gençlik borcu var. Ve bütün bu olanların tek bir sebebi var. Kötü yönetim. Ülkemiz kötü yönetiliyor. Sebep bu" değerlendirmesini yaptı.
"Şu andaki iktidar bir 'parti disiplini suçu' işliyor"
AK Parti’nin resmi kuruluş belgesi parti programında, temel bir vergi politikasının yer aldığını ifade eden Ali Babacan, "İyi biliyorum; çünkü o programın altındaki 73 imzadan birisi de benim imzam. Programın yazımında ve yıllarca fiilen uygulananmasında çok emeğim var. Programda vergi politikasıyla ilgili taahhüt şöyledir: 'Partimiz, vergi mevzuatını basitleştirecek, vergi sayısını azaltacak, vergi oranlarını düşürecek ve verginin adil olmasını sağlayacaktır.' Bu parti programında bir değişiklik yapılmadı. Program hala bağlayıcı. Biz yıllarca bunun gereğini yerine getirdik. Hesap ortada. Ben şimdi buradan ilan ediyorum. İhbar ediyorum. Şu andaki iktidar bir 'parti disiplini suçu' işliyor. Özellikle başkanlık sistemine geçildikten sonra, kendi parti programlarını sürekli ihlal ediyorlar. Söz verilenin tersini yapıyorlar" dedi.
"Bu millete boş masallar anlatmaktan vazgeçin"
AK Parti'nin bu yüzden güven kaybettiğini, çuvalladığını, bu yüzden ülkenin derin bir yoksulluk krizine sürüklendiğini söyleyen Babacan, şöyle devam etti:
"Bakın daha taze verdikleri sözler: Seçimden önce 'seyyanen zam vereceğiz' demediler mi? Yapmadılar. Seçimden önce 'mülakatı kaldıracağız' demediler mi, yapmadılar. Seçimden önce 'faiz indi, daha da inecek' demediler mi? İndirmeyi bırakın, misliyle bindirdiler. Doğruyu söylemezsen, güven kazanamazsın. Söz verip yapmazsan, güveni kaybedersin. Güveni kaybettikten sonra, ekonomiyi çözmek imkansızdır. Güven, güven, güven. Püf noktası bu. Her ne kadar, çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerinden bahsetseler de ekonominin püf noktasını hala öğrenemediler. Güven olmadan, ağzınızla kuş tutsanız, bu ülkenin ekonomisini düzeltemezsiniz. Enflasyonu da tek haneye indiremezsiniz. Bu millete boş masallar anlatmaktan vazgeçin. Bu iktidarın ekonomi yönetimi diye tek yaptığı; faiz artırmak, vergi artırmak ve maaşları aşağı doğru bastırmak. Enflasyonu böyle düşüreceklerini sanıyorlar. Yani tüketimi kısalım, enflasyon düşsün diyorlar. Ama, enflasyon hala yüzde 30… Niçin biliyor musunuz? Hep söylüyorum, Türkiye’de enflasyonun sebebi yüksek talep değildir. Enflasyonun asıl sebebi arz tarafındadır. Üretim maliyetlerinin yükselmesidir. Güven olmadığı için yeterince yatırımın ve üretimin olmamasıdır.
Bakın size bir kaç rakam vereceğim: 2022 başından bu yana Türkiye'de sanayi üretimi sadece yüzde 10 artmış. Ancak, mal ve hizmet tüketimi yüzde 70 artmış. Yani bastırılmış olduğu halde, asgari ihtiyaçları karşılamak için artan mal ve hizmet tüketimi karşısında, sanayi üretimi sadece yüzde 10 artmış. Bu ülkede enflasyon düşer mi? Enflasyon bol üretimle düşer. Enflasyon bol yatırımla düşer. Bunlar, bir zamanların bolluk ülkesi Türkiye’yi, yokluk ülkesi haline getirdiler. Ekonomide hastalığın teşhisi yanlış. Uygulanan tedavi yanlış. Bunun ceremesini de emekli çekiyor, asgari ücretli çekiyor, sabit gelirli herkes çekiyor."
"Bu ülkede, dindar kimliğine sürekli vurgu yapan bir iktidar döneminde; hukuksuzluk, adaletsizlik arttı"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan'ın, Türkiye Gençlik STK'leri Platformu'nun 5. Olağan Genel Kurulunda yaptığı, "Yeniden bu toplumda 'Dindar olan insan iyidir' yargısını güçlendirmek zorundayız. Müslümanlar olarak bizim dinimizi doğru temsil etmemizin yolu, bu toplumda iyiliklerin kaynağının yine Müslüman insanlardan geldiğini, yine dindar insanlardan geldiğini muhakkak ve kesin şekilde yerleştirmekten geçtiğini düşünüyorum" şeklindeki sözlerini de değerlendirdi.
Babacan, "Benim kendisine tavsiyem, bu konuda, kendi pederiyle şöyle samimi bir hasbihal etmesi. Toplumda dindarlarla ilgili yargılar niçin bozuldu? Bu yargıları kim bozdu? Başlarını ellerinin arasına alıp, bu konuyu ciddi bir biçimde düşünmeleri lazım. Bu ülkede, dindar kimliğine sürekli vurgu yapan bir iktidar döneminde; hukuksuzluk, adaletsizlik arttı. Müslümanlığı dilinden düşürmeyen bir iktidar döneminde; ehliyet, liyakat ilkeleri terk edildi. Dindar bir nesil hedeflediğini söyleyen bu iktidar döneminde; memlekette yolsuzluklar arttı, neredeyse kurumsal hale gelmedi mi? Ben şimdi iktidardakilere seslenmek istiyorum: Sizin çevrenizde iyi insanlar azalmış olabilir; Etrafınıza bir menfaat şebekesi de öbeklenmiş olabilir. Ancak hiç merak etmeyin. Endişeniz olmasın. Bu ülkede kul hakkına girmemek için kılı kırk yaran nice Müslümanlar var" diye konuştu.
Mümtaz Akıncı: "Yeni Yol Grubu, Türkiye'nin geleceğini kurtarmak için kuruldu"
Babacan'ın konuşmasının ardından kürsüye çıkan Yeni Yol Partisi Genel Başkanı Celal Mümtaz Akıncı ise Yeni Yol Grubu'nun kuruluşunun birinci yılına ilişkin yaptığı teşekkür konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bize geçen yıl, 13 Ocak 2025'te Yeni Yol Partisi Genel Başkanlığı emanet edildi. Biz de bu emanete layıkıyla sahip olma gayreti içinde olduk. Önemli olan, hesap gününü unutmamak ve bu emanetten dolayı hesap vereceğimiz bilinciyle hareket etmektir. Yeni Yol Partimiz inşallah Türkiye'de birliğin, beraberliğin, kardeşliğin bir nişanesi, bir başlangıcı, bir işaret fişeği olur. Türkiye'de birlik ve beraberlik içinde olma zarureti hepimizin malumudur. Özellikle son dönemde yaşadığımız sıkıntılı günler, bize muhalefetiyle, iktidarıyla tüm millet mensuplarının bir arada olması gerekliliğini hatırlatıyor ve gösteriyor. Türkiye ne yazık ki yavaş yavaş hem kuzeyden hem Ege'den hem de güneyimizden kuşatılıyor. Buna karşı Türkiye olarak, millet olarak bir ve beraber olamazsak, Allah korusun, akıbetimiz pek iyi olmaz. O nedenle Yeni Yol Grubu da zaten bu amaçla, Türkiye’nin geleceğini kurtarmak için kuruldu. Bu birlikteliğimiz daha da güçlenerek, daha da büyüyerek artacaktır."