Dervişoğlu’ndan hukuk ve adalet vurgusu
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Hukuk ve Seçim İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen “İyilik için Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı”na katıldı. Burada yaptığı konuşmada Türkiye’nin hukuk alanında önemli bir dönemeçten geçtiğini söyleyen Dervişoğlu, anayasal denge ve denetim mekanizmalarının zayıfladığını savundu.
Dervişoğlu, Türkiye’nin önünde yalnızca mevcut hukuk sorunlarını çözme sorumluluğu olmadığını, aynı zamanda yapay zeka, dijital haklar, seçim güvenliği ve yargı bağımsızlığı gibi yeni dönem başlıklarını da kapsayan büyük bir reform gündemi bulunduğunu ifade etti.
Konuşmasında hukukun kişilere, siyasi hesaplara ya da günlük çıkar dengelerine göre şekillendirilemeyeceğini belirten Dervişoğlu, adaletin devlet düzeninin temel direği olduğunu vurguladı.
“Anayasa’nın çiğnenmesi kabul edilemez”
Dervişoğlu, konuşmasında hukuk felsefesinden örnekler vererek Türkiye’deki mevcut tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Immanuel Kant’ın hukuk anlayışına atıfta bulunan Dervişoğlu, hukuk devletinin bir tercih değil, aklın ve özgürlüklerin birlikte var olabilmesi için zorunluluk olduğunu söyledi.
Bir kişinin makamını korumak amacıyla Anayasa’nın, hukukun ve millet iradesinin göz ardı edilemeyeceğini ifade eden Dervişoğlu, demokrasinin kişilere göre değil, kurallara göre işlemesi gerektiğini belirtti.
Hans Kelsen’in normlar hiyerarşisi yaklaşımını da hatırlatan Dervişoğlu, Anayasa’nın hukuk düzeninin tepesinde yer aldığını ve hiçbir kuralın Anayasa’ya aykırı olamayacağını dile getirdi. Dervişoğlu’na göre Anayasa’nın siyasi çıkarlar doğrultusunda zorlandığı bir düzende hukuk devleti yalnızca kağıt üzerinde kalır.
“Hukuk görünümlü keyfiyet rejimi”
İYİ Parti lideri, kuvvetler ayrılığı ilkesinin Türkiye açısından yaşamsal önemde olduğunu belirterek Montesquieu’nün iktidar ve denetim anlayışına dikkat çekti. Dervişoğlu, yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin bozulduğu dönemlerde adaletin zarar gördüğünü, basın özgürlüğünün ve toplumsal denetim mekanizmalarının zayıfladığını savundu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Dervişoğlu, mevcut yapının yürütme, yasama ve yargı üzerindeki güç yoğunlaşmasını artırdığını ileri sürdü. Bu nedenle denge ve denetim mekanizmalarının yeniden kurulmasının Türkiye için ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu söyledi.
Dervişoğlu, hukuk devletinin görünüşte var olup uygulamada kişilere göre değiştiği bir düzenin gerçek anlamda hukuk devleti sayılamayacağını belirterek, bu yapıyı “hukuk görünümlü keyfiyet rejimi” olarak nitelendirdi.
“Türkiye’yi ikili devlet illetinden kurtaracağız”
Konuşmasında Alman hukukçu Ernst Fraenkel’in “İkili Devlet” teorisine de değinen Dervişoğlu, sıradan vatandaşlar için işleyen bir hukuk düzeni varmış gibi görünürken, siyasi iktidarın çıkarları söz konusu olduğunda farklı kuralların devreye girdiği bir yapının tehlikelerine işaret etti.
Dervişoğlu, bazı yargı kararlarının toplum vicdanında tartışma yarattığını, siyasi yakınlık ya da uzaklığa göre farklı uygulamalar olduğu düşüncesinin hukuk güvenliğini zedelediğini söyledi. İYİ Parti’nin hedefinin güçlü ile zayıfın aynı hukuk düzeni içinde eşit şekilde muamele gördüğü bir norm devleti inşa etmek olduğunu vurguladı.
Parlamenter sistem ve üniter yapı mesajı
Dervişoğlu, çalıştayın temel başlıklarından birinin üniter devlet yapısı ve parlamenter demokratik sistem olduğunu belirtti. Türkiye’nin üniter devlet yapısının milli birlik ve toprak bütünlüğü açısından kırmızı çizgi olduğunu söyleyen Dervişoğlu, federalizm ya da özerklik tartışmalarını Türkiye açısından tehdit olarak gördüklerini ifade etti.
Bununla birlikte üniter yapıyı savunmanın, Meclis’in yetkilerini tek kişiye devretmek anlamına gelmediğini belirten Dervişoğlu, yürütmenin yasamaya hesap verdiği, çoğulculuğun ve denetimin güvence altına alındığı parlamenter sisteme geçişi anayasal reform öncelikleri arasında gösterdi.
İnsan hakları ve yargı bağımsızlığı vurgusu
Dervişoğlu, insan haklarının yalnızca metinlerde yer almasının yeterli olmadığını söyledi. İfade özgürlüğü anayasal güvence altındayken gazetecilerin yargılanmasının, örgütlenme özgürlüğü varken sendikacıların gözaltına alınmasının ve seçilmiş belediye başkanlarına yönelik uygulamaların hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını savundu.
“Devletin derini olmaz, hukuku olur” sözleriyle konuşmasının ana çerçevesini çizen Dervişoğlu, devlet aklının hukuksuzluklara kalkan yapılmaması gerektiğini belirtti. Ona göre devlet aklı; kurumların, normların, anayasal sadakatin ve millet iradesinin üstünlüğünü esas alan ortak akıldır.
Dervişoğlu, çalıştayın yalnızca bir siyasi etkinlik değil, Türkiye’nin hukuk düzenine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme zemini olduğunu ifade ederek, kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, seçim güvenliği ve temel haklar konusunda yeni bir restorasyon çağrısı yaptı.