Fetullah Gülen terör örgütü ile ilişkilerin devletin yapısına yerleştirilmesi, 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlar niteliktedir. Bu durumu bir milli güvenlik problemi olarak değerlendiren yetkililer, durumun ciddiyetine dikkat çekmektedir. 15 Temmuz’da yaşananların arka planında, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) de yer aldığı iddiaları gündemde kalmaya devam ediyor.
CHP’li Altay'dan Tepkiler
TBMM'de yapılan basın toplantısında CHP'li Altay, AKP Genel Sekreteri Abdulhamit Gül'ün, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında sarfettiği sözlere yanıt verdi. Gül’ün açıklamalarını sert bir dille eleştiren Altay, bu açıklamaların AKP’nin Fetullah Gülen ile geçmiş ilişkilerinin gölgelendiği bir çaba olarak değerlendirdi. Engin Altay, Gül’ün kelimelerinin siyasi bir derinlik taşımadığını; aslında bu söylemlerin, bir muhalefet liderine yönelik hadsiz ve kötü niyetli bir saldırı olduğunu savundu. Bu tür açıklamaların, bir iktidar partisinin Genel Sekreteri tarafından yapılmasının son derece yersiz olduğunu belirtti.
FETÖ ve Milli Güvenlik Sorunu
Altay, Fetullah Gülen terör örgütünün devlet içerisinde kökleşmesinin bir milli güvenlik sıkıntısı olduğuna vurgu yaptı. AKP iktidarları sayesinde, bu terör örgütünün TSK başta olmak üzere birçok devlet kurumuna sızdığını belirtti. 2002 yılında Türkiye'deki şehit sayısının 7 olduğunu ifade eden Altay, günümüzde bu sayının 1978'e ulaştığını ve bu durumu AKP hükümetinin sorumluluğuna atfetti. FETÖ’yle mücadeledeki eksikliklerin, devletin ve milletin can güvenliği açısından büyük riskler barındırdığını ifade etti. Altay, "Bir milli güvenlik sorunu varsa, burada aşikâr bir durum var" şeklinde konuşarak bu gerçeğin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
HDP ile İlişkilendirilen Açıklamalar
Altay, Abdulhamit Gül'ün söylediklerinin, HDP ile PKK arasındaki ilişkilere atıfta bulunduğunu düşünüyor. PKK'nın diğer siyasal partilerle de uzun süredir iş birliği içinde olduğunu hatırlatan Altay, bu bağlamda 2009-2015 dönemindeki ilişkilerin ciddiyetine dikkat çekti. Gül’e çağrıda bulunarak, bu tür açıklamaların gündeme getirilmesinin yerine önce geçmiş dönemin hesabını vermesinin gerektiğini savundu. Altay, AKP ile PKK arasındaki flört ilişkilerini de sorgulayarak, durumun halk nezdinde nasıl algılandığını dile getirdi.
OHAL ve Siyasi İlişkiler
Başbakan’ın OHAL konusundaki açıklamalarına göndermede bulunan Altay, OHAL’in Türkiye için trajik bir durum olduğunu ifade etti. AKP’li siyasetçilerin OHAL döneminde "magazin" yapmasının sorumsuzluk olduğunu dile getirerek, bu durumun toplumu daha da olumsuz etkilediğini vurguladı. Alelacele alınan kararların altında kalma riskinin yüksek olduğunu söyleyerek, OHAL’in bir an önce sona ermesi gerektiğini belirtti. Sandık güvenliği konusundaki endişelerini de paylaşarak, OHAL’in siyasi süreçlere olan etkisinin sakıncalı olduğunu ifade etti.
Türkeş’in Açıklamalarına Yorum
Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'in referandum hakkında yaptığı açıklamalara da değinen Altay, MHP’nin içindeki dinamikleri anlama açısından Türkeş’in önemli bir konumda bulunduğunu belirtti. Bu tür uyarıların MHP’nin AKP ile olan ilişkilerini sorgulamak için bir fırsat sunduğunu ifade ederek, nasıl bir iletişim ve siyaset yürütüldüğünü irdeledi. Ayrıca, Başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili görüşlerini de açıklayan Altay, Erdoğan'ın taleplerinin belirli bir noktada tıkanacağına inandığını vurguladı.
Başkanlık Sistemi ve Hukuk
Partili cumhurbaşkanlığı ile ilgili tartışmalara değinen Altay, Devlet Bahçeli’nin duruşunu eleştirerek, hukukun nasıl yorumlandığı konusundaki çelişkileri gündeme getirdi. AKP'nin özünde bir kişinin iktidara gelmesini sağlamak için hukuku değiştirdiği iddialarında bulundu. Bahçeli’nin daha önce parlamenter sistemden yana olduğunu belirtip sonraki pozisyonunu sorgulayan Altay, bu çerçevede hukukun üstünlüğünün nasıl tahrif edildiğini aktardı. Sonunda, "Tayyip Erdoğan'ın başkanlık yapması olanaksız" ifadesiyle durumu net bir şekilde ortaya koydu.