Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Yalova’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Yalova, Yalova güzel Yalova. Marmara’nın incisi Yalova. Atamızın, ‘Benim kentim’ dediği, Cumhuriyet’in Kalesi Yalova. Hepinizi saygıyla selamlıyorum hoş geldiniz. Atatürk’ün Yalova’sına merhaba. Altınova’ya, Armutlu’ya, Çiftlikköy’e, Çınarcık’a, Termal’e merhaba. Hepiniz hoş geldiniz Yalova” dedi. Özel, şunları söyledi:
“BU ŞEHİR 1 AY ÖNCE KARA BİR GÜNE UYANDI”
“Bu güzel şehir bir ay önce kara bir güne uyandı. Terör örgütü IŞİD mensuplarına yönelik operasyon yapılırken maalesef üç polisimiz şehit oldu. İlker Pehlivan, Turgut Külünk ve Yasin Koçyiğit’i rahmet ve minnetle anıyoruz. Ailelerine ve Yalova’ya bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Bu memleketin her evladı değerlidir. Emniyet mensuplarımız, polislerimiz değerlidir. Onlar bizler huzur içinde yatarken nöbettedir. Pandemi olur, biz evdeyizdir, onlar sokaktadır. Maç olur, herkes maçın heyecanındadır, onlar tetiktedir. Bir takım kanun dışı insanlar hepimizi tehdit eder. Onlar karşısındadır. Terör örgütleri ile mücadelede takiptedir. Türk polisi, bu sefer de bizim güvenliğimiz için belki yılbaşı gecesi Yalova’yı, İstanbul’u kana bulayacak canilere karşı göğüslerini siper etti. Elbette soruşturmayı tüm boyutlarıyla yakından takip ediyoruz. Yapılan hataların tekrar etmemesini, evlatlarımızın canlarının yok pahasına gitmemesini fevkalade önemsiyoruz. Burada üç şehit polisimizin şahsında emniyet teşkilatımızın kurulduğu günden bugüne verdiği bütün şehitleri rahmetle anarken kahraman polisimize bir yürekten alkış yollayalım. Şehitlerimizin evlatları önce devletimize ve milletimize, bizlere emanettir. Örgütümüz, milletvekillerimiz ziyarette bulundular. İlk andan itibaren yanlarında oldular. Ben de görüştüm, bundan sonraki süreçte de hepimizin gözü, kulağı bu ailelerin, bu evlatlarımızın üzerinde olacaktır.”
“MİNNETLE ANIYORUM”
“Bugün 24 Ocak. İçimizin en çok vurulduğu tarihlerden bir tanesi. Ben Ankara’da saat 12.30’daki anma töreninden buraya geldim. Rahmetli Uğur Mumcu, Ankara’da karlı bir günde o biz görelim diye görülmeyeni göstermek için kullandığı gözlüklerinin, yazılmayanı yazmak için kullandığı kaleminin kar üstüne düştüğü o günde kaybettik Uğur Mumcu’yu. O zaman da bugünkü IŞİD canileri gibi karanlık odaklar ve onlara yol verenler, Cumhuriyet değerlerini savunan, devrimlerine sahip çıkan ve devletin içindeki birtakım yapıların deşifre edilmesi için mücadele eden, bilgi toplayan, kitaplar yazan, konferanslar veren Uğur Mumcu’yu katletmişti. Ölümünün 33’üncü yılında bir kez daha özlemle, rahmetle ve minnetle anıyoruz. Ayrıca Diyarbakır’da PKK saldırısında hayatını kaybeden Gaffar Okkan’ı, partimizin Dışişleri Bakanı ve TRT Genel Müdürü, Kültür Bakanı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin evladı ve Bakanı İsmail Cem’i, bunun yanında rahmetli Fatma Girik’i ölüm yıldönümlerinde bu 24 Ocak’ta, bu acılı günde, bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi ailesi adına, Türkiye’nin en köklü, en güçlü, en kalabalık ailesi adına hepsine rahmetle ve minnetle anıyorum.”
“MÜCADELEYE VE EYLEME GELDİK”
“Yalova’dayız. Bugün hava şartlarının beklenenden daha iyi olduğu bir gündeyiz ama Ocak’ın ortasında seçim yokken, seçim atmosferi yokken bu meydanın böyle tarihi bir kalabalıkla dolması birilerini şaşırtıyor. Hatta belki dün bu meydana biz araçlarımızı getirdiğimizde birileri, ‘Buraları dolduramazlar’ diye bakmış olabilir. Ama bugün Yalova tarihinin en muhteşem birlikteliklerinden bir tanesindeyiz. Şüphesiz buraya kışın ortasında böyle bir mitinge gelmedik. Biz buraya bir hak aramaya, itiraz etmeye, sesimizi yükseltmeye, her türlü adaletsizliğe, emeklilere yapılan adaletsizliklere, emekçilere yapılanlara, her yaştan insanımızın gelecek kaygılarına ve hiç şüphe yok ki bu ülkenin Cumhuriyet’le birlikte bulduğu ve asla bırakmadığı seçme ve seçilme hakkına, sandığa sahip çıkmaya, seçtiklerimize ve irademize sahip çıkmaya geldik. 19 Mart darbesinden sonra 310’uncu günde bugünün iktidarının yarının iktidarına, bugünün cumhurbaşkanının yarının cumhurbaşkanına darbe girişimine karşı Yalova’ya 84’üncü eylemimizde direnmeye, mücadeleye, eyleme geldik. Hepiniz hoş geldiniz.”
“BU ŞEHRİN SEÇİM HİKAYESİ ÇOKTUR”
“Hiç şüphe yok, bu şehir demokrat olanı da bilir darbeciyi de bilir. Yalova, çok partili yaşamın temellerinin atıldığı, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulduğu şehirdir. Bu şehrin o günden bugüne seçim hikayeleri çoktur. Ben, milletvekili olarak katıldığım ilk yerel seçimlerde, 2014 yılında Yalova’yı, 6 oyla kazandığımız o geceyi, o günlerde milletvekili olan, Grup Başkanvekilimiz olan sevgili Muharrem İnce’nin örgütümüzle birlikte mücadelesini, altı gece boyunca orada oy sandıklarının üzerinde oturmasını, sizin iradenize sahip çıkmasını, örgütümüzle birlikte o mücadeleyi vermesini dün gibi hatırlıyorum. Ardından o gün, o seçimi yok saymışlar, ‘Yalovalılar doğrusunu bilmez, biz biliriz demişler, seçimleri yenilemişlerdi. Ben 2014 seçimlerinde Manisa Belediye Başkanı Adayı olarak o seçimleri kazanamamıştım. Ertesi gün Muharrem İnce’den bana telefon geldi. Dedi ki ‘Ne yapalım, belliydi zaten. Elbette bir gün kazanılır. Şimdi sen ‘Mikrofonu bıraktım. Rahat ederim, birkaç gün - birkaç hafta dinlenirim’ dersin’ dedi. ‘Yok Başkanım’ dedim, ‘Dinlenmek yok’ dedi. ‘Yalova’da bunlar seçimleri tekrar edecekler. Sen de Yalova’ya geleceksin ve beraber çalışacağız.’ Burada Yalova’da iki seçim arasında ben tam beş gece - altı gün kaldım. Verilen görevleri yaptık.”
“YALOVA, SEÇMEDİĞİ BİRİNE YÖNETTİRİLDİ”
“O gün bugün daha telefonumda beni Manisalıların bulunduğu evlere götürenler, beni kahve ziyaretlerine götürenler, öğretmen evlerine götüren ve örgütten bana eşlik edenlerin telefonları var. Zaman zaman bayramlarda, iyi günde ve kötü günde araşırız. O altı oyluk fark seçimin sonunda Muharrem Başkanımızın, örgütümüzün mücadelesiyle bir anda 228 oya çıkmıştı. Yalovalılılar ‘Siz bilmezsiniz, bir daha düşünün. Bizim dediğimiz oy verin’ diyenlere ‘Haydi canım sen de. Ben kimi seçeceğimi bilirim’ demişlerdi. Sonra 2019’a gelince Yalova’da seçimleri bir kez daha kazandık. Hazımsızlar bu sefer de yeni kumpaslara giriştiler. Belediye başkanımızın kendi ihbar ettiğin suça rağmen belediye başkanımızı ve Sevgili Vefa Salman’ı görevden aldılar. Apar topar AK Parti’li bir belediye meclis üyesini belediye başkanı ilan ettiler. Başkanvekili değil. Hatırlayın AK Parti’nin grup toplantısına götürdüler. Ona sanki parti üyesi değil, tören yaptılar ve rozet taktılar. Onu tebrik ettiler. Erdoğan kutladı, Yalova’yı aldığı için. Ardından üç kez bilirkişi raporu lehimize geldi. ‘Başkan göreve iade edilmeli’ dediler ama emir büyük yerden, yapmadılar. İkinci sefer geldi, yine iade etmediler. Üçüncü sefer geldi, yine iade etmediler. Ta seçimi buldurdular. Kazanmadıkları bir seçimde Yalova’nın başında, Yalovalı’nın seçmediği birisine 2024 yılına kadar Yalova’yı yönettirdiler.Sonra ne oldu? Sonra şöyle oldu. Biz dedik ki ‘Yalova altı oyla verdi, anlamadınız. 228 oyla verdi, anlamadınız. Bir daha verdi, anlamadınız.’ ‘Bu sefer anlarsınız’ dedik. Mehmet Gürel’i belediye başkan adayı yaptık, Yalova’ya emanet ettik ve ne oldu? İki kişiden birinin oyuyla belediye başkanı oldu. Buradan Tayyip Bey’e bir kez daha hatırlatıyorum. Ya bak Yalova, Yalova… Bu güzelim, bu küçücük, bu şirin Yalova bir demokrasi dersidir.”
“BAYRAMPAŞA VE GAZİOSMANPAŞA’DA DA MİLLETİN DEDİĞİ OLACAK”
“Sen milletle inatlaşırsan millet sana sandıkta dersini verir. Şimdi; Bayrampaşa. Kazanamadıkları yeri, oyunla almışlar. Şimdi; Gaziosmanpaşa. Kazanamadıkları yeri Yalova taktiği ile alıyorlar. Gaziosmanpaşa‘nın Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, sekiz aydır iddianame bekliyor. Binlerce kişiye iddianame yazanlar, bir kişiye sekiz - dokuz aydır yazamıyor. Niye? Yazsa suçunun olmadığı belli. Yazacak bir şey yok, göreve dönecek. Tayyip Bey telefonla görüşmüş Gaziosmanpaşa’daki kifayetsizle. ‘Tebrik ederim, aldın Gaziosmanpaşa‘yı.’ O da diyor ki ‘Aldık Reisim. Sağ olun, ellerinizden öperim.’ Bakın Gaziosmanpaşa‘nın, Gaziosmanpaşa‘daki milli irade hırsızlarına, milli irade yankesicilerine söylüyorum. Reis eli öpmekle değil, milletin gönlüne girmekle iktidar olunur. Bayrampaşa’da aslanlar gibi emekli öğretmenimiz, aslanlar gibi kazanmış seçimi. Binbir numara… Bayrampaşa’da seçim kazanılmış, belediye meclisinde birkaç fark var. Belediye meclisindeki fark kadar belediye meclis üyesi tutuklanıyor. İçerdekiler inadına istifa ediyorlar, üç kişi daha tutuklanıyor. Aradaki farka yetecek kadar kişiye olmadık teklifler, baskılar, akıl almaz rezillikler, torba oyunları, kura hileleri…. Yine kazanıyoruz, mahkemeden bozdurmalar… Akıllarınca Bayrampaşa‘nın iradesine çökecekler. Buradan Tayyip Bey’e söylüyorum. Bayrampaşa’da da Gaziosmanpaşa’da da Yalova’da ne olduysa o olacak; milletin dediği olacak.”
“YALOVALININ SESİNİ DUYMAYAN MURAT KURUM VAR”
“Mehmet Başkan 21 aydır görevde. Gece - gündüz çalışıyorlar ve Yalova’ya hizmet götürmek istiyorlar. 12 bin 600 ton sıcak asfalt serilmiş, bisiklet yolları yapılmış. İki kent lokantası yapılmış. Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne otobüs seferleri ücretsiz olarak konulmuş. İki Aile Sağlığı Merkezi inşa edilmiş. Üç şubeli Çiçek Kafe faaliyete geçmiş, çok uygun fiyatlarla hizmet veriliyor. İstihdam ofisi 1,5 yılda 630 kişiyi işe yerleştirmiş. Yalovalı çiftçilere 14 ton sertifikalı tohum ücretsiz dağıtılmış. Sokaktaki canlarımız için Doğal Yaşam Merkezi hizmete girmiş. Gerekli protokoller yapılmış. Atamızın emaneti ve mirası Yürüyen Köşk’ün restorasyonu da yakında başlıyor. Deprem bölgesi Yalova’da kentsel dönüşümün hızlanması için kolaylaştırıcı uygulamalar devreye alındı. Master plan oluşturuldu. Rezerve alan planları belirlendi. Buna göre imar planı yapıldı. Kentsel dönüşüm için belediyemiz döndü, bu talebini iletti ama kabul etmediler. Kentsel dönüşüm için devasa bir imza kampanyası yapıldı. 25 bin haneden imza alındı, yollandı. Halen daha burada ses çıkarmıyorlar. Karşı tarafta o sesi duymayan Murat Kurum var. Murat Bey, maşallah Yalova’da itibar çok yüksek. Murat Kurum da diyecek ki ‘Genel Başkan her cumartesi bir yere gidiyor. Gittiği yerde beni yuhalatıyor.’ Vallahi Murat Bey Hatay’da Murat Kurum’un M’si ağzımdan çıktı, millet başladı. Burada da daha bir şey demedim, ‘kentsel dönüşüm, Murat Kurum’ dedim. Bak ne diyorlar? Ben siyasette kimseyi yuhalatmam. Gayret ederim ‘Olmasın’ diye. Ama daha laf ağzımızdan çıkıyorken bir tepki varsa… Bu kent 1999’da depremi biliyor, kentsel dönüşümün önemini biliyor. Hemen şurada Sındırgı’da, Manisa - Balıkesir sınırında 5,5 şiddetinde bir uyarı daha geldi iki gün önce. Bu millet depreme karşı kentsel dönüşüm istiyor. Belediye başkanları üstüne düşeni yapmış. Millet imza atmış. Kentsel dönüşüm istiyor. Murat Kurum, sana bu tepkinin sebebi bu işi siyasete bulaştırmandır. Buradan Murat Kurum’a çağrımdır. Yalova’nın kentsel dönüşümünün önünü açın. Yeni bir felaketin sebebi olmayın.”
“HATAYLI ‘BOŞ SENETÇİ MURAT’ DİYE TANIMLIYOR”
“Bu Murat Bey’i Hataylılar ‘Boş Senetçi Murat’ diye tanımlıyorlar. ‘Bizim Murat var’ diyor, ‘boş senetçi.’ Yazmış, böyle geçen hafta yağmurun altında elinde tutuyor; ‘Boş Senetçi Murat.’ ‘Kim?’ dedim, ‘Tefeci mi, ne bu?’ ‘Vallahi’ dediler, ‘Tefeciden berbat. En zor günümüzde geldiler, ‘Biz deprem konutlarını bir yıl içinde bitireceğiz’ dediler. ‘Oyu bize verin, görün bir yıl sonra evdesiniz’ dediler. Oyu verdik, bir yıl sonra evlerin yüzde 2’sini bitirebilirler. İki yıl sonra yüzde 30’unu bitirebildiler. Üç yıl sonra yüzde 70’ini bitirebildiler. Bununla övünüyorlar. Üç yıl konteynerde kalmışım. Yağmurun, çamurun altında kalmışım. Şimdi evim bitti. ‘Ver anahtarı.’ Önüme boş senet ittiriyorlar. Ne diyorlar? ‘Boş senede imza atmazsan anahtarı vermem.’ Senette iki tane boş yer var, sözleşmede. Bir, para kısmı. Ne ödeyeceğim belli değil. İki, faiz oranı. Ne yazacakları belli değil. Normalde Afet Kanunu faizi kabul etmez. Ama bunlar bir yer bulmuş; ‘Yok, rezerv alan olursa faiz olur. Yok, yerinde dönüşüm olursa faiz olur. Yok, ev olmaz dükkan olursa faiz olur. TOKİ olursa faiz olur.’ Faizli senedi getiriyor. Depremzedeye avukatlar demiş ki ‘Faiz kısmını çiz, öyle imza at.’ Çizince önünden kağıdı kapıyorlar. Yenisini veriyor, ‘Ya bu senede imza atacaksın, ya da bu evi alamazsın’ diyor.’ Ben şimdi buradan hem Murat Kurum’a, hem Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum. TOKİ konutları, rezerv alana yapılan konutlar ve esnafın işyerlerinden ne kadar ücret isteneceğini ilan edin. Bu ödemelerin hiçbirinden faiz veya TÜFE artışı alınmayacağını söyleyin. Bir hafta önce Hatay’da söyledik. Her konuya hemen tweet atanlar ses çıkarmadılar. ‘Haydi bir şey söyleyin’ dedik. Tweet atmış Murat Kurum. Lafı çeviriyor, ‘Faiz yok’ demiyor. Buradan Boş Senetçi Murat Kurum’a sesleniyorum. Hatay, bir haftadır cevap bekliyor. Var mısın? Yok musun? Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Bugün gitmiş Aydın’a. Aydın’ı biliyor musunuz? Aydın o topuklayan efe var ya, topuklayan efe. Topuklayan efenin yanına gitmiş. Tabii buradan bir gösterelim. Televizyonlar görsün. Tayyip Bey Aydın’da soğuk havada sıcak bir salonda. Salona doldurmuş, oradan atıyor tutuyor. Buradan sesleniyorum. Salon adamı Tayyip Bey, Yalova meydanını görüyor musun? Görüyor musun?”
“VİCDANI OLANLARA SÖYLÜYORUM”
“Öncelikle şunu söyleyeyim. Vicdanı olan herkese söyleyeyim. AK Parti’nin, MHP’nin seçmenlerine söyleyeyim. Salı günü İstanbul’da Silivri’de Aziz İhsan Aktaş davası başlayacak. Bu kişi 700 yılla yargılanıyor. Kendisi tutuksuz ama çalıştığı belediyelerin işlerini söylemiş, onlar tutuklu. Dört yılla Zeydan Karalar tutuklu, yine dört yılla, altı yılla yargılanan Adana’nın belediye başkanları Kadir tutuklu, Oya tutuklu, bütün arkadaşlarım tutuklu. Ama örgütün başı tutuksuz. ‘Örgütü kuran benim’ diyor ‘Ama itirafçı oldum’ diyor, onu salıyorlar. Milleti topluyorlar. Bu itirafların içinde en çok adı geçen, en çok onların içinde eylemi olan, en çok ihalesi olan, Zeydan Başkan da yok, bizim Oya Başkan da yok, Kadir de yok, dörder seneyle yargılanıyorlar. Ama birinde var, en çok işlemi olanda var. Örneğin bir anket yaptırmış, anketin faturası var. Parasını Aziz İhsan Aktaş ödemiş. Kim bu? Aydın Büyükşehir Belediyesi. Şimdi bugün oturduğu, hatta sosyal belediyecilik yapıyor diye övdüğü Aydın’ın topuklayan efesi, Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesini görünce, Aziz İhsan Aktaş’ın onun adına ödediği fatura önüne konunca ‘Eyvah ya AK Parti‘ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın.’ Koşa koşa AK Parti’ye gitti. İşte buradan açıkça ilan ediyorum. Verilmeyecek hesabımız yok, verilmeyecek hesabı olanlar topuklaya topuklaya AK Parti’ye kaçanlardır. Dosyada en çok iddia Aydın Büyükşehir için var. En çok çalışma onlar için var. Ama ‘Benim partime gelirsen seni mahkemeden kurtarırım’ diye birilerini transfer eden Erdoğan çıkmış bugün orada, bunların hiçbir tanesi olmamış gibi yalan yere konuşuyor.”
“İÇME SUYUNA SALDIRI”
“Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi olarak şu kadarını ifade edeyim. Belediye başkanımızın kentsel dönüşümle ilgili çabalarının ve sizin talebinizin arkasındayız. Bunun yanında Yalova’da bir su sorunu var. Hiç şüphe yok Türkiye takip etti. Geçen aylarda bir sabotaj, bir terör saldırısı Yalova’nın içme suyuna. Onunla ilgili büyük mücadele verildi. Bunu bile istismar etmeye çalışanlar oldu. Oysa Yalova’da Gökçe Barajı’nın su seviyesi yüzde 10’un altına inmiş, ikinci bir baraj yapılması lazım. Ama barajı yapacak olan AKP’den tık yok. AK Parti Ankara’da olduğu gibi Yalova’da da bu işlere su koyuyor. Baraj yapmıyor bir de üstüne üstlük çıkmış yağmur yağmasın diye, yağmur duasına değil, yağmur yağmasın duasına çıkıyorlar. Yağmur yağmasın, kuraklık olsun. Ankara’da su yetmesin. İstanbul’da su yetmesin. Yalova’da su yetmesin millet CHP’ye kızsın diye. Biz hem sorumluluklarımızın farkındayız, hem AK Parti’nin yapmadıklarını farkındayız. Ama buradan söylüyorum. Çok beklersiniz. Ne Yalova’da ne Ankara’da ne İstanbul’da milletimize mahcup olmayacağız. Çatlasanız da patlasanız da yerel yönetimlerde başarılıyız, Türkiye’de başarılı olacağız. Yetmez, Nacaklı Deresi’nin üstündeki BUSKİ tesislerini verin, vermiyorlar. Elmalı Deresi'nde üçüncü şahıslara ait tesisler var. Kaldırmıyorlar. 98’de Demirel Cumhurbaşkanı, Mesut Yılmaz Başbakanken Armutlu yolunun temeli atılmıştı. 24 yıldır bitirmiyorlar. Çiftlikköy’deki Etibank tesisleri 99 depreminde hasara uğramış, AK Parti gelmiş TMSF ile orayı almış. O günden beri çivi çakmamış, çürümeye terk ediyorlar.”
“YEREL YÖNETİMLER SUYA 170 KATINI HARCADI”
“Buradan bu su meselesi ile ilgili bir gerçeği Yalova’nın, konunun farkında olan ve meseleyi objektif değerlendiren çok değerli Yalovalıların huzurunda bütün Türkiye’ye ilan ediyorum. Arkadaşlar çalıştılar. Bütçelere baktılar. Yani aslında baraj yapmak, suyu biriktirmek ve şehirlere getirmek merkezi yönetimin, dağıtmak belediyelerin işi. Tayyip Bey’in işine gelmiyor, ‘Efendim bu da sizin işinizmiş’ gibi söylüyor ama bir yandan da baraj yatırımı, temiz su yatırımı için sorumluluğu ortada. Bütçeye baktı arkadaşlar. Bütçede yatırım bütçesi var ya. Bir şehre su getireceksen, baraj kuracaksan yatırım bütçesine bununla ilgili para koyacaksın. İçme suyuna ayrılan kaynak yüzde 1,2.12,5 milyar lira kaynak koymuşlar sadece. İşin kötüsü geçen sene bu 12,5 milyar liranın sadece 752 milyon lirasını, yüzde 10’unu harcamışlar. Yüzde 90’ı duruyor. Yani ‘Bugün susuzluk var, geçmişte yatırım niye yapılmadı?’ dediğimizde, iktidar partisi ayırdığı yüzde 1,5’luk paranın bile yüzde 10’unu bu iş için kullanmış. Peki belediyeler? 752 milyon lira yatırım yaparken AK Parti iktidarı merkezde, belediyeler son bir yılda 129 milyar liralık su yatırımı yapmışlar. Yani merkezi yönetimin yaptığının tam 170 katını. Kamuda suya 752 milyon lira para harcanırken hizmet binalarına, beylerin oturup keyif çatacakları makam odalarının üstüne çıkacakları binalara 87 milyar lira harcamışlar. Yani bir yerde 87 milyar lira, bir yerde 700 milyon liracık sadece. Yani AK Parti ‘Zaten belediyeleri CHP aldı. Baraj yaparsam, içme suyu için çalışma yaparsam, sular akarsa bunu CHP’den bilirler’ diye ayırdığı küçücük parayı bile harcamayan, sonra da milletin karşısına çıkıp ‘Efendim su getirmek CHP’li belediyelerin işi’ diyen bir iktidar var. Buradan, Yalova’dan açıkça söylüyoruz. Bizim iktidarımızda tüm imkanlar millet için seferberdir. Tüm belediye başkanlarımız canla başla çalışmaktadır. Bugüne kadar millete mahcup olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Ancak bu yorgun, bu bıkmış, bu kötü niyetli, milleti değil de kendini düşünen, kendinden başka kimseyi düşünmeyen bu iktidardan ilk seçimde yönetimi alacağız, bu milletin yüzünü güldüreceğiz.
“ÇOK TEHLİKELİ İŞ KOLU AMA YIPRANMA HAKLARI KALDIRILDI”
“Ayrıca Yalova’da süs bitkisi merkezi heba ediliyor. Türkiye’de en öncü olduğu alan büyük zorluklar yaşıyor. Arazinin pahalılığından, başta iş gücü olmak üzere bu konudaki masrafların çokluğundan. Yetmezmiş gibi yüzde 20 KDV yükünden dolayı çekilen sıkıntıları biliyoruz. Yalova’da Çiçekçilik Organize Sanayi Bölgesi kurulması gerekir. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında KDV’nin yüzde 1’e indirilmesiyle, her türlü teşvikin verilmesiyle asgari ücretle çalıştıran Yalovalı çiçek üreticilerine asgari ücrete destek teşvikleri verilmesiyle Yalova’daki çiçekçinin yüzünü güldüreceğiz. Yalova’daki bu istihdam alanına kendi kaderine terk etmeyeceğiz. Ayrıca Yalova’da tersane işçileri bizlere bu mitingi duyunca ulaştılar. Aynı bizim Manisa’daki, Soma’daki dayıbaşı sistemi gibi işçileri toplayıp tersaneye götüren bir dayıbaşı sistemi, bir taşeron sistemi var. İşçilerin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri aksıyor. Maaşlar asgari ücret olarak ödeniyor. Bir miktar elden ödeme yapılıyor; hem devlet kandırılıyor, hem de emekçinin hakkı yeniliyor. Çok tehlikeli bir iş kolu olmasına rağmen tersane işçilerinin yıpranma hakları kaldırıldı. Kimyasal altında çalışan bu işçiler büyük bir haksızlığa uğruyorlar. Buradan ümit ediyorum ki iktidar olacağız, bu kentin makus talihini yeneceğiz. Hem tersane çalışanlarına yıpranma haklarını, emeklerinin hakkını vereceğiz. Hem de bu taşeron sistemini, bu modern kölelik sistemini bitirip toplu sözleşmeli, sendikalı, her türlü hakka sahip tersane işçiliğini geri getireceğiz. ‘Söz mü Başkan?’ diyor. Söz.”
“KARA DÜZENİN BEŞİBİRYERDE’LERİ VAR”
“Değerli Yalovalılar, Yalova’nın da Türkiye’nin de en büyük sorunu hiç şüphe yok ki ekonomi. Ekonomide bir zamanlar ‘Şahlandık, uçuyoruz, kaçıyoruz’ diyenler şimdi bin bir tane mazeret üretiyorlar. Maalesef tablo çok hazin. Yoksullukta Avrupa birincisiyiz. Yüksek enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Yüksek faizle Avrupa birincisiyiz. İşsizlikte Avrupa birincisiyiz. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu birinciliklerde eskiden ‘Grekoromende Avrupa birincisiyiz, serbest güreşte Avrupa birincisiyiz, tekvandoda Avrupa birincisiyiz, filan yarışmada Avrupa üçüncüsüyüz’ derken şimdi AK Parti’nin kara düzeninde beşibiryerde var ama bu ödüllerin, galibiyetlerin getirdiği değil; sefaletin getirdiği, AK Parti’nin boynumuzu astığı büyük yüktür.”
“EN BÜYÜK SIKINTIYI EMEKLİ ÇEKİYOR”
“Bu süreçte en büyük sıkıntıyı emekliler çekmektedir. Yalova’daki emeklileri bir görelim. Bu meydanda yüzde 75 - 80 emekli var. Bu emeklilere bundan sonrası için ayda 20 bin lirayı reva gördüler. Biz emekli maaşlarına zaten itiraz ediyorduk. ‘Emekli maaşı 19 bin lira olacak, bin lira da verip 20 bin lira yapacağız’ deyince Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, bütün milletvekillerimiz Meclis’te eyleme geçtiler. O 15 gün boyunca izlediniz mi? 15 gün boyunca Meclis’i terk etmediler. Dedik ki ‘Emeklilere insanca yaşayacakları bir ücret verelim.’ Aslında büyük bir fırsat vardı. AK Parti dışındaki bütün partiler; CHP, DEM, Yeni Yol grubu, İYİ Parti, ve nihayet MHP buna ‘sefalet ücreti’ dedi. Biz de dedik ki ‘Gelin, bu sefalet ücretini düzeltelim. Bize kalsa asgari ücret de 39 bin lira, en düşük emekli maaşı da 39 bin lira. Ama madem siz 28 bin lira yaptınız asgari ücreti; gelin, en düşük emekli maaşını 28 bin lira yapalım. Gelin, hep beraber tüm emeklilere 8 biner lira seyyanen zam verelim. Her emekliye. Hiç olmazsa bir rahat nefes aldıralım’ dedik. Ama bir gün bile yoksulluk görmemişler, ömründe bir öğün atlamamışlar, kollarına 20 milyon liralık saat taktılar, geldiler 28 bin liraya ‘hayır’ oyu verdiler.”
“TABUTA SALDIRDILAR”
“Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri, haklarını teslim edelim, bütün muhalefet milletvekilleri büyük bir direnç gösterdiler, büyük mücadele ettiler. Arkadaşlarımız her yolu denedi. En son oylamadan önce, ‘Durun bir kere daha düşünün, tekrir-i müzakere yapalım, 20 bin liraya değil, hiç değilse 28 bin liraya el kaldıralım, bir daha düşünün’ dediler. Dinlemediler. Arkadaşlarımız Meclis’in kürsüsüne tabut getirdiler, tabut. Tabutu gördünüz mü? O tabutu görmeye AK Parti tahammül edemedi. Emekliyi tabuta sokmaya utanmıyor, tabutu Meclis’e sokmaya utanıyor. Sonra tuttular bu tabuta saldırdılar. Arkadaşlar emeklinin mezar taşını yazmış, üstüne sefalet ücretlerini yazmış. Ona saldırdılar. Bugün de çıkmış Tayyip Bey ‘Cumhuriyet Halk Partisi, emekliyi bize kışkırtmaya çalışıyor’ diyor. Yahu sen emekliyi öldürmüşsün, halen daha kışkırtma çalışmaktan bahsediyorsun. Diyor ki ‘Kürsüye saldırıyor.’ Kürsüye biz saldırmadık. Kürsüde emeklinin tabutu vardı, siz saldırdınız. Buradan Yalova’dan söylüyorum: Tabuta ve mezar taşına vampirler saldırır. Siz emeklinin kanını emen vampirlersiniz.”
“EMEKLİNİN KANINI EMİYORLAR”
“AK Parti’nin kara düzeni emeklinin kanını emmektedir. Bakın Yalova‘dan bir kez daha hatırlatıyorum. İşte karşıda kuyumcu dükkanları. Gidin sorun. Adalet ve Kalkınma Partisi ilk iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı o günkü asgari ücretin 1,5 katıydı. En düşük emekli maaşı 257 liraydı. Emekli maaşı 184 liraydı. O gün o kuyumcudan en düşük emekli maaşıyla, 257 lirayla 8 tane çeyrek alınıyordu. Bugün 2 çeyrek altın alamıyor. 2 çeyrek altın. Verdikleri emekli maaşıyla. Maaş20 bin lira, çeyrek altın 10 bin 500 lira. Bakın emeklilere hatırlatayım. AK Parti geldiğinde 8 çeyrek altın aldığınız doğru mu? Şimdi ikiye düşmüş doğru mu? Peki bir emekli gitse şu kuyumcudan bir çeyrek altın alsa, cebine ya da çantasına koysa. Yürüse, gitse evine varsa, baksa çantaya çeyrek altın kayıp. Boksa cebine çeyrek altın yok. Ne olur? İnsan deli çıkar değil mi? Ne yapar, ‘Eyvah benim bunu bulmam lazım’ der. Gider arar. Nerede arar? Nerede kaybettiyse orada arar. Buradan Türkiye’deki bütün emeklilere sesleniyorum. Sadece bir emekli değil, Türkiye’deki her emekli. Sadece bir sefer değil, her ay. Sadece bir çeyrek değil, 6 çeyrek altın kaybedilmiş. Bir şey kaybedildiği yerde bulunur. Küçücük bir kız kolyesini düşürse, düşürdüğü yerde gider arar. Siz bunu nerede kaybettiniz? Siz bunu 3 Kasım 2002 günü sandıkta kaybettiniz. Şimdi kaybedilenleri geri almaya, emeklinin hakkını almaya, emeklinin hakkını AK Parti’nin kara düzeninden söke söke almaya var mısınız? Sonuna kadar mücadeleye var mısınız? Tayyip Bey diyor ki ‘Kışkırtma.’ Kışkırtmazsam namussuzum. Tayyip Erdoğan’ı o koltuktan indirmeye var mısınız? Bu iktidarı değiştirmeye var mısınız? Emekliye acımayana da acımamaya, onları oradan indirip iktidarı değiştirmeye var mısınız? İste artık bundan sonra bütün emeklilere sesleniyorum. Elleri nasırlılara sesleniyorum. Dirseği çürümüşler, gözlük camı büyümüşlere sesleniyorum. Sen düşünme artık. Tayyip Erdoğan düşünsün.”
“KİMSE CHP’YE KARA ÇALARAK SİYASET YAPMASIN”
“Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Çok ağırına gitmiş. Dedim ya ‘Bunların verdiği maaş emekli maaşı değil, harçlık’ dedim. Diyor ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi kendi belediyelerinde harçlık dağıtıyor’ diyor. Ben 20 bin liraya harçlık dedim. Nerede başkanım? Yalova Belediyesi’nde en düşük maaş kaç para? 50 bin lira en düşük maaş. Büyükşehirlerimizde, 21 il belediyemizde, merkez belediyelerimizde, ilçe belediyelerimizde bırak senin 20 binini, bırak senin 28 binini, bırak bizim 39 bin liranın bile altında maaş yok. Diyor ki duymayana, at yalanı sayalım inananı. ‘Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri harçlık dağıtıyor.’ Cumhuriyet Halk Partisi’nde değil senin emekli maaşının, 20 bin liranın, asgari ücretinin, hatta 39 bin lira dediğimiz asgari ücretin altında maaş alan kimse yoktur. Varsa ilan et göreyim. Varsa varsa sadece belde belediyelerinde vardır. Altı tane kişi çalışıyor, onun da maaşını devlet yolluyor. O yüzden kimse Cumhuriyet Halk Partisi’ne kara çalarak siyaset yapmaya kalkmasın. Buradan Tayyip Bey’e iki hususu daha hatırlatıyorum. Soruyorum, soruyorum, cevap yok. Başka şeyler konuşuyorsun. Ben sana deprem bölgesine gittim, toplayamadığın kalabalığı topladım. Yağmurda bütün gerçekleri anlattım. ‘Eğer sen haklıysan gel birlikte deprem bölgesini gezelim’ dedim. Bir daha soruyorum, cevap bekliyorum. Sen bir şey söylüyorsun, Hatay’ın sokakları başka bir şey söylüyor. Benimle birlikte 6 Şubat‘ta Hatay’da sokakta gezmeye var mısın, yok musun?”
“İSTANBUL’A İL BAŞKANI BULAMADILAR”
“İkincisi, geçmişte söyledik. Hâlâ cevap bekliyoruz. İstanbul’da Ekrem Başkan’a büyük bir haksızlık yaptın. Sonra da diyorsun ki İstanbul’un panolarını doldurmuş, bakın bu arkadaş İstanbul’a il başkanı bulamadı. 16 milyon kişilik İstanbul’a, koca İstanbul teşkilatından bir kişiyi il başkanlığına layık görmedi. Bir belediye başkanını istifa ettirdi. O belediye başkanı ile birlikte geldiler, onu il başkanı işaret etti. Parayı basıyorlar İstanbul’da eskiden belediyelere ait olup, çöktükleri, kayyım atadıkları şirketlerdeki belediyelerin ilan panolarına, şirketlerin ilan panolarına ‘İstanbul iyi yönetilmiyor. Senin ömründen gidiyor’ diye panolara yazılar yapıştırıyorlar. Buradan birincisi şunu söyleyeyim. Siyaset parayla yapılmaz. Siyaset pano ile yapılmaz. Siyaset yürekle yapılır, yürekle. Şimdi soruyorum. O kadar yalanı yazdınız. Apar topar bir gece yarısı topladınız. Çünkü onu oraya nasıl yapıştırdığınızı, ne numaralar çektiğini biliyoruz. Pano siyasetine, Hatay’daki branda siyasetine teslim olacağımızı kimse düşünmesin. Şimdi soruyorum. Diyor ki ‘Senin ömründen gidiyor.’ Tayyip Bey senin yönettiğin ülkede 20 bin lira emekli maaşıyla emeklinin ömründen gidiyor. 28 bin lira asgari ücretle emekçinin ömründen gidiyor. Geleceğini göremediği için bu memleketin evlatları yurtdışına gidiyor. Anasının babasının evladı gidiyor, ömründen gidiyor. Sen çıkmışsın panolara yalan yanlış konuşuyorsun.”
“ÇOK İSTİYORSAN ÇIK MEYDANA, ÇIK KARŞIMA”
“Ben İstanbul’a seçtirdiğimi de biliyorum. Türkiye’ye seçtireceğimi de biliyorum. Buradan Tayyip Bey’e bir kez daha soruyorum. İstanbul kötü yönetiliyorsa, çok istiyorsan İstanbul’u çık meydana. Çık meydana. CHP - AKP bütün belediye meclis üyelerini istifa ettirip İstanbul seçimlerini yenileyelim. Benim adayım belli. İstediğin adayı çıkar. Bir tek şartım var. İstanbullular karar versin. Eğer İstanbullular, Ekrem Başkan demez de ‘Tayyip Bey’in atadığı’ derse senin dediğin olsun. Ben Genel Başkanlığı da bırakacağım. Ama karşımıza çık. İstanbul’a sandığı koyalım. İstanbullu bir kez daha, beşinci kez daha Ekrem İmamoğlu derse, seni yenerse, sen tutuksuz yargılamaya var mısın? Türkiye’yi erken seçime götürmeye var mısın? Hodri meydan. Net soruyorum, net. Net soruyorum. İstanbullunun önüne sandığı koyalım. Seçimi yenileyelim. Ben kaybedersem siyaseti bırakacağım. Sen kaybedersen, erken seçim sandığına var mısın, yok musun? Hodri meydan. Yalova’dan bir de şöyle söyleyelim. Ey Erdoğan, adayımı bırak. Sandığı getir. Adayımı yanımda. Sandığı önümde istiyorum. Hodri meydan. Tayyip Bey buradan bütün gazetecilere soruyorum. Bütün televizyonculara, Tayyip Bey’i gördüğünüz ilk yerde şimdi Aydın’daysa Aydın’da, Adnan Menderes Havalimanı’nda, haftaya Meclis’te. Nerede bulursanız bu mikrofonu uzatıp ‘Özgür Özel meydan okuyor’ deyin. ‘İstanbul seçimlerini yenileyelim diyor’ deyin. ‘İstanbul kararını versin. Ben gerekirse kendimi ortaya koyuyorum diyor’ deyin. Var mısın, yok musun diye sorun bakalım. Var mıymış yok muymuş?”
ÇİFTÇİNİN GELİRİ EMEKLİDEN AZ
“Değerli Yalovalılar, sadece emekli değil. Örneğin çiftçi… Geçmişte 1 kilo buğday satıp 1 litre mazot alan çiftçi, şimdi 6 kilo buğday satsa 1 litre mazot alabiliyor. Geçmişte 1 kilo pamuk satıp 2,5 litre mazot alan çiftçi, şimdi 2,5 kilo pamuk satıp 1 litre mazotu zor alıyor. Bugün Türkiye’deki bütün çiftçilerin kazandığı parayı çiftçi sayısına bölmüşler. Çiftçilerin aylık geliri; 19 bin 700 lira. Yani en düşük emekli maaşı neyse çiftçilerin aylık geliri de o noktaya gelmiş durumda. Çiftçinin bu sene destekleme hakkı 772 milyar liraydı. Bunun beşte birini bütçeye koydular; 168 milyar lira. Yani kanunun dediğinin beşte birine çiftçiyi razı etmeye çalıştılar. Böyle olunca durum ortada. 20 bin lira emekli maaşı, 28 bin lira asgari ücret, 19 bin lira çiftçinin parası ve bunların hepsi alışveriş yaparsa doyacak karnı olan esnaflar ve aileleri. Buradan açıkça söylemek lazım. Elbette direne direne kazanacağız ama esas bilmemiz gereken şu. Emekli kazanmadan emekçi kazanmaz. Emekli kurtulmadan işçi kurtulmaz. İşçi kurtulmadan çiftçi kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’”
“DARBENİN ÜZERİNDEN 310 GÜN GEÇTİ”
“Değerli Yalovalılar, 19 Mart bir sivil darbeydi, biraz önce söyledim. O günden bugüne 310 gün geçti. 50 gün sonra tam bir yıl olacak. Arkadaşlarımız cezaevlerinde tutuluyorlar. O arkadaşlarımız, cezaevine ilk atıldıklarında, Erdoğan, her zamanki üstten, kibirli bakışıyla dönüp, ‘Göreceksiniz, bir ay sonra insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzlerine bakamayacaklar. Eşlerinin bile yüzüne bakamayacaklar’ demişti. Şimdi buradan, Yalova‘dan, Erdoğan’a, salon adamı Erdoğan’a, yazları serin salon, kışları sıcak salon seven, insan içine çıkamayan Erdoğan’a sesleniyorum. Kışın ortasındayım. Yalova Meydanı’ndayım. On binlerle, yüz binlerle iç içeyim. Yüz yüzeyim, göz gözeyim. Buradan ilan ediyorum ki arkadaşlarımız suçsuzdur. Söyleyen herkes iftiracı, söylenen her şey iftiradan ibarettir. Buradan Erdoğan’a soruyorum. Hadi Erdoğan’a değil, Yalova’ya sorayım, Erdoğan duysun. Yaz boyunca TRT’de, A Haber‘de, TGRT’de… Çeşit çeşit yalan attılar. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler. 560 kuruşunu ispat edebildiler mi? ‘Bin 200 tane cep telefonu dağıtıldı’ dediler. Bir tanesini ispat edemediler. İddianameye yazabildiler mi? ‘Parkenin altında 2 milyon Euro bulundu’ dediler. ‘Görüntüleri var’ dediler. İddianameye yazamadılar. Görüntüyü çıkaramadılar, iftiranın arkasında duramadılar. Onların bu iftirasına inanan var mı? ‘Ekrem İmamoğlu’nun lüks araçları’ dediler MHP’li vekilin çıktı. ‘Para dolu valizler bulduk’ dediler, içlerinden jammer çıktı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasasında dolar çıktı’ dediler. Küçücük belediyenin mührü çıktı. ‘Ordu’daki yayla evinden Euro‘lar bulduk’ dediler. 48 tane ruhsatlı silahın mermisi çıktı.”
“YALANLARINIZLA ÖVÜNÜN”
“Ekrem Başkan’a ‘yolsuz’ dediler, ‘PKK’lı’ dediler, ‘casus’ dediler. Hepsinin altı boş çıktı. Şimdi çıktılar bir uçak yalanı attılar. Utanmadan koca Sabah gazetesi onun güya köşe yazarı yalanlarıyla övünenler, övün, övün yalanlarınla övün. Çıktılar, dediler ki ‘Uçakta şu oldu, bu oldu, bu oldu.’ Ama uçağın sahibi AK Partili çıktı. Uçağı işleten AK Partili çıktı. Verdikleri isim AK Partili çıktı. Ortağı AK Parti’nin bir önceki il başkanı çıktı. İhaleyi veren İstanbul Büyükşehir değil, bakanlık çıktı. Paranın verildiği yer İBB değil, İstanbul Valiliği çıktı. Uçakta gezen tozanlar AK Partili çıktı. Ama geçen hafta Erdoğan çıktı dedi ki ‘Milletin parasıyla gününü gün eyleyenler.’ Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletin kör kuruşuna tenezzül eden yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nde ‘Kreş yaptır, dozer al, yurt yaptır’ dışında iş adamının parasına el süren yok. Sadece hizmete yönlendiren var. Ama senin dört tane bakanın ayakkabı kutularıyla çıkan paraları önce ‘FETÖ koydu’ deyip, sonra faiziyle geri istediler. O ayakkabı kutularından çıkanların hesabını vermediğin gibi, o gün bile ‘Devletten çıkmadıktan sonra rüşvet denmez’ diye onu bile makul göstermeye çalışmıştın. Burada Erdoğan’a söylüyorum. Bu meydanlar boşa konuşmaz. Bu meydan, bak şu meydan, geçen gün o kırılası ellerin saldırdığı ay yıldızlı Albayraklarla dolu şu meydan. Bu meydan boşa konuşmaz Erdoğan. Bu meydanlar bir şey söylüyor. Bir devri kapatıyoruz, bir devri açıyoruz. Erdoğan’ın evlatlarının, bakanlarının, bakan evlatlarının devri bitiyor. Vatan evlatlarının devri başlıyor. Vatan evlatlarının.”
“ALNINI KARIŞLARIZ”
“İstanbul’da Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt’a kayyım atadıkları, belediye başkanını bir yıldan fazla haksız içeride tuttukları davada İstanbul’daydık. Herkes uzunca bir süredir Ahmet Özer’in uğradığı mağduriyeti biliyordu. O davada bir yıl hapis yatmış Ahmet Özer’e, altı yıl üç ay daha hapis cezası verdiler. O davada suçladıkları Ahmet Özer, bütün suçlamaları teker teker teker teker çürütmüştü. Ama o davada millete beyaz toroslar gösteren AK Toroslar çetesi, 1990’larda nasıl millete kafa tutuyorsa şimdi de bize kafa tutmaya devam etti. Ama bu yapılan haksızlığa Cumhuriyet Halk Partisi dışında tüm siyasi partilerin, AK Parti hariç, Milliyetçi Hareket Partisi dahil tepki gösterildi. Bu karara tepki gösterildi. Buradan şunu açıkça ifade ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin kurucu partisi. Bu ülkenin kurucu partisinin ne belediye başkanına ve milletvekiline ne bir tek üyesine kimsenin ‘terörist’ demeye gücü yetmez ve onun alnını karışlarız. Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz bu ülkede barış olsun, kardeşlik olsun denildiği bir süreçte, belediye başkanımıza 15 yıl önce taziye telefonu açmış diye, esnaf gezerken bir dükkana girmiş diye, satın aldığı elektrik süpürgesinin parasını yolladığı kişinin bilmem nereyle irtibatı varmış diye, sırf Esenyurt Belediyesi’ne çökmek için kurulan bu kumpaslara da teslim olmayız. Buradan tüm siyasetçilere sesleniyorum. AK Parti’nin kara düzenine karşı, AK Toroslar çetesine karşı, ya bu milletin ve seçtiklerinin, bu milletin seçme iradesinin arkasında duracağız ya da bunlar bizi 100 yıl geriye götürecekler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kelime eksik konuşmaya, bir santim eğilmeye, bir adım geri adım atmaya asla ve asla tahammül etmeyiz, müsaade etmeyiz. Dik duranlar bizimle yürüsünler. Teslim olanlar bu iktidarla yürüsünler. Bundan sonraki süreçte dostu düşmanı, bu milletin iyiliğini isteyeni, kötülüğünü isteyeni, bu milletin iyi bir noktaya gitmesini isteyenle geride kalmasını isteyeni millet de ayıracaktır, bundan sonra Meclis’te de saflar ona göre ayrışacaktır. Cumhuriyeti kuran parti, demokrasiyi getiren parti, insan haklarını savunan parti, bağımsız yargıyı isteyen parti, bizimle yol yürüyecek herkesin yürüyüşüne destek olacaktır, Cumhuriyeti ayakta tutacaktır.”
“EN BÜYÜK KÖTÜLÜK BU MİLLETE YAPILDI”
“Değerli Yalovalılar çok ciddi konulardan konuştuk, şimdi biraz daha gülmeye var mısınız? İzleyelim mi Televole? Bir aralar Televole diye bir program vardı biliyor musunuz? Akın Akın Televole diye. Şimdi memlekette bu kadar büyük bir darbe girişimi, Cumhurbaşkanı adayımıza ki ne benim adayım, elbette benim adayım ama sadece benim değil. Ne partinin adayı, elbette partimin ama sadece onun değil. 23 Mart tarihinde 15,5 milyon kişinin sandıklara koşarak oy verdiği aday. İmza kampanyasında 25,5 milyon kişinin imza attığı aday için, onu seçime giremez hale sokmak için öncelikle 31 yıl önce aldığı diplomasına saldırdılar. Devletin 35 yıl önce verdiği ilanı yok saydılar. 31 yıl önceki diplomayı yok saydılar. En büyük kötülüğü de Ekrem Başkan’a değil, bu ülkenin verdiği evraklara kıymet verenlere, yatırımcılara, iş insanlarına, yurt dışından Türkiye’ye yatırım getireceklere ve bundan istifade edecek Türk milletine yaptılar. Şimdi o kişiler bu yaptıkları işte, biraz önce söyledim. Hiçbir iftiralarının altını dolduramayınca, bizler güya susacaktık, sinecektik, onlar da konuşup konuşup gürültüye getireceklerdi. Ekrem İmamoğlu tarihe hırsız, yolsuz diye geçecekti. Biz arkasından çekilince onlar da onu, sonra da milleti ezecekti. Tabii buna izin vermediğimiz için kamuoyu araştırmalara yüzde 60 ‘Bu dava siyasidir’ dediği için, yüzde 25 ‘Savcıya inanıyoruz’ dediği için, yüzde 15 de ‘Kafam karışık ya da telefonda konuşmaya korkuyorum’ dediği için şu anda toplumda beş kişinin üçü bu davanın siyasi olduğuna, Ekrem Başkan’ın masum olduğuna inanıyor. Hal böyle olunca hem yoksulluğu, sefaleti, hem de 19 Mart rezaletini unutturmak isteyenler güya kumarla mücadele ediyorlar. Yasa dışı kumarla. Güya uyuşturucuyla mücadele ediyorlar. Uyuşturucuda torbacı topluyorlar baronlara dokunmuyorlar. Ya da şikede iki tane topçuyu buluyorlar, gerisine ilişmiyorlar. İki topçu, iki popçuyla operasyon yapıp bunu magazin haline getirip, her sabah 3-5-10 kişiyi evlerinden toplayıp, sonra sekizine ‘pardon’ deyip ikisini içeri koyup birini de ertesi gün salıyorlar. Ama orada gençlerin sevdiği sanatçılara, bu milletin gönlüne girmiş insanlara yapılan haysiyet suikastini, onların ailelerinin düştüğü durumu, komşularının gözünde, çocuklarının okulda düştüğü durumu da kimse gözetmiyor. Bir suçlu varsa elbette suçluyla uğraşılır, ama herkes suçlu ilan edilip 20 kişiden 17’sine,15 gün sonra ‘pardon’ demenin bir kıymeti yoktur. Ama mesele ne kendi içlerindeki pudra şekerciler, ne gerçek kumar, uyuşturucu baronları. Mesele ‘Efendim herkese dokunuyor bizim arkadaşlar’ demek ve mesele bu konuyu magazin haline getirmek. Bakın bu savcı şunu hatırlayacaksanız, çok sinirlenmiştim. ‘Bir daha görürsem’ deyip çok ağır konuşmuştum. Bir daha yapmadılar. Belediye başkanlarımızı, belediye meclis üyelerimizi, 55 kişi dizip iki yanına birer polis kollarına geçirip, yukarıda bir yere kamera koyup, hepsini böyle geçirip arabalara dizmişlerdi ya hatırlıyor musunuz? Sonra o arkadaşlarımızı doktora götürmüşlerdi, hastaneden çekmişlerdi hatırlıyor musunuz? O görüntüleri ilk olarak Ekol TV yayınlamıştı. Hatırlıyor musunuz? Ben de demiştim ki ‘Bu görüntüleri çekene, çektirene, erkenden Ekol’e verene, orada haysiyet suikasti yapana, günü gelince soracak hesabım var’ demiştim. Hatırlıyor musunuz? ‘Burnunuzu sürteceğim’ demiştim hatırlıyor musunuz? Sonra ne oldu? Sonra bu savcı gidip Ekol TV’yi ziyaret etmişti. O Ekol TV şimdi kapandı. Kara paraya karıştı. Yurt dışına kaçtı. dört bir tarafa saçıldı. Tabelayı indirdiler, ortada Ekol TV yok. Doğru mu? Şimdi bugün sabah Ankara İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın, Ekol TV’ye her sabah koşup o görüntüleri ilk veren Akın. İstanbul’a atandığında Ekol TV’yi ziyarete giden, başka bir kanala gitmedi, bir tek ona gitti. Haysiyet suikasti yaptıran Akın bu sabah başvurdu, ‘İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ekol TV’yi ziyaret etti’ haberlerine erişim engeli getirdi, erişim. Niye? Bir tek gelir gelmez ona gitmiştin. Sabahları videoları ona vermiştin. Haysiyet suikastini ona yaptırmıştın. Adamlar kara paracı çıktı, yurt dışına kaçtı. Senin ilişkin ortada. ‘Şimdi haberi kaldırın, kimse izlemesin.’ Vallahi akın akın hep beraber izleyeceğiz. Geliyor akın akın Televole. Geliyor akın akın Televole. ‘Oynatalım Uğurcum’ yapacağım. ‘Bizim arkadaşlarımıza bu haysiyet cellatlığını yapan Akın , şimdi ne durumda bakın. Oynat bakalım Uğurcum’ yapacağım. O günü bekliyor musunuz? O günü görecek miyiz? Buradan ilan ediyorum; öyle savcı maaşıyla, 16 tane gayrimenkul, İstanbul’un en pahalı yerlerinde, en pahalı gayrimenkuller, 100 yıl çalışsan alamayacağın parayla ev almalar, yat bakmalar, kat oturmalar. Ben bunların peşini bırakmam. Hepsini biliyorum, RTÜK’teki polisi de biliyorum. Yanındakini de biliyorum. Vallahi de bırakmam, çok yakında geliyor. Oynatalım Uğurcum. Akın akın Televole geliyor.”
“MEYDANLARI DOLDURAN SİZSİNİZ”
“Diyorlar ki ‘Bu meydanlar nasıl doluyor? Efendim yaz oluyor doluyor, kış oluyor doluyor. Dolu yağıyor doluyor, kar yağıyor doluyor. Sıcakta doluyor, soğukta doluyor. Bunu nasıl yapıyorsun?’ Vallahi benim görevim bu mikrofonu tutmak, burada deli gibi gidip gitmek. Bu meydanı dolduran bu amcam benim, bu amcam. Sizsiniz, sizsiz. Evde pijamayla oturup uzaktan kumandayla muhalefet yapmıyorsunuz. Solculuk yapmıyorsunuz. Meydanlara taşıyorsunuz. Hepinize helal olsun. Hepinize helal olsun. Torun sevmek yerine, torununun geleceğini düşünenlere, eşiyle oturmak, kestane kızartmak yerine memleketin geleceğinde inisiyatif alanlara helal olsun. Hepinize helal olsun. Demin şarkıyı söylerken diyor ki Muharrem Başkan, ‘Yalova tarihinin en muhteşem mitingi’ diyor. Yalova tarihinin en muhteşem eylemine, en muhteşem mitingine hoş geldiniz, şeref verdiniz. Hepinizi alnından öpüyorum. Buradan Yalova’dan Türkiye’de televizyonları başında bizleri izleyen herkese söylüyorum. Eğer çağrıldığınız meydana giderseniz, meydanları doldurursanız, verilen görevi yaparsanız, sesi yükseltir mücadeleyi güçlendirirseniz bizi kimse yenemez. Sizin o bileğinizi kimse bükemez. Tek başına olanlar, tek başına kalanlar, korkanlar kaybeder. Yalnızlar kaybeder. Birlikte olanlar, karşısındaki ne olursa olsun birlikte olanlar kazanır, birlikte mücadele edenler kazanır. Tüm Türkiye’yi mücadeleye davet ediyoruz. Mücadeleye davet ediyoruz. Bundan önce hiçbir mitinge gitmeyene söylüyorum. Mitingte dünyanın en onurlu ve en kolay işidir. Çok kolay. Pijamayı çıkarıyorsun, bir kot pantolon, bir kumaş pantolon giyiyorsun. Üstüne mümkünse bu kış gününde kalın bir şeyler giyiyorsun. Onun dışında evde Türk bayrağı varsa alıyorsun, yoksa onu da geliyorsun biz veriyoruz. Ve meydana geliyorsun, sağına soluna bakıyorsun. Senin gibi alnı açık, yüreği temiz, çalmayan çırpmayan ömrü boyunca harama bulaşmayan dünya güzeli insanlar var. Onlarla omuz omuza veriyorsun, bu düzeni değiştiriyorsun. AK Parti’nin kara düzenini değiştiriyorsun.”
“BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”
“Bak sen gelirsen ne olacak? Pijamayı çıkarırsan, pantolonu, eteği giyersen, meydana gelirsen ne olacak? Bunların yaptığı gibi asgari ücret 28 bin lira değil, bugün için en azından 39 bin lira olacak. Emekli maaşı 20 bin lira değil, en azından 39 bin lira olacak. Emekli maaşı 2 çeyrek altın değil, bunlar gelmeden önce olduğu gibi 8 çeyrek altın alacak. Kredi Yurtlar Kurumu ücreti 4 bin lira oldu şimdi. Geldiklerinde verilen Kredi Yurtlar Kurumu bursuyla 1,5 çeyrek altın alınıyordu. Bugün 4 bin lira. Bunlardan önceki tutar 15 bin lira.. Her öğrencinin KYK bursu en azından 15 bin lira olacak. Diğer tarafta dünyanın en adaletsiz vergisini veriyoruz. 100 lira vergi topluyor, 11 lirası holding sahibinden, iş adamından, iş kadınından, zengininden. Ama 88 lirası bu meydandan. Yüzde 64’ü dolaylı vergi. Yani fabrikatörle kapıdaki bekçisinin eşit verdiği vergi. Elektriğe, suya, telefona ya da çocuk bezine, mamaya, çaya, şekere, çorbaya verilen aynı vergi yüzde 64. Yüzde 24 maaşlardan kesilen gelir vergisi yüzde 88. Sadece yüzde 11’i alınması gerekenden alınan vergi. Sen meydana gelirsen vermeyenlerden çok alınacak, garibanlardan, yoksullardan hiç alınmayacak, az kazananlardan az alınacak. Ama birlikte kazanacağız, adilce bölüşeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi asla ve asla ne sermayenin, ne iş insanının ne fabrikatörün düşmanıdır. Onlara daha çok kazanacakları ama vergilerini adil ödeyip eşitçe paylaşacakları bir düzen sunacağız. Ve Cumhuriyet Halk Partisi döneminde Türkiye’deki gençlerin vize sorunu kalmayacak. Buradan açıkça ilan ediyoruz. CHP gelecek Türkiye Avrupa Birliği’ne gelecek, vizesiz Avrupa yasaksız Türkiye olacak. Nasıl belediyelerimiz yapıyorsa her mahallede devlet kreşleri ve her şehirde devletin yurtları olacak. Ne öğrencimizi ne emeklimizi sokakta bırakmayacağız. Barınma sorunu devletin sorunu olacak. Yoksulun sorunu olmayacak. Kimsenin karnı aç, sobası odunsuz, evladı mutsuz olmayacak. Böyle bir ülkeyi kurmak için bir tek şeye ihtiyaç var. AK Parti’nin kara düzeni gidecek, Türkiye Cumhuriyeti’nde halkın iktidarı kurulacak. Bu iktidarı kurmaya var mısınız? Var mısınız? İşte bunun için bu meydandayız. İşte bunun için 24 Ocak günü bu karda, kışta, bu soğukta hep birlikteyiz. Şimdi Silivri’den Ekran Başkan bakıyor. İzmir’den Murat Çalık bakıyor. Ve biz defalarca onlar için söyledik, ama bu 24 Ocak’ta, bu şarkının en çok yakıştığı kişi için; başta Uğur Mumcu, bütün devrim şehitleri için. Türkiye’nin dört bir yanında haram yemeyen, cana kıymayan ve hepimizin yerine yatanlar için, yiğitlerimiz için, aslanlarımız için, 24’ünde bu tarihi günde Yalova’da Cumhuriyet Meydanı’nda yiğidim aslanım için önce cep telefonlarının ışıklarını göreyim. Hepsini. Bu arada şarkıdan önce ışıklar yanarken Beyaz Baston Derneği’ni daha önce söylemiştim. Onların sorunlarını biliyoruz, onların farkındayız dite. Bir kez daha ‘Ben sizi göremiyorum, siz beni görün’ diyorlar. Yiğidim aslanım geliyor. Hem içeride yatan arkadaşlarımız için ama özellikle bugün Uğur Mumcu ve yitirdiğimiz devrim şehitleri için geliyor.”