Cumhuriyet Halk Partisi İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Yeni Parti’nin siyasi programına yönelik dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Kuşoğlu, partinin ekonomi ve siyaset anlayışının Amerikan liberalizmini yansıttığını öne sürerken, CHP’nin yeni dönemde devletçilik ilkesini günün koşullarına göre yeniden uygulamaya hazırlandığını ifade etti.
Aydınlık’ın, Manşet Ankara’dan Kübra Açıkgöz’ün röportajından aktardığına göre Kuşoğlu, Yeni Parti’nin kuruluş sürecinde belirgin bir ideolojik ayrılığın ortaya konulmadığını söyledi. Partiden ayrılan isimlerin CHP yönetimine yönelik açık bir siyasi veya düşünsel eleştiri dile getirmediğini savunan Kuşoğlu, yaşanan kopuşun hangi temel görüş ayrılığına dayandığının kamuoyuna anlatılmadığını belirtti.
“Program liberal bir çizgi taşıyor”
Yeni Parti’nin programı ve kamuoyuna açıkladığı politikalar üzerinden değerlendirme yapan Kuşoğlu, ortaya konulan yaklaşımın liberal ekonomi anlayışıyla büyük ölçüde örtüştüğünü ileri sürdü. Kuşoğlu’na göre dünyada devletin ekonomideki rolünü sınırlayan ve piyasayı merkeze yerleştiren politikalar eski etkisini kaybetmeye başladı.
Kuşoğlu, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından liberal demokrasinin ve serbest piyasa ekonomisinin alternatifsiz kaldığını ileri süren görüşlerin günümüzde geçerliliğini yitirdiğini savundu. Küresel ölçekte yaşanan ekonomik krizlerin, salgınların, enerji sorunlarının ve gelir dağılımındaki bozulmanın kamunun önemini yeniden gösterdiğini ifade etti.
Yeni Parti’nin programında bu değişimin yeterince dikkate alınmadığını öne süren Kuşoğlu, “Liberalizm bitti” değerlendirmesinde bulundu. Yeni Parti yöneticilerinin dünyada değişen ekonomik dengeleri doğru okuyamadığını savunan CHP Genel Başkan Yardımcısı, devletin sosyal ve ekonomik yaşamdan tamamen çekildiği bir sistemin sürdürülebilir olmadığını belirtti.
Eğitimde artan maliyetlere dikkat çekti
Bülent Kuşoğlu, devletin ekonomideki rolünü anlatırken eğitim alanındaki maliyet artışlarını örnek gösterdi. Çocukluk yıllarında memur olan babasının tek maaşıyla üç kardeşin üniversite eğitimi alabildiğini anlatan Kuşoğlu, aynı ekonomik şartların bugün sağlanmasının son derece zor olduğunu söyledi.
Günümüzde bir kamu çalışanının birden fazla çocuğun barınma, ulaşım ve üniversite giderlerini karşılamakta güçlük çektiğini dile getiren Kuşoğlu, eğitim hizmetlerinin yalnızca ailelerin maddi imkânlarına bırakılamayacağını vurguladı. Kuşoğlu’nun değerlendirmesine göre fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için kamunun eğitim alanındaki sorumluluğunun ve desteğinin artırılması gerekiyor.
CHP’nin ekonomi programında devletçilik vurgusu
CHP’nin yeni dönemde izleyeceği ekonomik çizgiye ilişkin de konuşan Kuşoğlu, piyasa mekanizmasının tamamen dışlanmadığını ancak stratejik sektörlerin yalnızca özel sektörün tercihlerine bırakılamayacağını söyledi.
Eğitim, tarım, sanayi, enerji ve yüksek teknoloji gibi alanları sıralayan Kuşoğlu, bu sektörlerin Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı ve kalkınma hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Büyük yatırımların, uzun vadeli projelerin ve toplumsal yarar sağlayan hizmetlerin yalnızca kısa vadeli kârlılık hesaplarıyla yönetilemeyeceğini ifade etti.
CHP’nin bu nedenle kamunun düzenleyici, yatırımcı ve yönlendirici rolünü güçlendiren bir yaklaşım benimseyeceğini kaydeden Kuşoğlu, devletçilik ilkesinin geçmişteki uygulamaların aynen tekrarlanması anlamına gelmediğinin altını çizdi. Kuşoğlu, CHP’nin hedefini “Devletçiliği yeni koşullara uygun biçimde yeniden hayata geçirmek” sözleriyle açıkladı.
Yeni Parti’ye geçen isimlere çağrı
Kuşoğlu, geçmişte devrimci, kamucu veya devletçi siyaset içinde yer alan bazı isimlerin Yeni Parti çatısı altında bulunmasını da eleştirdi. Yeni Parti programının Amerikan liberalizmine yakın olduğunu savunan Kuşoğlu, söz konusu isimlerin siyasi geçmişleriyle yeni program arasında uyumsuzluk bulunduğunu öne sürdü.
Bu kişilerin ideolojik olarak bulunması gereken yerin CHP olduğunu ifade eden Kuşoğlu’nun açıklamaları, iki parti arasındaki tartışmanın yalnızca kadrolar üzerinden değil, ekonomi politikaları ve devletin rolü üzerinden de devam edeceğini gösterdi.