Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanımız Akın Atalay, Yayın Danışmanı ve yazarımız Kadri Gürsel, muhabirimiz Ahmet Şık ve muhasebe çalışanımız Emre İper’in asılsız ve mantıksız iddialarla hâlâ cezaevinde tutulduğu davaya bugün İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.
FETÖ Davası ve Cumhuriyet Gazetesi
Cumhuriyet gazetesi, 31 Ekim 2016 tarihinde FETÖ davası savcısı Murat İnam tarafından başlatılan bir soruşturmanın merkezinde yer alıyor. Söz konusu iddianame, gazetemizdeki köşe yazıları, haber içerikleri ve manşetleri kullanarak, Cumhuriyet’i örgüte yardım etmekle suçlayarak çeşitli davalar açıldı. Yaklaşık 18 Cumhuriyet çalışanı sanık durumda ve bugüne dek bu suçlamayı destekleyecek somut herhangi bir delil ortaya konulamamıştır. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçirdiğimiz duruşmalar, aslında sanatçılarımızın yaptıkları işlerin, hukuksal açıdan "gazetecilik" adı altında değerlendirilebileceğini gözler önüne sermiştir. Mahkeme heyetinin sorguları, gazete yayıncılığı politikamızın anlaşılmasına da yardımcı olmuştur.
Yargının Sorgulamaları ve Basın Politikası
Mahkeme, iddianamede yer alan suçlamaları değerlendirmek için birçok soruda başta Cumhuriyet Vakfı’nın kuruluş ilkeleri olmak üzere gazetemizin yayın politikası üzerinde durdu. Daha önce basın savcıları tarafından suç unsuru olarak görülmeyen haberlerin, çok sonra “yayın çizgisi” çerçevesinde suçlama konusu haline gelmesi dikkat çekti. Mahkeme başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, sorgulardan önce gazetecilik anlayışı ve yayın politikasıyla ilgili yorumlarda bulunarak, bu durumu vurguladı. İlgili duruşmalarda mahkeme heyetinin bazı soruları, salondaki gazetecilerin tepkisini çekti. Bu, yargının gazetecilik üzerindeki baskısını tekrar gündeme taşımış oldu.
Şiddet ve Terör ile İlgili Tartışmalar
Bazı soruların yöneltilmesiyle birlikte, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet gazetesinin yayın politikası hakkında açıklamalarda bulunarak, "Böyle bir şey yoktur efendim" şeklinde yanıt verdi. Atalay, ayrıca Vakıf yönetim kurulunun gazeteyi okuyucular kadar benimsediğini ifade etti. Üye hâkimlerin editoryal bağımsızlık konusundaki sorularına liderliğindeki ilkelere vurgu yaparak, "bu Cumhuriyet’te mutlak bir ilke" açıklamasında bulundu. Terör örgütleri ile ilgili sorulara ise Atalay, bu konularda kişisel görüş beyan etmenin kendisi için düşüklük olarak algıladığını belirtti.
Gazetecilik Prensipleri ve Mesleki İlkeler
Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, mahkemede Vakıf senedi ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Mesleki ve vicdani sorumlulukları göz önünde bulundurarak, "Bu gazete her zaman terörü kınar" dedi. Sabuncu, gazetecilik pratiğinde insanlık ve mesleki değerlere sadık kalma noktasında kesin bir duruş sergilediklerini vurgulayarak; "Cumhuriyet gazetesi, haberlerini bu ilkeler çerçevesinde işler" diye ekledi. İlgili konulara dair yapılan tartışmaların hiçbirinin mesleki haber anlayışlarını etkilemediğini belirtti. Ayrıca belirli terör grupları ile ilgili benzer duruş sergileyerek, bu durumun gazetede hiçbir yere konu edilmediğini ifade etti.
Hakikatin Rolü ve Gazetecilik Sınırları
Başkan Abdurrahman Orkun Dağ, muhabir Ahmet Şık’a gazeteciliğin sınırlarını sorgulayan sorular yöneltti. Şık, gazeteciliğin gerçeklikle olan bağının ve kamusal çıkarların belirleyici olduğunu ifade ederek, “Hakikati anlatan her şey haberdir” görüşünü belirtti. İkili arasında geçen görüşmeler, gazetecilik değerleri ve basın özgürlüğü üzerine önemli bir tartışma yarattı. Ahmet Şık, MİT ile ilgili haberlerin doğruluğunu sorgulayan başkanın iddialarına karşı çıkarak yıllardır gazetecilik yaptığı ve toplumsal meselelere olan duyarlılığını ifade etti. Aynı zamanda yargının uygulamalarıyla ilgili de eleştirilerde bulundu.
Dava Süreci ve Tanıkların Rolü
Mahkeme, tanıkların beyanlarını ve her bir şüpheyi derinlemesine incelemeye devam etti. 11 Eylül’deki duruşmada Cumhuriyet Vakfı’nın eski yönetim kurulu üyesi İnan Kıraç, geçmişten gelen suçlamaları çürütücü beyanlarda bulunarak, tarihin önemli isimleriyle gazetemizin gelenekselliğinin dışına çıkılması gerektiği fikrini dile getirdi. Buna karşın, mahkeme heyeti, sanıkları serbest bırakmamak için daha soyut gerekçelerle kararını sürdürmüştür. Gazete çalışanları, davanın seyrini etkileyebilecek tanıklık beyanlarında bulunmuş ancak hâlâ tutuklama kararları devam etmiştir.
Son Gelişmeler ve Duruşma Bilgisi
Mahkeme, 9 aylık tutukluluğun ardından tahliyeleri gerçekleştiren kararları alırken, Aydınlık gazetesinin yazarı Alev Coşkun'un duruşmaya katılmaması halinde zorla getirilmesine karar vermiştir. Bugünkü duruşmada, Coşkun’un katılmaması halinde, yakalama kararı çıkarılabilecektir. Gazetemizin durumu, Türkiye’deki basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü konularındaki endişeleri bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır.